22/06/2026 | Yazar: Kaos GL
DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, bugün TBMM’de yaptığı basın açıklamasında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu; iktidarın LGBTİ+ karşıtı politikalarına tepki gösterdi.
DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, bugün TBMM’de yaptığı basın açıklamasında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu; Onur Ayı’nı selamlayarak “Haziran ayındayız ve Onur Ayı vesilesiyle de birçok yerde yürüyüşler yapılıyor. Dünyanın dört bir yanında eşitlik, özgürlük ve insan onuru taleplerinin görünürlük kazandığı; ayrımcılığa, nefrete ve dışlanmaya karşı dayanışmanın büyütüldüğü bir dönem, bir ay, bir mücadele zamanı” dedi.
Konuşmasında iktidarın Onur Yürüyüşlerini yasakladığını, hormona erişimi kısıtladığını ve cinsiyet uyum süreçlerini zorlaştırdığını hatırlatan Koçyiğit; LGBTİ+’ların hedef haline getirilerek dışlanmaya çalışıldığını söyledi:
“İktidar bu dönemi özgürlüklerin, eşitliğin, eşit yurttaşlık taleplerinin konuşulduğu bir zaman dilimi olmaktan çıkarıp yasakların, baskının ve nefret siyasetinin konusu haline getirmeye çalışıyor. Onur yürüyüşleri yasaklanıyor, toplantı ve gösteri yürüyüşleri engelleniyor. Anayasal haklarını kullanmak isteyen yurttaşın karşısına polis dikiliyor. Anayasal hakkını kullanmak isteyen yurttaşa karşı işleyen bu şiddet politikasının karşısındayız. Baskı siyaseti sadece basın toplantılarının, yürüyüşlerinin engellenmesiyle de olmuyor. Aynı zamanda yargı kararları eliyle, yasal hazırlıklar eliyle de aslında bir bütün baskı mekanizması sistematik hale getirilmeye çalışılıyor. Kimlikler hedef haline getirilip dışlanmaya çalışılıyor. Hormona erişimi kısıtlamayı, cinsiyete uyum süreçlerini zorlaştırmayı, insanların kendi bedenleri ve yaşamları üzerindeki karar hakkını sınırlandırmayı hedefleyen girişimler bunun en açık ve net göstergesi.”
Koçyiğit, belirli bir toplumsal kesimi hedef alan yasakçı ve ayrımcı politikaların, bütün toplumun demokratik hak ve özgürlüklerini daralttığını vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü:
“Hukukun görevi yurttaşların hak ve özgürlüklerini sınırlandırmak değil, bunları büyütmek olmalıdır. Ve aynı anlayışın sivil topluma, hak savunucularına yönelik uygulamalarda da kendisini göstermesi gerekir. Yani hukuk yurttaşı korumalı, sivil toplumu korumalı, insanların temel hak ve özgürlüklerini güvence altına almalıdır. Bütün bunları yapmayan bir sistemin ne demokratik olduğundan bahsedebiliriz ne de hukuk devleti ilkesiyle bağdaşan bir pratiğe sahip olduğunu ifade edebiliriz. Kimsenin kimliği, varoluşu, bedeni ya da yaşam biçimi devletin müdahale alanı olamaz. Demokratik bir toplumun ölçüsü, yalnızca çoğunluk olduğu varsayılanların haklarının korunması değil; birbirinden farklı tüm kesimlerin haklarının güvence altına alınmasıdır. Belirli bir toplumsal kesimi hedef alan yasakçı ve ayrımcı politikalar gerçekte bütün toplumun demokratik hak ve özgürlüklerini daraltmaktadır. Buna karşı durmanın da her birimiz için bir yurttaşlık görevi olduğunu ifade etmek istiyorum.”
Basın toplantısında 12. Yargı Paketi’ni de değerlendiren Koçyiğit, yargı paketinin toplumun beklentilerine yanıt vermediğini kaydetti, şu ifadeleri kullandı:
“Bugün AKP grubu 12. Yargı Paketi diye kamuoyunda bilinen yargı paketini, yeni bir teklifi basınla paylaştı. Çok hızlı bir şekilde bakma şansımız oldu. Hukuk Komisyonumuz ve Adalet Komisyonundaki arkadaşlarımızla beraber bakıp bu teklife dair görüşlerimizi kamuoyuna açıklayacağız. Ama ilk elden şunu ifade etmemiz gerekiyor. Gerçekten bu paket toplumun beklentilerine yanıt veren bir paket değildir. Bugün bu ülkede ciddi bir adalet krizi var, ciddi bir eşitsizlik var. Bu ülkede bir yargı krizi var. Bu ülkede yargının siyasallaşma hali var. Yargının siyaseti dizayn etme gerçeği var. Ama ne yazık ki bugün kamuoyuyla paylaşılan teklif metninin bütün bu dertlere derman olacak bir bakış açısından uzak olduğunu ifade etmemiz gerekiyor. Yapılması gereken şey demokrasiyi, eşitliği, özgürlüğü ve adaleti büyütecek paketler ve yasalar yapmaktır. Ama ne yazık ki teknik düzenlemelerle, günü kurtarmaya dair bir yaklaşımla AKP iktidarının sürece yaklaştığını görüyoruz. Hem cezaevinde olan mahpusların hem toplumun adalet beklentisini karşılamayan bu paketin bir derde derman olmadığı açık ve net.”
Etiketler: insan hakları, medya, yaşam, siyaset, trans, lgbti, ifade özgürlüğü, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks, yargı paketi, örgütlenme özgürlüğü
