25/02/2026 | Yazar: Kaos GL
“Avukatlara Yönelik Kapasite Geliştirme Programı, 21-22 Şubat tarihlerinde Ankara’da yapıldı.
Kaos GL ve 17 Mayıs derneklerinin düzenlediği “Avukatlara Yönelik Kapasite Geliştirme Programı” 21-22 Şubat 2026 tarihlerinde Ankara’da yapıldı.
Toplamda 10 oturum ve 8 farklı başlıkta gerçekleştirilen etkinliğe Adıyaman, Ankara, Denizli, Diyarbakır, İstanbul, İzmir, Ordu ve Şanlıurfa’dan sivil toplum temsilcileri ve barolara kayıtlı avukatlar katıldı. Etkinlikte LGBTİ+’ların karşılaştığı hukuki ve yapısal sorunlar çok boyutlu biçimde ele alındı. LGBTİ+’ların en temel insan hakları, cinsiyet uyum süreci ve askerlik muafiyeti, ifade ve örgütlenme özgürlüğü, HIV ile yaşayanlara yönelik hak ihlalleri, müstehcenlik suçunun bir baskı aracı kullanılması, avukat- müvekkil ilişkisinde dikkat edilmesi gerekenler, AYM ve AİHM başvuru süreçleri ve kararları konuşuldu.
“LGBTİ+ hareketinin HIV bağlamındaki tarihsel konumlanışı, bir kamusal sorumluluk çağrısı”
Etkinliğin ilk günü “Psikiyatr Gözünden Cinsiyet Uyum Süreci ve Askerlik Muafiyeti” başlıklı oturum ile başladı. Bu oturumda önce cinsiyet, cinsel yönelim, cinsiyet kimliği ve karakteristiği gibi temel kavramlar aktarıldı. Ardından cinsiyet uyum sürecinin hukuki boyutu dışında hastane süreçlerinin nasıl ilerlediği, uygulamada hangi sorunlarla karşılaşıldığı hekim gözüyle anlatıldı. Sonrasında LGBTİ+’ların askerlik muafiyet sürecinde yaşadığı zorluklar geçmişten günümüze ele alındı ve uygulamada neler yaşandığı katılımcılarla tartışıldı.
Öğleden sonraki oturumlarda önce Av. Polat Yamaner “HIV ile Yaşayanların Karşılaştığı Hak İhlalleri”ni anlattı. Oturumda HIV’e dair temel bilgiler, HIV’e dair savunuculuk hatları, HIV statüsünün hukuki niteliği, HIV ile yaşayanlara hukukun bakışı, HIV ile yaşayanların temel hak ve özgürlüklerinin kısıtlanması rejimi, HIV ile yaşayanların mahremiyet, çalışma ve sağlık hakkı, hekimin sır saklama yükümlülüğü ve başvuru yollarını aktarıldı. Av. Polat Yamaner, “LGBTİ+ hareketinin HIV bağlamındaki tarihsel ve politik konumlanışının, hem epideminin görünmez kılınmasına hem de statü temelli damgalamanın kurumsallaşmasına karşı, eşitlik, bilimsel doğruluk ve insan onuru temelinde bir kamusal sorumluluk çağrısı olduğu söylenebilir” dedi.
LGBTİ+’ların görünürlüğü müstehcenlikle ilişkilendiriliyor
Devamında Av. Nergiz Görnaz ve Av. Murat Karaçor “Belirsizlikten Keyfiliğe: Müstehcenlik Suçunun Baskı Aracı Olarak Kullanılması” başlıklı oturumda müstehcenlik suçunu ele aldı. İlgili oturumda önce müstehcenlik kavramının ne olduğu, Türk Ceza Kanunu’nda nasıl düzenlendiği, uluslararası hukukta nasıl ele alındığını anlatıldı. Devamında kanunda tanımsız bırakılmış bir kavramın uygulamada nasıl karşımıza çıktığı ve hangi hak ihlallerine sebebiyet verdiğini son zamanlarda seks işçilerine, LGBTİ+’lara, sanatçılara, sanat eserlerine ve sivil toplum kuruluşlarına yönelik suçlamalar ve baskılar katılımcılar ile beraber değerlendirildi.
Av. Murat Karaçor, müstehcenlik suçunun ceza hukuku yoluyla geniş ve keyfî biçimde yorumlanmasının ifade özgürlüğü başta olmak üzere temel hak ve özgürlükler üzerinde ağır ve orantısız sınırlamalara yol açabileceğine dikkat çekti.
