07/07/2026 | Yazar: Oğulcan Özgenç
İktidara yakın medya tarafından hedef gösterilen trans öğretmen Zoe Lila'nın görev yaptığı özel okul, sözleşmesini yenilemedi. Lila, yaşananları KaosGL.org’a anlattı.
Fotoğraf: Meltem Ulusoy / csgorselarsiv.org
LGBTİ+ düşmanı hedef göstermeler, çalışma hakkı ihlallerine bir yenisini daha ekledi. İstanbul Sarıyer'de faaliyet gösteren Özel Açı Ortaokulu'nda İngilizce öğretmeni olarak görev yapan trans öğretmen Zoe Lila'nın iş sözleşmesi, iktidara yakın medya tarafından hedef gösterilmesinin ardından yenilenmedi. Lila, okul yönetiminin velilere yönelik düzenlediği "Cinsel Kimlik Gelişimi" semineri ve öğrencilerle paylaşılan uyum sürecinin hedef gösterilmesinin ardından işten çıkarıldı.
Lila, yaşananları KaosGL.org’a anlattı. 2021 yılının ağustos ayından bu yana okulda görev yaptığını, son iki yıldır ise sınıf rehber öğretmeni olarak çalıştığını belirten Lila, aynı zamanda okulun kapsayıcılık ve sosyal sorumluluk komitelerinde gönüllü çalışmalar yürütüyordu.
Süreci okul yönetimiyle paylaştı
Lila, Haziran 2024'te yasal cinsiyet uyum sürecine başladığını, çok sayıda psikiyatrik ve tıbbi değerlendirme ile hormon tedavisinin ardından ameliyat iznini aldığını anlattı.
Sürecin en başından itibaren okul yönetimini bilgilendirdiğini söyleyen Lila, "2024-2025 eğitim öğretim yılının başında okul yöneticileriyle tüm süreci açıklıkla paylaştım. Hepsi oldukça destekçiydi ve tüm süreçte yanımda olacaklarını ifade ettiler" dedi.
Lila, okul yönetiminin öğrencilerle paylaşım sürecine ilişkin dışarıdan uzman desteği aldığını, kapsayıcılık politikalarının güncellenmesi için çalışmalar yürüttüğünü ve öğrencilerle yapılacak paylaşımın içeriğinin okul yönetimi ile uzmanların önerileri doğrultusunda hazırlandığını söyledi.
"Öğrenciler beklediğimden daha kapsayıcıydı"
11 Haziran'da öğretmenlere, birkaç gün sonra ise yaklaşık 125 öğrencinin bulunduğu altı sınıfa trans olduğunu açıkladığını belirten Lila, öğrencilerin süreci olumlu karşıladığını ifade etti:
"Bir dakikayı geçmeyen kısa bir konuşmaydı. Öğrencilerin tepkileri beklediğimden daha olumlu ve daha kapsayıcıydı. İsim hitabı dışında hayat olağan akışındaydı."
Lila, aynı gün düzenlenen veli seminerinde de süreç hakkında bilgi verildiğini, velilerin büyük bölümünün destekleyici bir tutum sergilediğini belirterek, derslerine umutla devam ettiğini söyledi.
"Tehdit mesajları aldım, kendi evimde güvende değildim”
Sürecin, iktidara yakın medya kuruluşlarında hedef gösterilmesinin ardından değiştiğini anlatan Lila, şunları söyledi:
"Haberleri görüp görmediğimi sormak için dersten çıkarıldım. Haberin yıkıcılığı ve hak ihlallerinin sonrasında öğrencilerle vedalaşmadan okuldan ayrıldım."
Hedef gösterilmesinin ardından çok sayıda destek mesajı aldığını ancak ölüm tehdidiyle de karşı karşıya kaldığını belirten Lila, güvenlik gerekçesiyle kendi evinde dahi kalamadığını ifade etti.
"10-15 kadar veliden destek e-postaları aldım. Görüşmediğim bir akrabam tarafından ölüm tehdidi mesajı aldım. Hafta sonu farklı lokasyonlarda güvenliğimi sağladım. Kendi evimde de güvende değildim."
"Ameliyatımdan bir gün önce sözleşmemin yenilenmeyeceği söylendi"
Lila, ameliyatı öncesinde okul yönetiminin kendisine dinlenmesi için okula gelmemesini önerdiğini, daha sonra çevrimiçi yapılan görüşmede sözleşmesinin yenilenmeyeceğinin bildirildiğini aktardı:
"Genel Müdür ve okul müdürü, ellerinden geleni yaptıklarını ve maalesef sözleşmemi yenilemeyeceklerini söylediler. Ameliyatımdan bir gün önce MEB'in sistematik şiddetinin sonucu ortada yapayalnız bırakıldım. Çalışma hakkım gasp edildi. İnsan hakları ihlalinin yaşayan somut örneği oldum."
"Yarın da eğitimci olacağım"
Yaşadıklarını Milli Eğitim Bakanlığı'nın LGBTİ+ karşıtı politikalarının bir sonucu olarak değerlendiren Lila, "Hak mücadeleme devam edeceğim. Dün de eğitimciydim, bugün de eğitimciyim, yarın da eğitimci olacağım. Devletin 'Aile Yılı' ilanıyla birlikte varoluşum hedef alındı” ifadelerini kullandı.
“Anayasanın açık ihlali”
Lila'nın avukatı Furkan Yurt, müvekkilinin hedef gösterilmesinin ardından iş sözleşmesinin yenilenmemesinin hem ulusal hem de uluslararası hukuk açısından hak ihlali olduğunu belirterek, "Bu fesih kararı ve öncesinde yürütülen dijital linç süreci, hukukun evrensel ilkelerinin, Anayasa'nın ve yürürlükteki mevzuatın açık ihlalidir" dedi.
4857 sayılı İş Kanunu'nun eşit davranma ilkesini düzenleyen 5. maddesine dikkat çeken Yurt, cinsiyet uyum sürecinin bir çalışanın mesleki yeterliliğinin ölçütü olamayacağını vurguladı:
"Müvekkilimizin Türk Medeni Kanunu'nun 40. maddesi uyarınca tamamen hukuki ve tıbbi zeminde yürüttüğü cinsiyet uyum süreci, öğretmenlik liyakatinin ya da mesleki başarısının ölçütü olamaz. Sırf varoluşu ve yasal haklarını kullanmış olması gerekçe gösterilerek iş akdinin feshedilmesi, İş Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca açık bir tazminat sebebidir."
“İşveren linç kültürüne ortak oluyor”
Yurt, eğitim kurumlarının nefret söylemlerine teslim olmak yerine çalışanlarının haklarını korumakla yükümlü olduğunu söyledi.
Anayasa Mahkemesi'nin yerleşik içtihatlarına da işaret eden Yurt, cinsiyet kimliği ve cinsiyet uyum sürecinin özel hayatın gizliliği kapsamında korunduğunu hatırlatarak "Medyanın bunu bir 'skandal' olarak sunması suç teşkil ettiği gibi, işverenin de bu linç kültürüne ortak olarak iş akdini feshetmesi anayasal ihlalin tescilidir” diye konuştu.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin Christine Goodwin/Birleşik Krallık ve Y.Y./Türkiye kararlarını hatırlatan Yurt, devletlerin transların kimliklerini tanıma, koruma ve ayrımcılığı önleme yükümlülüğü bulunduğunu belirtti. Yurt, "Kişilerin cinsiyet kimlikleri nedeniyle çalışma haklarının ellerinden alınması demokratik bir toplumda asla kabul edilemez" dedi.
Nefret içerikleri hakkında hukuki süreç başlatıldı
Yurt, Zoe Lila'yı hedef gösteren medya organları hakkında erişim engeli ve içeriklerin kaldırılması talebiyle İstanbul Sulh Ceza Hakimliği'ne başvurduklarını, iş sözleşmesini fesheden kurum hakkında da hukuki süreç başlattıklarını açıkladı:
"Zoe Lila yalnız değildir. Eğitim hakkı ve eğitimci olma hakkı, nefret koridorlarında tırpanlanamayacak kadar kutsaldır ve anayasal güvence altındadır."
Etiketler: insan hakları, nefret suçları, eğitim, aile, siyaset, dava, heteroseksizm, trans, lgbti, eşcinsellik, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks
