18/06/2026 | Yazar: Kaos GL
Dernek, yayınladığı açıklama ile Translarla Eşitlik Günü’nü kutladı; “Bugün yalnızca bir takvim günü değil; hafızamızın, mücadelemizin ve birbirimize verdiğimiz sözün günüdür” dedi.
Bugün 18 Haziran Translarla Eşitlik Günü.
Pembe Hayat LGBTİ+ Dayanışma Derneği, 2020 yılında trans varoluşların sağlık otoritelerince “ruh hastalığı” olarak tanımlanmaktan çıkarılması için ilk adımın atıldığı gün olan 18 Haziran’ı her yıl “Translarla Eşitlik Günü” olarak anacağını ve kutlayacağını ilan etmişti.
Dernek, sosyal medya hesaplarından yayınladığı açıklama ile Translarla Eşitlik Günü’nü kutladı; “Bugün yalnızca bir takvim günü değil; hafızamızın, mücadelemizin ve birbirimize verdiğimiz sözün günüdür” dedi.
18 Haziran’ın; direncin, hafızanın ve varoluşun günü olduğunu belirten dernek, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Yıllar önce yayımlanan Trans Manifesto'da şöyle demiştik: ‘Stonewall İsyanı'na da Ülker Sokak Direnişi'ne de, Eryaman Davası'na da sahip çıkıyoruz. Evlerinde, sokaklarında, parklarda öldürülen; intihara sürüklenen translara sahip çıkarak ve her transın doğduğu andan itibaren verdiği mücadeleyi hareketimizin tarihi olarak kabul ederek bu manifestoyu yayımlıyoruz. Bizim mücadelemiz yan yana geldiğimizde değil, doğduğumuz anda başlıyor.’ Aradan yıllar geçti. Bu söz hâlá bizim sözümüz. Çünkü transların mücadelesi varoşla birlikte; aslında çok daha önce başlar. İlk dışlanmada, ilk korkuda, ilk susmaya zorlanışta, ilk yalnız bırakılışta. Kendi adımızı, bedenimizi, hayatımızı ve geleceğimizi savunmak zorunda bırakıldığımız her anda yeniden başlar. Bu yüzden 18 Haziran yalnızca görünürlüğün değil; direncin, hafızanın ve varoluşun günüdür.”
“Bizi yok saymaya çalışan her dönem, yeniden güçlendiğimiz dönem oldu”
“Bizi yok saymaya çalışan her dönem, aynı zamanda yeniden güçlendiğimiz dönem oldu” denilen açıklamada, Pembe Hayat’ın 20 yıldır trans hareketinin hafızasını, dayanışmasını ve direncini büyüten örgütlerden biri olduğu belirtildi:
“Bu yıl, trans hareketinin hafızasını, dayanışmasını ve direncini büyüten örgütlenmelerden biri olan Pembe Hayat 20 yaşında! Yirmi yıldır transların sesi, sözü ve nefesi olmaya çalışan; Esat ve Eryaman'da evlerinden sürülen trans kadınların öfkesiyle filizlenen, mahkeme salonlarında, cezaevi mektuplarında, danışmanlık hatlarında, sokaklarda, festivallerde, atölyelerde, yürüyüşlerde büyüyen bir mücadeleyi selamlıyoruz. Bu tarih, birbirinden güç alan örgütlerin, aktivistlerin, lubunyaların, feministlerin, hak savunucularının ortak hafızasıyla yazıldı. Bizler bu hikayeyi hep birlikte yazdık! Bu hikaye; yirmi yıldır bize korkuyu dayatanlara karşı cesareti büyütenlerin hikâyesi. Bu hikaye; yirmi yıldır "yalnız değilsin" demenin hikâyesi. Ve bugün, bu hikâyeyi yeniden anlatıyoruz. Çünkü haklarımız hedef gösteriliyor. Çünkü yaşamlarımız tartışmaya açılıyor. Çünkü sağlık hakkımız, bedenlerimiz, kimliklerimiz ve varoluşumuz üzerinde yeniden söz kurmaya çalışanlarla karşı karşıyayız. Ama tarih bize bir şeyi öğretti: Bizi yok saymaya çalışan her dönem, aynı zamanda yeniden güçlendiğimiz dönem oldu.”
“Yeniden doğuyoruz!”
Dernek açıklamasında, “Bu yıl, Pembe Hayat'ın 20. yılı vesilesiyle sıkça söylediğimiz bir sözü yeniden hatırlıyoruz: Yeniden Doğuyoruz!” ifadelerini kullandı, şunları söyledi:
“Çünkü bizler yalnızca hayatta kalmadık. Birbirimizi yaşattık. Yaslarımızı dayanışmaya dönüştürdük. Kayıplarımızı hafızaya dönüştürdük. Öfkemizi mücadeleye dönüştürdük. Ve her seferinde yeniden doğduk. Bu yıl, Pembe Hayat'ın 20. yılı vesilesiyle sıkça söylediğimiz bir sözü yeniden hatırlıyoruz: Yeniden Doğuyoruz! Çünkü yeniden doğmak yalnızca bir örgütün hikâyesi değildir. Yeniden doğmak; yıllardır baskılara, yasaklara, nefret kampanyalarına ve eşitsizliklere rağmen ayakta kalan bütün transların, lubunyaların ve mücadele alanlarının ortak deneyimidir. Yeniden doğmak; küllerimizden mucizevi biçimde çıkmak değil, bütün zorluklara rağmen birbirimizin elini bırakmamaktır. Yeniden doğmak; "Buradayım!" demeye devam etmektir. Biz buradayız!”
“Eşitlik pazarlık konusu değildir”
Transların mücadelesinin; yaşam, sağlık ve barınma hakkının, adaletin ve özgürlüğün hikayesi olduğunu vurgulayan dernek, bütün yasaklara rağmen mücadeleye devam edeceğini belirterek açıklamasını sonlandırdı:
“Stonewall'dan Ülker Sokak'ya, Eryaman'dan bugünlere uzanan mücadelemizle buradayız. Aramızdan alınan arkadaşlarımızın hatırasıyla buradayız. Cezaevlerinde direnen trans mahpuslarla buradayız. Hormona erişim hakkı için mücadele edenlerle buradayız. İşsiz bırakılanlarla, yoksullaştırılanlarla, görünmez kılınmak istenenlerle buradayız. Feministlerle, lubunyalarla, hak savunucularıyla, eşitlikten yana olan herkesle buradayız. Ve biliyoruz: Bizim hikâyemiz yalnızca transların hikâyesi değildir. Bu hikâye; yaşam hakkının, sağlık hakkının, barınma hakkının, adaletin ve özgürlüğün hikâyesidir. Bu hikâye; eşitlikten vazgeçmeyenlerin hikâyesidir. Bugün 18 Haziran. Bir kez daha ilan ediyoruz: Eşitlik pazarlık konusu değildir. Varoluşumuz tartışmaya açık değildir. Haklarımız lütuf değildir. Ve biz, bütün baskılara rağmen, bütün kayıplarımıza rağmen, bütün yasaklara rağmen yaşamaktan, direnmekten ve birbirimizi sevmekten vazgeçmeyeceğiz. Çünkü biz buradayız. Çünkü birbirimiz varız. Çünkü yeniden ve yeniden doğuyoruz. 18 Haziran Translarla Eşitlik Günümüz Kutlu Olsun!”
Etiketler: insan hakları, kadın, medya, yaşam, nefret suçları, aile, siyaset, heteroseksizm, trans, ikili cinsiyet sistemi, lgbti, ifade özgürlüğü, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks, örgütlenme özgürlüğü
