07/07/2026 | Yazar: Kaos GL

Tutku Sönmez, hapishanelerdeki LGBTİ+ mahpusların durumu ve maruz bırakıldıkları hak ihlalleri üzerine Gündem Hapishane’ye yazdı.

Tutku Sönmez yazdı: “‘Ceza içinde ceza’: LGBTİ+ mahpuslar” Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Tutku Sönmez, hapishanelerdeki LGBTİ+ mahpusların durumu ve maruz bırakıldıkları hak ihlalleri üzerine Gündem Hapishane’ye yazdı.

“‘Ceza içinde ceza’: LGBTİ+ mahpuslar” başlıklı yazısında Sönmez, hapishanelerdeki LGBTİ+’ların yaşadığı deneyimlerin, kurumsal yapının getirdiği sınırlandırmalar ve yapısal sorunlar nedeniyle kamuoyunun uzağında kaldığını söyledi; şu ifadeleri kullandı:

“Onur Ayı, dünyada görünürlük ve hak talepleriyle gündeme gelirken, hapishanedeki LGBTİ+’ların yaşadığı deneyimler, kurumsal yapının getirdiği sınırlandırmalar ve yapısal sorunlar nedeniyle çoğunlukla kamuoyunun uzağında kalıyor. Hapishanelerin mimari tasarımı, mekansal paylaşımı ve kurumsal işleyişi; sağlıklı, yetişkin, cis-heteroseksüel erkek bireyler referans alınarak kurgulanmıştır. Bu durum LGBTİ+ mahpusların hem özgürlüklerinden mahrum kalmalarına hem de kimlikleri nedeniyle çifte hak gaspıyla karşılaşmalarına zemin hazırlıyor.”

Sönmez, ulusal mevzuatta LGBTİ+ mahpuslara yönelik özel düzenlemelerin bulunmaması sebebiyle uygulamaların idari personelin inisiyatifine bırakıldığını vurgulayarak şöyle dedi:

“Hapishanelerdeki LGBTİ+ mahpusların durumuna dair en büyük yapısal sorunlardan biri, şeffaf ve güncel verilerin bulunmaması olarak öne çıkıyor. Adalet Bakanlığı ile Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü (CTE), sivil toplum kuruluşlarının bilgi edinme başvurularına çoğunlukla “kamuoyunu ilgilendirmediği” veya “özel bir çalışma gerektirdiği” gerekçesiyle olumsuz yanıt veriyor. İstatistiki verilerin bu şekilde saklı tutulması, alanda yaşanan hak ihlallerinin boyutunun tam olarak saptanmasını ve mahpusların ihtiyaçlarına yönelik etkin, kapsayıcı politikaların geliştirilmesini doğrudan engelliyor. Ulusal mevzuatta LGBTİ+ mahpuslara yönelik özel düzenlemelerin bulunmaması ise uygulamaların bütünüyle idari personelin inisiyatifine ve keyfiyetine bırakılmasına neden oluyor.”

Türkiye’de LGBTİ+’lara yönelik hak ihlallerinin ceza infaz sisteminde çok daha ağır bir hak gaspına dönüştüğünü belirten Sönmez, dışarıda var olan ayrımcılık politikasının LGBTİ+ mahpusları tecrit ve yalıtılmışlıkla yüz yüze bıraktığını söyledi:

“Türkiye’de LGBTİ+’ların toplumsal alanda eşit yurttaş olarak görülmemesi ve sistematik bir güvencesizliğe itilmesi, ceza infaz sisteminde çok daha ağır bir hak gaspına dönüşüyor. Dışarıda var olan ayrımcılık ve görünmezlik politikası, hapishane duvarları ardında mahpusları iki kat bir tecrit ve yalıtılmışlıkla yüz yüze bırakıyor. Hapishane idareleri, LGBTİ+’ları diğer mahpuslardan gelebilecek olası risklerden “korumak” amacıyla sıklıkla tek kişilik hücrelerde tutma yoluna gidiyor. Ancak “güvenlik” gerekçesiyle uygulanan bu yöntem, pratikte mahpusların kendi talepleri dışında gelişen fiili bir tecride ve cezalandırmaya dönüşüyor. Mahpuslar bu koruma mekanizması yüzünden sosyal etkinliklere ve atölye çalışmalarına katılamıyor, görüntülü görüşme gibi en temel iletişim haklarından mahrum bırakılıyor ve sosyal çevreden tamamen izole edilerek bir trans mahpusun ifadesiyle “ceza içinde ceza” yatıyor.”

Yazının tamamına ulaşmak için tıklayın.

 


Etiketler: insan hakları, medya, yaşam, nefret suçları, siyaset, trans, lgbti, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks, cezaevi
İstihdam