09/04/2026 | Yazar: Kaos GL
“Ayrımcılık, sansür, fobi ve özelleştirme, dışlama gibi kavramlarla anılacak ODTÜ Sanat 70. Yıl, kampüse arkasında belirli kalıcı eserler ve öğrencilerin katılmadığı konserlerin yüksek prodüksiyonlu reklam videolarını bıraktı.”
Talya Aydın, “kuir” ifadesinin ve LGBTİ+ bayrağının sansürlendiği ODTÜ Sanat 70. Yıl Festivali üzerine bianet’e yazdı.
“Hayalet festival: ODTÜ Sanat, öğrenciye karşı” başlıklı yazısında Aydın, şu ifadeleri kullandı:
“Topluluklar. Sanatın birleştirici gücü. Birlikte üretmek ve bir araya gelmek. Yaratıcılık ve ifade özgürlüğü. Festival dediğimizde, hele ki bir üniversite festivalinden söz ettiğimizde akla ilk gelecek kavramlar herhalde bunlardır. 2026’da ODTÜ’nün 70. Yılı’nı kutlamak adına uzun bir aradan sonra tekrar organize edilen ODTÜ Sanat Günleri ise tüm bu kavramlardan 180 derece zıt bir yol izlemeyi tercih etti. İlk bakışta dışarıya yansıtıldığı kadarıyla festivalin gerek niyeti, gerek kapsamı olumlu: ODTÜ’de kurumsal bir bütçe ile profesyonellerce organize edilen, iyi atölyelerin, sanatçıların ve müzisyenlerin performansları ile akademi ve sivil toplumda farklı branşlardan panellerin bir hafta boyunca kampüste öğrencilere açık olduğu bir sanat festivali; biletli konserleri olacak daha büyük isim müzisyenlerin ise bu bilet satışlarından gelecek gelirle öğrenci burs fonuna katkı yapması. Ancak gerçek hayatta karşılaşılan tablo bundan çok uzaktı.”
“ODTÜ Sanat, bir hayalet festival olarak kampüs hafızasında yerini aldı”
Aydın, okul yönetiminin doğrudan LGBTİ+’ları yasakladığını belirterek şöyle dedi:
“Burs programı şeffaf aktarılmadı ve akıbeti hâlâ belirsiz. Öğrenciler, ODTÜ’nün köklü müzik ve sanat toplulukları, sürecin hiçbir aşamasında dahil edilmediği gibi bu dışarıda bırakma halinin kasıtlı bir tasarı olduğu tartışmaları açıldı. Yalnızca “müşteri” statüsünde görülen öğrenciler, fiyatlandırma politikaları ile kampüslerindeki konserlerden doğrudan dışlandı. Bu özelleştirme fiaskosunun kreşendosu ise, rektörlüğün doğrudan LGBTİ+’ları yasakladığını, bayraktan tek bir kelimelik bahse dahi izin vermeyeceğini katılımcı sanatçı ekiplerinden birine tebliğ etmesiyle yaşandı. Bir haftalık festivali geride bıraktığımızda, elimizde yalnızca kampüsümüzde yapımı, organizasyonu “şık” ve profesyonelce yürütülmüş, katılımcı yelpazesi geniş, neredeyse hiçbir öğrencinin gelmediği ve hatta kasıtlı olarak dahil edilmediği bomboş bir fuaye alanı kaldı. Sansür şiddeti krizinin de ardından, ODTÜ Sanat, bir hayalet festival olarak kampüs hafızasında yerini aldı.”
Rektörlüğün uyguladığı LGBTİ+ karşıtı sansürü aktaran Aydın, sürece dair şunları söyledi:
“Boş ve sessiz sedasız bir festival olup, olağan ve bayağı bir başarısızlık örneği olarak da anılabilirdi 2026’nın ODTÜ Sanat edisyonu. Ancak öyle olmadı. Pek çok gazetecinin detayları haber yaptığı, doğrudan bir sansür şiddeti vakası yaşandı. Kayyım rektörlüğün profesyonel olarak destek aldığı ekibin programa katmak istediği Girls to the Front sanatçı ekibine, festivale günler kala “serginizin metninde ya da herhangi bir yerinde ‘kuir’ kelimesi ya da fotoğraflarda gökkuşağı bayrağı kesinlikle geçmeyecek” şeklinde bir müdahaleyi tebliği etmesi ile olay başladı. (Ekibin fotoğraflarında böyle bir görsel yok; ancak sansürcü kayyım rektörlüğün sergi içeriğine tek tek bakmayı bile olağanlaştırması ciddi bir boyut). Ekip, bunun kabul edilemez olduğunu yürütülen uzun müzakereler sonucu belirtti ve programdan çekildi.”
Yazının tamamına ulaşmak için tıklayın.
Etiketler: insan hakları, kadın, medya, kültür sanat, yaşam, eğitim, trans, lgbti, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks
