07/05/2026 | Yazar: Kaos GL
TİP İstanbul Milletvekili Sera Kadıgil, 2026-2035 yıllarının “Aile ve Nüfus On Yılı” ilan edilmesini meclis gündemine taşıdı; Aile Bakanı Göktaş’ın yanıtlaması istemiyle yazılı soru önergesi verdi.
Türkiye İşçi Partisi (TİP) İstanbul Milletvekili Sera Kadıgil, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Resmi Gazete’de yayımlanan genelgeyle 2026-2035 yıllarını “Aile ve Nüfus On Yılı” ilan etmesini meclis gündemine taşıdı; “Genelgede ‘zararlı akım’ diyerek hedef gösterilen LGBTİ+'lar; bu ülkenin işçileri, işsizleri, barınamayanları ve öğrencileridir. Evlilik müessesesini kutsayarak kadınları ve LGBTİ+'ları ev içi şiddete ve güvencesizliğe mahkum eden bu politikalar, sömürünün üstünü örtme çabasıdır” dedi.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın yanıtlaması istemiyle yazılı soru önergesi veren Kadıgil, genelgede çok çocuklu aile yapısının destekleneceğinin ve çocuk sahibi olmayı özendiren uygulamaların hayata geçirileceğinin belirtildiğini söyledi; LGBTİ+’ların hedef alındığını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:
“Öte yandan; LGBTİ+'ların hedef alındığı genelgede; "Cinsiyetsizleştirme başta olmak üzere zararlı akımlar insan hakları ve bireysel özgürlükler söylemini araçsallaştırarak aile kurumunu, nesilleri, milli ve manevi değerleri tehdit etmeye başlamıştır. Günümüzde demografik yapımızda medeni durum, hane büyüklüğü, yaş profili ve mekansal dağılım boyutlarıyla belirgin bir dönüşüm yaşanmaktadır. Doğurganlık hızımız Cumhuriyet tarihimizin ölçülen en düşük seviyesine gerilemiş, aile ve nüfus yapısındaki menfi değişimler varoluşsal bir boyuta ulaşmıştır" ifadelerine yer bulmaktadır. Ancak mevcut sosyoekonomik veriler, Türkiye'de aile kurumunun karşı karşıya olduğu temel sorunların yalnızca doğurganlık oranlarıyla sınırlı olmadığını; derinleşen yoksulluk, çocuk işçiliği, iş cinayetleri, kadın cinayetleri, genç işsizliği ve toplumsal eşitsizliklerin aile yaşamını doğrudan etkilediğini ortaya koymaktadır.”
Kadıgil, “Aile Yılı” politikalarının yalnızca evlilik ve doğurganlık teşvikleriyle sınırlı kalmasının mevcut sorunları derinleştirerek artıracağını ifade etti, şöyle dedi:
“Çocuk işçiliğinin yaygınlaştığı, çocuk işçilerin iş cinayetlerinde hayatını kaybettiği; milyonlarca hanenin açlık ve yoksulluk sınırının altında yaşam mücadelesi verdiği; kadın cinayetlerinin sürdüğü; gençlerin işsizlik ve güvencesizlikle karşı karşıya olduğu; LGBTİ+ bireylerin ayrımcılık ve baskıya maruz kaldığı bir toplumsal tabloda, "Aile Yılı" politikalarının yalnızca evlilik ve doğurganlık teşvikleriyle sınırlı kalması, mevcut sorunların derinleşerek artacağının göstergesi niteliğindedir.”
“LGBTİ+’ların ‘zararlı akım’ olarak kodlanması, şiddeti devlet eliyle meşrulaştırmak anlamına gelmiyor mu?”
Kadıgil, soru önergesinde “LGBTİ+ bireylerin sosyal, hukuki ve kamusal alanda baskı ve ayrımcılığa maruz kaldığı yönündeki yaygın olaylar, hak savunucularının hazırladığı raporlar dikkate alındığında, eşit yurttaşlık ve güvenlik haklarının sağlanması için "Aile ve Nüfus On Yılı" kapsamında planınız nedir?” diyerek Bakan Göktaş’a şu soruları sordu:
- Asgari ücretin 28.075 TL olduğu ve toplumun neredeyse yüzde 50'sinin asgari ücret ve altında çalıştığı, öte yandan TÜRK-İŞ Nisan ayı verilerine göre açlık sınırının 34,6 bin TL'ye, yoksulluk sınırının 112,7 bin TL'ye yükseldiği gerçeği "Aile ve Nüfus On Yılı" politikalarınız için ne ifade ediyor? Yoksullukla mücadele planınız nedir?
- Çocukların %36,8'inin yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olduğu bir ülkede, çocukların korunması için "Aile On Yılı" kapsamında hangi somut politikaları hayata geçireceksiniz?
