09/03/2026 | Yazar: Kaos GL

Hormon Hakkım Kolektifi’nden Baran Alaz, kolektifin kuruluş süreci ve transların hormona erişim hakkına yönelik engeller üzerine bianet’ten Tuğçe Yılmaz’a konuştu.

Baran Alaz, bianet’e konuştu: “Hormon kullanımına getirilen kısıtlamalar, birçok transın sürecini belirsizliğe sürükledi” Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Hormon Hakkım Kolektifi’nden Baran Alaz, kolektifin kuruluş süreci ve transların hormona erişim hakkına yönelik engeller üzerine bianet’ten Tuğçe Yılmaz’a konuştu.

bianet’te yer alan habere göre; Alaz, kolektifin hormona erişim hakkını savunmayı ve yaşanan hak ihlallerini görünür kılmayı hedeflediğini söyleyerek şu ifadeleri kullandı:

“Hormon Hakkım Kolektifi, Türkiye’de son bir yılda transların hormona erişimini hedef alan kısıtlamaların giderek artması üzerine bir araya gelen aktivistlerin ve örgütlerin ortak ihtiyacından doğdu. 20 Kasım 2024’ten itibaren hormona getirilen e-reçete zorunluluğu ve kota uygulamalarıyla başlayan süreç, kısa süre içinde yeni denetim mekanizmaları, yaş kısıtlamaları ve son olarak fiili bir erişim engeline kadar ilerledi. Bu gelişmeler bize şunu gösterdi: Transların sağlık hakkı idari düzenlemeler ve politik müdahalelerle giderek daha fazla hedef haline getiriliyor. Biz de bu süreci görünür kılmak, doğru bilgiyi yaymak ve hormona erişimin bir hak olduğunu savunmak için bir araya geldik.”

Hormon kullanmanın translar için isteğe bağlı bir uygulama olmadığını vurgulayan Alaz, hormona erişimin engellenmesinin fiziksel ve psikolojik etkiler doğurabildiğini kaydetti:

“Hormon kullanmak translar için isteğe bağlı bir uygulama değil; fiziksel, ruhsal ve sosyal iyilik hâlinin önemli bir parçası. Bu nedenle hormona erişimin kesintiye uğraması transların yaşamını doğrudan etkiliyor. Son bir yıldaki kısıtlamalar birçok transın sürecini belirsizliğe sürükledi. Özellikle yaş kısıtlaması nedeniyle hormon kullanmayı kesmek zorunda kalan genç translar oldu. Hormon kullanımının bir anda kesilmesi hem fiziksel sağlık açısından riskler yaratıyor hem de ciddi psikolojik etkiler doğurabiliyor. Ayrıca erişimin engellenmesi transları sağlık sistemi dışındaki güvencesiz yollara itebiliyor. Bu da devletin sağlık sisteminde yürütülen bir süreci fiilen imkânsız hâle getirerek sağlık risklerini büyüttüğünü gösteriyor.”

Alaz, hormona erişimin translar için hayati bir sağlık hizmeti olduğunu ve bu hizmete erişimin engellenmesinin kabul edilemeyeceğini belirtti, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Önümüzdeki dönemde hormona erişim konusunda yaşanan kısıtlamaları ve hak ihlâllerini görünür kılmak kolektifin en önemli önceliklerinden biri olacak. Bu sürecin nasıl adım adım ilerlediğini belgelemek, kamuoyunu bilgilendirmek ve sağlık hakkı perspektifinden tartışmaya açmak istiyoruz. Aynı zamanda ulusal ve uluslararası insan hakları mekanizmalarını, sağlık meslek örgütlerini ve sivil toplum aktörlerini bu sürece dikkat çekmeye çağırıyoruz.”

Söyleşinin tamamına ulaşmak için tıklayın.


Etiketler: insan hakları, kadın, medya, yaşam, nefret suçları, sağlık, siyaset, sağlık hakkı, trans, lgbti, interseks
GDTM