03/03/2026 | Yazar: Suay Yüksel
Ankara’daki LGBTİ+ dernekleri, "Aile Yılı" politikalarının trans hakları ve toplumsal barış üzerindeki etkileri üzerine ortak basın açıklaması yaptı, taleplerini açıkladı.
Ankara’daki faaliyet gösteren Kaos GL, 17 Mayıs, Pembe Hayat, ÜniKuir, GALADER ve Kırmızı Şemsiye dernekleri 3 Mart Uluslararası Seks İşçileri Hakları Günü’nde "Aile Yılı" politikalarının trans hakları ve toplumsal barış üzerindeki etkileri üzerine ortak basın açıklaması yaptı.
Dernekler açıklamada “2025 yılının "Aile Yılı" ilan edilmesiyle eş zamanlı olarak ivme kazanan kamu politikaları ve uygulama pratikleri, Türkiye’de transların anayasal haklarını, bedensel ve ruhsal bütünlüklerini ve ekonomik varlıklarını hem özel alanda hem de kamusal alanda doğrudan hedef alan sistemli bir kısıtlama sürecine dönüşmüştür” dedi.
“Transların hayati öneme sahip ilaçlara erişimi kısıtlandı”
Dernekler açıklamanın devamında, söz konusu politikaların “aile” söylemi üzerinden transların sağlık, barınma, ifade ve ekonomik varoluşunu hedefleyen bir toplumsal disiplin rejimi kurduğunu belirtti. Açıklamada, yılın ilk çeyreğinde trans varoluşunun aile yapısına yönelik bir tehdit olarak araçsallaştırılmasıyla başlayan sürecin, Haziran ayında Sağlık Bakanlığı tarafından tıbbi etik ilkeleri ile Trans Sağlığı için Dünya Profesyonel Birliği (WPATH) ve Hastalıkların Uluslararası Sınıflandırması – 11. Revizyon (ICD-11) gibi uluslararası sağlık standartları göz ardı edilerek cinsiyet uyum süreçlerine ve hormon tedavilerine erişime getirilen kısıtlamalarla daha da derinleştiği ifade edildi.
“Bu uygulamalar sonucunda, transların kendi bedenleri üzerindeki karar alma yetkisi Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu tarafından, hormon ilaçlarının suistimallerinin önlenmesi ve toplum sağlığının korunması amacıyla İlaç Takip Sistemi (İTS) üzerinden kısıtlı dağıtımla takip edilmesi yönünde alınan idari kararla fiilen engellenmiştir. Özellikle 2024 yılının sonundan itibaren hazırlıkları yürütülen ve 2025’te fiiliyata dökülen yasa tasarıları ve genelgelerle, transların hayati öneme sahip ilaçlara erişimi "kamu sağlığı ve aile değerleri" bahanesiyle kısıtlanmıştır.”
“Toplanma hakkı ve ifade özgürlüğü fiilen askıya alınmıştır”
Açıklamada, geçmişte de bürokratik engellerle zorlaştırılan sağlık hizmetlerine erişimin 2025’teki yeni düzenlemelerle birlikte eczanelerde hormon ilaçlarının tedarikini durma noktasına getirdiği, bunun da transları denetimsiz ve merdiven altı ilaç kullanımına zorlayarak doğrudan hayati tehlikeyle karşı karşıya bıraktığı vurgulandı:
“Araştırma verileri ve bilgi notlarının, hormon replasman terapisi (HRT) erişimin engellenmesinin translarda anksiyete, derin depresyon ve intihar eğilimini %40’ın üzerinde artırdığını ortaya koymasına rağmen, bu tıbbi gereklilik bir "ideolojik tercih" gibi sunularak kriminalize edilmiştir. Medikal engellemelerin yanı sıra, Onur Haftası etkinliklerine yönelik mülki amirliklerce uygulanan topyekün yasaklamalar ve barışçıl gösteri hakkını kullanan yurttaşlara yönelik işkence ve kötü muamele boyutuna varan kolluk şiddeti, toplanma hakkını ve ifade özgürlüğünü fiilen askıya almıştır.”
“Poyraz, Esra ve AkaZeynep’in kayıpları münferit olaylar değil”
Açıklamada, yılın ikinci yarısında dijital alanda varlık gösteren transların “müstehcenlik” ve “genel ahlak” gibi hukuki belirliliği zayıf kavramlar üzerinden yargısal baskı altına alındığı, banka hesaplarının dondurulduğu ve kimlikleri nedeniyle finansal hizmetlere erişimlerinin engellendiği belirtildi. Bu uygulamaların, ekonomik bağımsızlığı ortadan kaldırmaya yönelik adımlar olduğu vurgulandı. Barınma hakkını hedef alan konut mühürlemeleri ve “fuhuşla mücadele” adı altında yürütülen, ancak trans kadınları sistematik biçimde evsiz bırakan muğlak uygulamaların da transları sosyal izolasyona ve güvencesizliğe sürüklediği ifade edildi:
“Biz bu dışlayıcı iklimin ve hak mahrumiyetlerinin en ağır bedelini ise şüpheli ölümler, intiharlar ve cezasızlık politikalarıyla ödüyoruz: Sincan Kapalı Cezaevi’nde maruz kaldığı hak ihlalleri ve ağır tecrit koşulları altında yaşamını yitiren trans mahpus Poyraz’ın, Ankara’da kendi evinde ölü bulunan ve ölüm sebebinin araştırılması için adli süreci hala titizlikle takip edilen Esra’nın, bir yayıncı olarak dijital alanda var olmaya çalışırken maruz kaldığı sistematik hedef göstermeler ve uyum sürecine getirilen tıbbi kısıtlamalar neticesinde yaşamına son veren AkaZeynep’in kayıpları; münferit olaylar değil, bu sistematik ayrımcılığın doğrudan sonuçlarıdır.”
“Trans hakları evrensel insan haklarının ayrılmaz bir parçası”
Dernekler, “Transların hayatlarını sürdürebilmesi; barınma, sağlık ve gelir güvencesiyle mümkündür. Trans hakları evrensel insan haklarının ayrılmaz bir parçasıdır ve bizler, her türlü dışlama politikasına karşı eşit yurttaşlık zemininde ve hukuki ilkelerin ışığında herkes için onurlu bir yaşamı savunmaya kararlılıkla devam edeceğiz” diyerek somut taleplerini şöyle sıraladı:
Sağlık hakkı: Anayasanın eşitlik ilkesine sadık kalınarak, cinsiyet uyum süreçleri ve hormon ilaçlarına erişimin önündeki tüm idari ve yasal engeller kaldırılmalı; uluslararası bilimsel protokoller (WPATH) esas alınmalıdır.
Yargısal reform: Transları "genel ahlak" ve "müstehcenlik" gibi muğlak ifadelerle hedef alan, sosyal medya hesaplarına ve banka hesaplarına el koyan keyfi yargı pratiklerine derhal son verilmelidir.
Barınma ve çalışma güvencesi: Trans kadınların barınma hakkını gasp eden konut mühürlemeleri durdurulmalı; istihdamda transları dışlayan ayrımcı politikalara karşı yasal güvenceler oluşturulmalıdır.
Nefret suçları yasası: Cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelli nefret suçlarını kapsayan, caydırıcı ve etkin bir koruma mekanizması ivedilikle yasalaşmalıdır.
Cezasızlıkla mücadele: Nefret cinayetleri ve saldırılarına karşı etkili soruşturmalar yürütülmeli; Esra ve Poyraz örneklerinde olduğu gibi, transların şüpheli ölümleri ve cezaevlerindeki ihlaller şeffaf bir şekilde soruşturulmalı; sorumlular yargı önünde hesap vermelidir.
Etiketler: insan hakları, kadın, medya, yaşam, nefret suçları, kent hakkı, barınma, aile, sağlık, siyaset, sağlık hakkı, trans, lgbti, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks
