11/05/2026 | Yazar: Kaos GL

Kaos GL Genel Yayın Yönetmeni Yıldız Tar ve Kadının İnsan Hakları Derneği’nden Yıldız Taghızade, son dönemde Türkiye’de LGBTİ+’lara yönelik saldırılara ve hak ihlallerine ilişkin Yeni Yaşam Gazetesi’nden Duygu Kıt’a konuştu.

“Yasa taslakları geçmeden, genelgeler ve cumhurbaşkanlığı kararları ile LGBTİ+’lar insandışılaştırılıyor” Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Kaos GL Genel Yayın Yönetmeni Gazeteci Yıldız Tar ve Kadının İnsan Hakları Derneği’nden Yıldız Taghızade, son dönemde Türkiye’de LGBTİ+’lara yönelik saldırılara ve hak ihlallerine ilişkin Yeni Yaşam Gazetesi’nden Duygu Kıt’a konuştu.

Tar, 2025 senesinin LGBTİ+ düşmanlığının resmi devlet politikası olarak bir kez daha tescil edildiği bir yıl olduğunu söyledi, şu ifadeleri kullandı:

“Gözaltı, tutuklama, fenomen operasyonu adı altında topluma korku salma siyaseti, LGBTİ+ derneklerine davalar, Genç LGBTİ+ Derneği hakkında kapatma kararı verilmesi, etkinlik ve yürüyüş yasakları, polis şiddeti, ilk kez Onur Yürüyüşü’ne katıldığı için üç kişinin tutuklanması, transların hormona erişiminin engellenmesi, trans erkek mahpus Poyraz’ın cezaevinde şüpheli ölümü… 2025 senesi LGBTİ+’lara büyük kuşatmanın egemen olduğu, LGBTİ+ düşmanlığının resmî devlet politikası olarak bir kez daha tescil edildiği bir yıl oldu.”

“Toplumda LGBTİ+’lara dönük olumsuz yaklaşımlar her geçen gün azalıyor”

“Aile ve Nüfus On Yılı” ilanının, LGBTİ+ düşmanlığının süreceğine işaret ettiğini belirten Tar, LGBTİ+ karşıtı yasa taslakları geçmeden LGBTİ+’ların insandışılaştırıldığını kaydetti:

“Aile Yılı’nda LGBTİ+ varoluşunun ceza hukuku yoluyla kriminalize edilmesine yönelik açık girişimler de oldu. Her iki girişim de, tepkiler ve mücadelenin ardından sonuca ulaşmasa da devletin LGBTİ+ karşıtı gündeminin yalnızca politik dönüşümü değil yasama faaliyetlerini de kapsadığı görüldü. Teklifler yasalaşmasa da uygulayıcılar bunları rehber edindi. Bu yasa girişimlerinde yer alan translara dönük kısıtlamalar, fiilen uygulanmaya başlandı. Yasa taslakları geçmeden, genelgeler ve cumhurbaşkanlığı kararları ile LGBTİ+’lar insandışılaştırılıyor. Bu durum, insanlık tarihi kadar hatta ondan da eski bir realite olan cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği çeşitliliği realitesini siyasal şiddetle inkâr etmek anlamına geliyor. Bunun da temel sebebi, toplum mühendisliği yoluyla siyasal iktidarın baskıcı rejimini sürdürme gayesi. Oysa ki LGBTİ+ hareketi bu coğrafyada muazzam bir toplumsal dönüşümü başardı. Toplumda LGBTİ+’lara dönük olumsuz yaklaşımlar her geçen gün azalıyor. Çünkü LGBTİ+’lar da bu toplumun bir parçası. Çünkü eşitlik ve özgürlük, paylaştıkça azalan değil çoğalan değerler.”

“Toplumsal cinsiyet karşıtlığı, hükümetin resmi politikası haline geldi”

Toplumsal cinsiyet karşıtlığının, hükümetin resmi politikası haline geldiğini vurgulayan Taghızade, otoriterleşme ve baskının artığını söyledi:

“Aile Yılı’nda şüpheli kadın ölümleri ve kadın cinayetleri önlenemedi ve her gün gündemimizde olmaya devam etti, görünür olan LGBTİ+’lar anlamsız bahanelerle tutuklandı, şarkı sözleri suç delili sayıldı, hormona erişim imkânsızlaştı, yoksulluk derinleşti, derneklere yargı tacizi arttı, sansür arttı, nefret arttı; kısaca, otoriterleşme arttı, baskı arttı. Bizlerse tüm bu olanlara karşı bir arada mücadele etmekten vazgeçmedik. Toplumsal cinsiyet karşıtlığı artık hükümetin resmi politikası haline geldi. Dolayısıyla bu baskıların tüm muhataplarının, toplumsal cinsiyet eşitliğini bulunduğu her yerde savunması artık kaçınılmaz bir gereklilik haline geldi.”

Haberin tamamına ulaşmak için tıklayın.


Etiketler: insan hakları, kadın, medya, yaşam, nefret suçları, aile, siyaset, anayasa, trans, ikili cinsiyet sistemi, lgbti, ifade özgürlüğü, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks, örgütlenme özgürlüğü
Kaos