27/02/2026 | Yazar: Oğulcan Özgenç
TBMM Çocuk Hakları Alt Komisyonu’nun kabul ettiği “Dijital Mecralarda Çocuklarımızı Bekleyen Tehdit ve Riskler” raporunun ayrıntıları ortaya çıktı; LGBTİ+’lar rapor boyunca defalarca hedef alındı.
Fotoğraf: Serra Akcan / csgorselarsiv.org
Geçtiğimiz günlerde Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Hakları İnceleme Komisyonu’na bağlı Çocuk Hakları Alt Komisyonu’nda kabul edilen “Dijital Mecralarda Çocuklarımızı Bekleyen Tehdit ve Riskler Raporu”nun detayları ortaya çıktı.
Komisyon toplantıları boyunca defalarca hedef gösterilen LGBTİ+’lar, rapor metninde de “risk” ve “tehdit” başlıkları altında ele alındı.
Raporda yer alan “Çocukları Hedef Alan Terör Örgütlerinin, LGBTİ+ Yapıların ve Diğer Marjinal Grupların Tehditleri” başlıklı bölümde, LGBTİ+’lar doğrudan “tehdit” olarak gösterildi. Metinde, LGBTİ+’ların dijital mecralarda çocuklara yönelik “özendirici” ve “yaşlarına uygun olmayan” içerikler aracılığıyla görüşlerini dayatmaya çalıştığı öne sürüldü; çocukların bilinçaltına “tehlikeli mesajlar ve kodlar” gönderdiği iddia edildi:
“Sosyal medya ve diğer dijital platformların her geçen gün çocuklar tarafından daha yoğun biçimde kullanılması, bu grupların dijital mecralarda ideolojilerini daha hızlı yaymalarına imkan tanımaktadır. Çocuklara dijital ortamlarda daha kolay ulaşabilen ve onları etkileyebilen bu gruplar, çocukların bilinçaltına tehlikeli mesajlar ve kodlar göndererek onları kendi ideolojilerine yakınlaştırabilmektedir.”
Oyun platformları da hedefte!
Raporda, dijital oyun platformları da hedef gösterilen alanlar arasında yer aldı:
“Son yıllarda değişen nüfus dinamikleri, artan nefret söylemleri, savaş ve şiddet olayları, terör faaliyetleri, LGBTİ+ hareketleri ve marjinal gruplara ait sloganlar; medya, sosyal medya ve birçok dijital mecra ile oyun platformlarında dramatik bir şekilde artış göstermeye başlamıştır. Özellikle zaman içinde video oyunlarında LGBTİ+ topluluğunun temsillerinde belirgin bir artış olduğu, yapılan çalışmalarla ortaya konmuştur. Son kırk yıl içinde, LGBTİ+ karakterlerin neredeyse hiç var olmadığı oyun ortamlarından, bu topluluğun çok daha görünür biçimde temsil edildiği bir yapıya geçildiği ve 2014 yılından bu yana oyun tasarımlarında LGBTİ+ topluluklarının temsiline daha fazla yer verildiği tespit edilmiştir.”
Gökkuşağı simgeleri, arka plan renkleri…
Raporda, LGBTİ+’lar animasyon filmleri üzerinden de hedef gösterildi. Metinde, bazı animasyon içeriklerde kullanılan gökkuşağı simgeleri, bayraklar, arka plan renkleri ve “cinsiyetsiz” olarak tanımlanan karakter tasarımlarının çocuklara yönelik bir “aşılama” aracı olduğu iddia edildi.
“Müstehcenlik” ve “sapkın düşünce akımları” vurgusu
Raporda yer alan “müstehcenlik” ve “sapkın düşünce akımları” vurgusu da dikkat çekti. Metinde, dijital mecraların “suç grupları” ve “terör örgütleri” tarafından faaliyet alanına dönüştürüldüğü öne sürüldü; tehditler ve riskler başlığı altında “istismar”, “müstehcenlik”, “yasa dışı bahis ve fuhuş içerikleri”, “intihara ve uyuşturucuya yönlendirme” gibi maddeler sıralandı.
Raporda ayrıca çocukların “sapkın düşünce akımlarından olumsuz etkilenme” riskiyle karşı karşıya olduğu iddia edilerek, söz konusu içeriklerin dijital dünyada hızla arttığı ve ciddi tehdit oluşturduğu savunuldu.
TRT’nin sunumu da raporda: “Sapkınlık çağrıştıran semboller çocuk içeriklerinden tamamen çıkarılmalı”
Raporda, geçtiğimiz günlerde dijital platformu tabii’de LGBTİ+ düşmanı “Gökkuşağı Faşizmi” belgeselini yayınlayan TRT’nin komisyon toplantısında yaptığı sunuma da yer verildi.
TRT, sunumunda “Sapkınlık çağrıştıran semboller çocuk içeriklerinden tamamen çıkarılmalı” diyerek LGBTİ+’ları hedef almış; aile yapısını güçlendiren yapımların teşvik edilmesi gerektiğini ifade etmişti.
CHP: “İdeolojik bir tartışma zeminine çekilmiş”
Komisyon tarafından kabul edilen ve TBMM’ye sunulan rapora CHP ve DEM Parti şerh koydu.
CHP, şerhinde “Toplumsal ve siyasal tartışma yaratan kimlik ve yönelim meseleleri, çocukların dijital güvenliğiyle doğrudan ve ölçülebilir bir bağ kurulmadan orantısız biçimde öne çıkarılmış” diyerek şunları söyledi:
“Bilimsel veri, istatistiksel analiz ve karşılaştırmalı araştırmalarla desteklenmeyen genellemeler aracılığıyla çocuk güvenliği meselesi ideolojik bir tartışma zeminine çekilmiştir. Bu tercih, raporun temel amacından bilinçli bir sapmaya işaret etmektedir. Çocukların dijital ortamda maruz kaldığı somut, ağır ve belgelenmiş riskler geri plana itilmiş; buna karşılık kamuoyunda kutuplaşma yaratan başlıklar üzerinden siyasi ve ideolojik pozisyon üretme yoluna gidilmiştir.”
DEM Parti: “Rapor, ayrımcı ve nefret dolu bir dil benimsiyor”
DEM Parti ise şerhinde, rapor boyunca LGBTİ+’ların hedef alındığına ve komplo dili üreten bir yaklaşımla hazırlandığına dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:
“Dijital Mecralarda Çocuklarımızı Bekleyen Tehdit ve Riskler” başlıklı raporun bütününde, LGBTİ+’ların sıklıkla birer tehdit unsuru olarak sunulduğu bir dilin tercih edildiği görülmektedir. Bu yaklaşımın çocukları koruma iddiasıyla hazırlanmış bir metinde dahi benimsenmesi ise toplumda yaygın şekilde var olan nefret söylemini ve nefret suçlarını artırmaya hizmet edeceği aşikardır. Raporun bu yönüyle, çocukların güvenliğini sağlama amacıyla bağdaşmayan, ayrımcı ve nefret dolu bir dil benimsediği açıktır.
Etiketler: insan hakları, medya, nefret suçları, siyaset, heteroseksizm, trans, ikili cinsiyet sistemi, lgbti, eşcinsellik, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks
