26/02/2026 | Yazar: Kaos GL
ayşe düzkan, daha önce yargı paketlerinden çıkarılan LGBTİ+ düşmanı düzenlemelerin yeniden gündeme getirilmesi üzerine Kadın İşçi’ye yazdı.
ayşe düzkan, daha önce yargı paketlerinden çıkarılan LGBTİ+ düşmanı düzenlemelerin yeniden gündeme getirilmesi üzerine Kadın İşçi’ye yazdı.
“bir kere daha var olma hakkı üzerine” başlıklı yazısında düzkan, şunları söyledi:
“iktidar, daha önce gelen tepkiler sebebiyle geri çektiği, lgbti+ varoluşu kriminalize eden, transların tıbbi hizmet alma hakkını kısıtlayan tasarıyı bir kere daha gündeme getirdi. anlaşılan tepkilerin yorulması bekleniyor. buna birazdan değinmek üzere, tasarıyı savunmak için yumurtlanan argümanlara kısaca değinmek istiyorum. eşcinsel ya da trans varoluşun, çocuk istismarıyla, hayvanların cinsel istismarıyla,* yok efendim ölülerle cinsel ilişkiyle ve pedofiliyle** hiçbir alakası yok. bunların aynı cümlelerde anılması -yine tabii ki- cehaletten falan kaynaklanmıyor. amaç karşılıklı rızayla, aşkla, arzuyla birlikte olan, aynı cinsiyetten insanları veya kendisine atfedilen cinsiyeti benimseyemeyen kişileri karalamak. bu insanlar tabii ki kimseye zarar vermiyor, hayatları suç teşkil etmiyor. açıkçası, ‘tabii ki’ demekten yoruldum.”
İktidarın, LGBTİ+’ların kamu içine çıkmaya çekinmesini ve gizlenmesini istediğini belirten düzkan, şu ifadeleri kullandı:
“eğer cinsel yönelim özenmeyle değişen bir şey olsaydı, hepimiz gibi doğdukları andan itibaren heteroseksüel aşkın olağan sayıldığı, masallara, dizilere, romanlara, filmlere maruz kalan, heteroseksüel ilişkilerin yaşandığı ortamlarda büyüyen, yaşayan eşcinseller eşcinsel olmazdı. her mecrada, her biçimde “özendirilen” heteroseksüel ilişkiler içindeki erkek şiddetinin her gün can aldığını da hatırlatayım. eşcinsellerin dünyanın, hayatın olağan parçası olduğunu gösteren herhangi bir şey, onların varoluşlarını biraz daha rahat yaşamalarını sağlar, o kadar. hakim zihniyet bu insanları suçlu göstermeye, bu insanlara karşı suç işlemeyi meşru saymaya, toplumu, bu insanların psikolojisini bozacak biçimde şekillendirmeye yani bu insanlara hayatı dar etmeye çalışıyor.”
düzkan, insan hakları mücadelesinin devam etmesi gerektiğini vurguladı, şöyle dedi:
“bu zihniyet sadece bu insanları mağdur etse bile karşı çıkmak, doğup büyüdükleri bu topraklarda rahatça yaşamaları, çalışmaları, mutlu olmaları için mücadele etmek gerekir. ancak her baskının genişleyerek başka baskıların önünü açtığını biliyoruz, tecrübe ettik. bugün buna karşı çıkmazsanız bir gün örneğin iki erkeğin aynı evi paylaşması dahi sorun olur. iktidar bu haklara sahip çıkanları bezdirmeye çalışıyor olabilir. ama bezme hakkımız da, lüksümüz de yok. bu noktada yol arkadaşlarımıza bir sitemim olacak. bence “aklınızdan geçirmeyin” gibi, gerçekçi olmayan ifadelere başvurmadan sesimizi yükseltmek, derdimizi anlatmak zorundayız.”
Yazının tamamına ulaşmak için tıklayın.
Etiketler: insan hakları, kadın, medya, yaşam, nefret suçları, aile, siyaset, anayasa, trans, lgbti, yargı paketi