- Türkiye'de 2013-2026 arasında en az 852 çocuk işçinin iş cinayetlerinde hayatını kaybettiği dikkate alındığında, çocuk işçiliğinin ortadan kaldırılması için "Aile ve Nüfus On Yılı" kapsamında planınız nedir? Yine, 2024 yılında on binlerce çocuk iş kazası geçirirken çocuk işçiliğinin arttığı verileri ortadayken, çocukların eğitimden koparılmasının önüne geçmek için "Aile On Yılı" kapsamında ne yapmayı planlıyorsunuz?
- 2025 yılında en az 94 çocuk işçinin ve toplamda 2105 işçinin iş cinayetlerinde yaşamını yitirdiği gerçeği karşısında, binlerce aile yaşanan kayıplarla parçalanmışken işçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda "Aile Yılı" politikalarınız içerisinde herhangi bir madde yer almakta mıdır?
- 2025 Yılında erkekler tarafından en az 294 kadın öldürülmüş, 297 kadın ise şüpheli şekilde ölü bulunmuştur. Üstelik 294 kadının 104'ü evli olduğu erkek, 32'si eskiden evli olduğu erkek, 28'i akrabası, 18'i oğlu, 14'ü babası, 7'si kardeşi tarafından öldürülmüşken, söz konusu veriler "kutsal aile" yapınız için ne söylüyor? "Aile On Yılı" kapsamında, "Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi" yani İstanbul Sözleşmesi'nden bir gecede çıktığınız gibi, başka uluslararası sözleşmelerden de çıkmayı planladığınız ajandalarınız da mevcut mudur?
- DİSK-AR tarafından hesaplanan geniş tanımlı işsiz sayısı 12 milyon 850 bindir. Geniş tanımlı işsizlik oranı yüzde 31,5'e yükselmiştir. Geniş tanımlı kadın işsizliği ise yüzde 40,3'ü bulmuştur. 2025 yılı itibariyle her bir çocuk yaklaşık 140 bin TL borçla dünyaya gelirken "Aile ve Nüfus On Yılı" kapsamında daha kaç çocuğun ne kadar borçla doğmasını amaçlamaktadır?
- LGBTİ+ bireylerin sosyal, hukuki ve kamusal alanda baskı ve ayrımcılığa maruz kaldığı yönündeki yaygın olaylar, hak savunucularının hazırladığı raporlar dikkate alındığında, eşit yurttaşlık ve güvenlik haklarının sağlanması için "Aile ve Nüfus On Yılı" kapsamında planınız nedir?
- 24 yıllık iktidarınız sürecinde görevini layığıyla yapmayan kamu görevlileri nedeniyle yaşanan binlerce iş cinayeti, maden faciaları, tren kazaları, depremler, seller, yangınlar, terör saldırıları, kadın cinayetleri gibi önlenebilir sebeplerle, yok olan on binlerce aile söz konusu ve tüm bu süreçte tek bir yetkili dahi istifa etmemişken "Aile ve Nüfus On Yılı"nda sorumluları bekleyen yine "cezasızlık" bizleri bekleyen ise "fıtrat" mı olacaktır?
- 25 milyon yurttaşımızın yoksulluk riski altında yaşadığı ve son dört yılda 1.301 kişinin çaresizlikten yaşamına son verdiği bir tabloda, Bakanlığınız "Milli Aile Haftası" ilan etmenin bu derin yoksulluğa ve ailelerin mutfağındaki yangına nasıl bir çözüm getireceğini öngörmektedir?
- Aileyi koruma iddiasındaki iktidarınız döneminde, her 3 insandan 2'sinin bankalara borçlu ve icralık olmasının sorumluluğunu üstleniyor musunuz?
- Aylarca maaşlarını alamadığı için Eskişehir'den Ankara'ya yürüyen Doruk Madencilik işçilerinin, yedili çalışma sistemine itiraz ettiği için işten atılan Antep'teki tekstil işçilerinin ve grevleri yasaklanan 200 bini aşkın emekçinin "ailelerini" korumak için Bakanlığınızca atılmış somut bir adım var mıdır?
- "Kutsal aile" vurgusu yapılırken; babaları tarafından öldürülüp annesiz kalan çocukların, MESEM kapsamında pres makinelerinde can veren çocukların ve 6 Şubat depreminde müteahhit ortaklarınızın yıkımına uğrayan ailelerin yaşadığı yıkımın hesabını kim verecektir?
- İşyerlerinde ilk işten çıkarılan, ev sahipleri tarafından kapı önüne konan, bu ülkenin işçisi, öğrencisi ve işsizi olan LGBTİ+ yurttaşların genelgede "zararlı akım" olarak kodlanması, bu bireylere yönelik şiddeti ve istihdamdan dışlanmayı devlet eliyle meşrulaştırmak anlamına gelmiyor mu?
- Genelgede bahsedilen "Dijital Kalkan" uygulaması, toplumdaki gerçek yoksulluğu ve sömürüyü gizlemek adına LGBTİ+ bireylerin varoluşunu ve anayasal haklarını sansürlemek için tasarlanmış bir araç mıdır?
Etiketler: insan hakları, kadın, medya, yaşam, aile, siyaset, anayasa, trans, ikili cinsiyet sistemi, lgbti, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks
.jpg)