22/04/2026 | Yazar: Kaos GL
4. Uluslararası ve 28. Ulusal Klinik Eğitim Sempozyumu kapsamında düzenlenen basın toplantısında, son dönemde artan şiddet olayları değerlendirildi; LGBTİ+’lara yönelik hak ihlallerine tepki gösterildi.
Fotoğraf: BirGün
Türkiye Psikiyatri Derneği, 4. Uluslararası ve 28. Ulusal Klinik Eğitim Sempozyumu kapsamında düzenlediği basın toplantısında, son dönemde okullarda ve kamusal alanlarda artan şiddet olaylarını değerlendirdi; LGBTİ+’lara yönelik hak ihlallerine de tepki göstererek “Ötekileştiren, dışlayan ve hakları sınırlayan değil; ruh sağlığını, insan onurunu ve eşitliği temel alan politikaların geliştirilmesi, hepimizin ortak sorumluluğudur” dedi.
BirGün Gazetesi’nde yer alan habere göre; basın açıklamasında, artan şiddet ve intihar olaylarının yapısal ve toplumsal koşullar ile ilişkili olduğu vurgulandı, şiddetin normalleşmesi ve ruh sağlığı hizmetlerine erişimde yaşanan engellerin riskleri artırdığı ifade edildi:
“Son dönemde okullarda ve kamusal alanlarda artan şiddet olayları, toplum ruh sağlığı açısından ciddi bir kaygı kaynağıdır ve yalnızca bireysel değil, toplumsal koşulların bir yansıması olarak değerlendirilmelidir. Şiddetin görünür hale gelmesi ve normalleşmesi, özellikle çocuklar ve gençler üzerinde olumsuz etkiler yaratmaktadır. Bu süreç, hem başkalarına yönelik saldırgan davranışları hem de bireyin kendine yönelen yıkıcı eğilimlerini, özellikle intihar düşüncesi ve girişimlerini artırabilmektedir.”
“LGBTİ+’lara yönelik kısıtlamalar, evrensel insan hakları açısından tehdit oluşturuyor”
Açıklamada, LGBTİ+’lara yönelik hak ihlallerine dikkat çekildi; transların sağlığa erişim hakkının engellenmesine tepki gösterildi:
“Cinsiyet çeşitliliği ve heteroseksüellik dışı cinsel yönelimlerin bir hastalık olmadığını, bugüne kadarki tüm açıklamalarımızda vurguladığımız gibi bugün de açık ve net biçimde ifade ediyoruz. İnsan cinselliği ve kimliği doğası gereği çeşitlidir; bu çeşitlilik ne bir özenti ne de dışsal telkinlerle oluşan bir durumdur. Aynı şekilde, bu çeşitliliğin bireyi ya da toplumu şiddete yönelten bir unsur olduğu yönündeki iddiaların hiçbir bilimsel karşılığı bulunmamaktadır. Buna karşın, son dönemde LGBTİ+ bireylere yönelik artan sosyal, hukuki ve tıbbi kısıtlamaların, evrensel insan hakları ve yaşam hakkı açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunu görmekteyiz. Özellikle cinsiyet uyum süreçlerine ilişkin sağlık hizmetlerinin engellenmesi, geciktirilmesi ya da erişimin zorlaştırılması; bilimsel bilgiyle, etik ilkelerle ve hekimlik sorumluluğuyla açıkça çelişmektedir.”
“Sağlık hizmetleri, ideolojik ve politik müdahalelerden bağımsız olmalı”
Sağlık hizmetlerine erişimin idari düzenlemeler ile sınırlandırılmasının, bireylerin bedenleri üzerindeki özerklik haklarının ihlali olduğu belirtilen açıklamada, şu ifadeler kullanıldı:
“Bu bağlamda, hormon tedavisine erişime getirilen yaş kısıtlamalarının yaratacağı sonuçlar son derece kaygı vericidir. Halihazırda klinik değerlendirme süreçlerinden geçmiş, tedavi planlaması yapılmış ya da tedaviye başlamış bireylerin bu hizmetlerden mahrum bırakılması; ruhsal iyilik halinin bozulmasına, tedavi sürekliliğinin kesintiye uğramasına ve ciddi psikososyal risklerin artmasına yol açacaktır. Sağlık hizmetlerine erişimin idari düzenlemelerle keyfi biçimde sınırlandırılması, bireylerin bedenleri ve yaşamları üzerindeki özerklik haklarının ihlalidir. Türkiye’nin, LGBTİ+ bireylerin hakları ve sağlık hizmetlerine erişimi açısından uluslararası alanda giderek gerileyen bir konuma sürüklendiği açıktır. Bu gerileme yalnızca LGBTİ+ bireylerin değil, toplumun bütününün hak ve özgürlük alanlarını daraltan bir sürecin parçasıdır. Sağlık hizmetlerinin ideolojik ve politik müdahalelerden bağımsız olması gerekirken, bu alanda yaşanan kısıtlamalar hem tıp pratiğine hem de toplum sağlığına zarar vermektedir.”
“Sağlık hizmeti, ayrımcılıktan uzak biçimde sunulmalıdır”
Açıklamada, “Ötekileştiren, dışlayan ve hakları sınırlayan değil; ruh sağlığını, insan onurunu ve eşitliği temel alan politikaların geliştirilmesi, hepimizin ortak sorumluluğudur” denilerek temel insan haklarını kısıtlayan uygulamalardan vazgeçilmesi için çağrı yapıldı:
“Bireylerin haklarını ve sağlık hizmetlerine erişimini kısıtlayan, onları görünmez kılan ve hedef haline getiren politikalar; toplumsal kutuplaşmayı derinleştirmekte, nefret söylemini ve şiddeti beslemektedir. Ayrımcı söylemler yalnızca bireylerin ruh sağlığını olumsuz etkilemekle kalmamakta, aynı zamanda toplumsal barışı ve birlikte yaşama kültürünü de zedelemektedir. Türk Psikiyatri Derneği olarak; bilimsel bilgiyi ifade etmeyi suç haline getiren, hekimleri ve sağlık çalışanlarını hedef gösteren, bireylerin temel haklarını kısıtlayan tüm uygulamalardan derhal vazgeçilmesi gerektiğini vurguluyoruz. Sağlık hizmeti, evrensel etik ilkeler doğrultusunda, eşit, erişilebilir ve ayrımcılıktan uzak biçimde sunulmalıdır. Her bireyin, güvenli, kapsayıcı ve bilimsel temelli sağlık hizmetine eşit erişim hakkı vardır. Bu hakkın korunması yalnızca mesleki bir sorumluluk değil, aynı zamanda temel bir insanlık görevidir.”
Haberin tamamına ulaşmak için tıklayın.
Etiketler: insan hakları, medya, yaşam, aile, sağlık, siyaset, sağlık hakkı, trans, lgbti, ifade özgürlüğü, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks
.jpg)