02/07/2026 | Yazar: Yüsra Batıhan

Onur Ayı'nın ilk gününde yaşamını yitiren trans kadın Deniz Soydam'ın, ölümünden bir yıl önce anlattıkları yeniden okurla buluşuyor.

Deniz’in ardından: onurlu bir yaşam Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Fotoğraf: Fatoş Sarıkaya

“Yaşamıyoruz ama ölmemeye çalışıyoruz.” Bu cümle, Deniz Soydam’ın 7 Haziran 2025 tarihinde bana verdiği röportajdaki en çarpıcı cümleydi. 2026 yılı Onur Ayı'nın ilk günü, Muamma LGBTİ+ Derneği’nden Umut Derin’in attığı “Deniz’i kaybettik. Haber vermek istedim.” mesajı, bu bağlamıyla benim için oldukça yıkıcıydı. Çünkü biliyordum, Deniz intihar etmemişti. Çünkü bu onun kaderi de değildi. Deniz ve niceleri nefrete inat onurlu bir yaşamı herkes gibi, herkes kadar hak ediyordu.

Deniz, transfobik devlet ve toplum tarafından el birliğiyle intihara sürüklenmişti. Onu dinlemiş, onun sözlerini kaleme almıştım. Ölüm haberini aldıktan hemen sonra da yaptığım ilk şey, onun sözlerini yeniden dinlemek oldu. O an, Deniz’in bu sözlerini daha fazla kişiye ulaştırmam gerektiğini düşündüm.

Biliyordum, Deniz yaşam doluydu. İçinde her rengi taşıyor, her rengi ayrı ayrı yaşamak istiyordu. Yine biliyordum ki Deniz iktidarın, toplumun, ataerkinin nefretine inat onuruyla yaşadı. Onur Ayı son bulmuşken onun sözlerini filtresiz olarak, editör veya gazeteci makasına değmeden aktarmak istedim.

Deniz’e ve katledilen tüm transların anısına…

“Ben bir yıldır açık kimliğimle yaşıyorum. Trans bir kadınım. Ancak kendimi fark etmem 5-6 yaşlarıma dayanıyor. Bu yaşlardan itibaren de sürekli kendimi gizleme ihtiyacı hissettim. Hislerimi, duygularımı 25 yaşıma kadar gizli bir biçimde yaşadım. Ondan sonra bastıramadığım feminen duygularla araştırmaya başladım ve kim olduğumu tam olarak anladım.

Aslına bakarsanız biz de kendimize dair çok şey bilmiyoruz. Benim son bir yılda kendime dair öğrendiklerim, 25 yılın tamamına bedel. Yani bu anlamda kendimi tanıdığım bir yıl oldu.

Geçmişte, gizli kimlikli olmama rağmen, maskülen bir erkek gibi gözükmeme rağmen çoğu kez tacize varan durumlarla karşı karşıya kaldım. Bu durumda şu anki hâlimle iş aramaya cesaret bile edemedim. İşe girmeyi elbette ben de isterim ama ‘Maskülen erkek görünüşümle bile bunları yaşıyorsam, bu hâlimle (değişim sürecinin içerisindeki hâli) neler neler yaşarım.’ dedim. Hani trans kimliği gizlemek de mümkün değil. Birçok lezbiyen veya gay arkadaşım kimliğini gizleyerek yine iş buluyor ancak benim öyle bir şansım da yok. Zaten bunun için, kimliğimi eskisi gibi gizlememek için yaşadığım şehirden ayrılıp bir Akdeniz şehrine yerleştim. Burada daha rahat edeceğimi düşünüyordum. Kısmen bir etkisi oldu ama hâlâ transfobi ile karşı karşıyayım.

Ben ev arayışında da hezimete uğradım. 5-6 defa ev arayışına da girdim. Hiçbir ev sahibi bana ev vermedi. Ben de arkadaşlarımın evinde kalmaya başladım. Normalde ailem az da olsa destek veriyordu. Onlar da desteklerini tamamen kesti. Yani aslında şu anda idare etmeye çalışıyorum. Yani yaşamıyorum ama ölmemeye çalışıyorum.

Ekonomik olarak bu kadar zorlandığım koşullarda psikolojik ve fiziksel sağlık sorunlarıyla da karşı karşıyayım. Sürekli anksiyete krizleri geçiriyorum. Bazen kriz geçirerek uyanıyorum. Belirsizlik; stres, endişe ve kaygı yaşatıyor.

Bir ara flörtümün evinde kalıyordum. ‘Arkadaşım gelecek.’ dedi. Ben oradan çıkıp başka bir arkadaşımın evine gittim. Ardından aldatıldığımı öğrendim. Şimdi kaldığım arkadaşıma ‘Bayram bitene kadar sende kalacağım.’ dedim. Bayramdan sonra bu gerçeği bile bile yine flörtümün evine gideceğim. Çünkü evim yok, gidecek başka bir yerim yok, maddi sıkıntılarım var. Ne yapabilirim ki bu durumda! Zaten kalacak bir yer bulsam bir daha dönmem.

Bu durum onurlu bir yaşamın önünde büyük bir engel. Evim yok, barkım yok, gidecek yerim yok, maddi sıkıntılarım var, toplumda transfobi yoğun bir şekilde hissediliyor. Bazen biri sana sevgili olamam diyor ama gidip hetero biriyle sevgili oluyor. Tüm bunlar bizi derinden etkiliyor. Bazen evinde kaldığın kişi senden rahatsız olduğunu gösteriyor. Oradan çıkıyorsun ama yine başka bir yere gidiyorsun. Gidecek bir yerin yoksa da orada kalıyorsun.

Geçenlerde yine trans bir arkadaşımız intihar etti. Ailesi, intihar ettikten sonra bile eski ismini kullanıyordu. Hani insanlar için bunlar basit şeyler, dalga geçilecek şeyler ama bunların bizim yaşamlarımıza etkisi çok fazla. O kadar çok sorun yaşıyoruz ki!

İlaçlara erişimde çok zorlanıyorum. Hormon sırası için 6 ay sonraya randevu verdiler. 2 aylık ilaç verip 6 ay sonraya randevu veriyorlar. Üniversite hastanesinde bile durum böyle.

Benim hastaneye sevkim mahkeme üzerinden yapıldı. Büyük puntolarla "ücret alınmayacak" yazılıyordu ama ben sürecimin uzamaması için ücret verdim. CİMER’e yazdım ve bir buçuk ay sonra ücret iadesi için çağırdılar. Gittiğimizde ise Hasta Hakları Birimi hiçbir sorunu çözmedi, başhekimlik çözmedi. Bu şekilde bitti yani süreç. Hastane ve ilaç süreci gerçekten çok zorlu. Ben hormon kısıtlamasından sonra ilacıma erişemediğim için doğum kontrol hapı kullanıyorum ama o da karşılamıyor zaten.

Y: Peki Deniz, bunu başka bir haberin konusu yapsak nasıl olur? Bu konuyu konuşacak birilerini bulabilir misin, hem seninle hem onlarla konuşalım?

D: Olur, olur. Bulmaya çalışırım birilerini. Aklıma bir iki kişi de var aslında…”


Etiketler: insan hakları, yaşam, nefret suçları, heteroseksizm, trans, ikili cinsiyet sistemi, lgbti, eşcinsellik, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks
İstihdam