Av. Nergiz Görnaz ise, sosyal medya üzerinden yürütülen sistematik izleme ve soruşturmalarla, başta trans kadınlar olmak üzere LGBTİ+’ların görünürlüğünün müstehcenlik ile ilişkilendirildiğini ve bu durumun kimlik temelli bir kriminalizasyon yarattığını vurguladı. Ayrıca seks işçiliğinin suç olmamasına rağmen idari ve cezai mekanizmalar yoluyla fiilen suçlaştırıldığını, soruşturma ve yargılama süreçlerindeki dil ve uygulamalarla ayrımcılığın boyutlarının arttığını belirtti.
“LGBTİ+ varoluşu propaganda değil, kimliktir”
İlk günün son oturumunda “Psikolog Gözünden Avukat-Müvekkil İlişkisi” konuşuldu. LGBTİ+ müvekkillerle görüşürken nelere dikkat edilmesi gerektiği, travma kavramı, alanda çalışan avukatların ihtiyaçları, azınlık stresi teorisi bağlamında ötekileştirilmiş grupların neler yaşadığı oturum boyunca ele alındı.
Etkinliğin ikinci gününde Av. Güley Bor “LGBTİ+’ların Örgütlenme Özgürlüğü Alanında Yaşanan Hak İhlalleri” üzerine konuştu. İlgili oturumda uluslararası hukuk ve anayasada örgütlenme özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğünün sınırlandırılması, Türkiye’de LGBTİ+’ların örgütlenme özgürlüğüne yönelik müdahaleler ve örgütlenme mücadelesini anlatıldı. Av. Güley Bor “Örgütlenme özgürlüğü için mücadele etmek gerekir” diyerek uluslararası sözleşmeler ve Anayasa’da güvence altına alınmış bir hakkın keyfî uygulamalarla sınırlandırılamayacağını, bu hakkın demokratik toplum düzeninin temel unsurlarından biri olduğunu vurguladı.
İkinci oturumda Av. Hayriye Kara “LGBTİ+’lar Açısından İfade Özgürlüğü Sorunları”nı anlattı. Bu oturumda ifade kavramı ve ifade özgürlüğünün ne olduğu, AİHS ve anayasa bağlamında ifade özgürlüğü, kültürel normlar ve genel ahlak, Türkiye’de ifade özgürlüğüne yönelik çok katmanlı müdahaleler, normun sorgulanması olarak ifade özgürlüğü başlıklarını ele aldı. Av. Hayriye Kara “LGBTİ+ varoluşu propaganda değil, kimliktir” diyerek ifade özgürlüğünün LGBTİ+’lar açısından yalnızca bir düşünce açıklama aracı değil, varoluşlarını görünür kılabilmelerinin ve eşit yurttaşlık taleplerini dile getirebilmelerinin temel güvencesi olduğunun altını çizdi.
AYM ve AİHM kararları konuşuldu
Öğleden sonraki oturumlarda Av. Kerem Dikmen “AYM Bireysel Başvuruda Kabul Edilebilirlik Kriterleri” ve “AYM ve AİHM Kararları Işığında Temel Haklara Müdahale” konularını anlattı. Bu oturumlarda gerek Anayasa Mahkemesi’ne gerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne yapılan bireysel başvurularda kabul edilebilirlik kriterleriyle ilgili ayrıntılı bilgi aktarımı yapıldı. Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin LGBTİ+’lara ilişkin emsal nitelikteki kararları incelendi ve LGBTİ+’lara ilişkin ihlallerde bu yöndeki başvuruların nasıl şekillendirilebileceği aktarıldı. Ayrıca form kullanımı, Türkçe yazılı izin başvurusu gibi örnek dilekçeler de katılımcılarla paylaşıldı.
Av. Kerem Dikmen, Türkiye’den yapılan on binlerce derdest bireysel başvuru olmasına rağmen 2025 için ihlal kararı verilen başvuru sayısının 66 olduğuna ve bu başvuruların kabul edilebilirlik incelemesini geçemediğine dikkat çekti. AYM açısından da benzer bir durum olduğunu, nefret ikliminde LGBTİ+’lardan gelen başvurularda bu incelemenin “daha titiz” olabileceğini söyledi.
Etkinlik, katılımcıların tavsiye ve değerlendirmelerinin konuşulmasıyla tamamlandı.
Etiketler: insan hakları, kadın, medya, kültür sanat, yaşam, nefret suçları, çalışma hayatı, eğitim, kent hakkı, barınma, aile, sağlık, siyaset, sağlık hakkı, dava, özel haber, heteroseksizm, trans, lgbti, eşcinsellik, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks, müstehcenlik
