12/02/2026 | Yazar: Kaos GL
17 Mayıs Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Defne Güzel, hakkında “genel ahlaka aykırılık” iddiasıyla dava açılmasının ardından marksist.org’a konuştu: “Susmayın, yalnız bırakmayın, yan yana durun.”
17 Mayıs Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Defne Güzel, derneğin yayınladığı interseks haklarıyla ilgili bir kitap ve sergi kataloğu gerekçe gösterilerek hakkında “genel ahlaka aykırılık” iddiasıyla Dernekler Kanunu’na muhalefet suçlamasıyla dava açılmasının ardından marksist.org’a konuştu.
marksist.org’da yer alan habere göre; Güzel, savcılığın bilirkişi raporunu yok sayarak 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası ve seçme-seçilme yasağı talep ettiği dava sürecini şöyle değerlendirdi:
“2024’te çok sayıda hak temelli sivil toplum örgütü ve LGBTİ+ örgütü İçişleri Bakanlığı’nın kapsamlı denetimlerine tabi tutuldu. Bu denetim dalgasıyla başlayan süreçte, bilirkişi raporu yapılan faaliyetlerin dernek tüzüğüyle ve amaçlarıyla örtüştüğünü açıkça ortaya koymasına rağmen savcılık bu raporu yok saydı. Ortada ne suç var ne de o “genel ahlak” denilen muğlak kavrama aykırı bir durum. Bu dava ifade özgürlüğüne, interseks haklarına, akademik üretime ve örgütlenme özgürlüğüne karşı açılmış bir dava. Aynı zamanda LGBTİ+’ları kriminalize etmeye dönük sistematik nefret siyasetinin bir tezahürü.”
Genç LGBTİ+ Derneği’nin “müstehcenlik” iddiasıyla kapatılmasının, kendisine açılan davayla paralellik gösterdiğini belirten Güzel, şu ifadeleri kullandı:
“‘Müstehcenlik’, uzun zamandır trans kadınları cezalandırmak, LGBTİ+ örgütlerini zayıflatmak ve sanatı sansürlemek için kullanılan bir aparat haline getirildi. Bu kavramın neye göre, kim tarafından ve hangi ölçütlerle belirlendiği belirsiz; ama hedefi çok net. Bunu yalnızca tekil vakalar olarak ele almak mümkün değil. Sosyal medya fenomenlerine görünür oldukları için operasyonlar düzenlenirken, LGBTİ+ örgütlerine yönelik yargısal taciz de eş zamanlı olarak sürüyor. Dernekler kapatılıyor, yöneticiler hakkında davalar açılıyor, sürekli bir tehdit hali yaratılıyor.”
“Susmayın, yalnız bırakmayın, yan yana durun”
Güzel, son aylarda Türkiye’de LGBTİ+’lara yönelen baskı sürecinin açık bir sindirme politikasının parçası olduğunu vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü:
“LGBTİ+’lara karşı pek çok alanda yürütülen bu baskı sürecinde, sosyal medya fenomenlerine de özellikle bir bedel ödetiliyor. Burada topluma verilmek istenen mesaj çok net: “Görünür olursanız, bunun bir bedeli olur. Sosyal medya zaten başlı başına bir “ihbar” alanına dönüştürülmüş durumda. Fenomenlere yönelik linç kampanyaları, devlet pratikleriyle birleştiğinde çok daha ağır sonuçlar doğuruyor. Oysa LGBTİ+’ları ayrımcılığa karşı koruması gereken devlet, tam tersine hedef haline getirilen LGBTİ+’ları cezalandıran bir pozisyona geçiyor.”
Demokratik kamuoyuna çağrı yapan Güzel, “Güvende olmayan LGBTİ+’lar için ses çıkarın” dedi:
“Kamuoyu baskısı ile bu hukuksuzluğun normal olmadığını, kabul edilemez olduğunu gösterebiliriz. Sessizlik, bu politikaların en çok beslendiği alan. LGBTİ+’ların, ifade özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü, hukuk güvenliği, hayatlarımız hedef alınıyor. Demokratik kamuoyuna çağrım çok açık: Susmayın, yalnız bırakmayın, yan yana durun.”
Röportajın tamamına ulaşmak için tıklayın.
Etiketler: insan hakları, kadın, medya, kültür sanat, yaşam, siyaset, anayasa, dava, trans, lgbti, ifade özgürlüğü, interseks, müstehcenlik, örgütlenme özgürlüğü, genel ahlak
