20/04/2026 | Yazar: Kaos GL
DEM Parti İstanbul Milletvekili Özgül Saki, Türkiye’de kamu ve özel sektörde çalışan LGBTİ+’ların çalışma hayatında maruz kaldığı cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelli hak ihlallerine ilişkin araştırma önergesi verdi.
DEM Parti İstanbul Milletvekili Özgül Saki, Türkiye’de kamu ve özel sektörde çalışan LGBTİ+’ların çalışma hayatında maruz kaldığı cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelli hak ihlallerine ilişkin araştırma önergesi verdi.
Saki, LGBTİ+’ların çalışma hayatında maruz bırakıldığı her türlü ayrımcılık, güvencesizlik, nefret söylemi ve hak ihlallerinin bütün boyutlarıyla araştırılması gerektiğini belirtti; bu alandaki yapısal sorunların, mevzuat eksikliklerinin ve kurumsal sorumlulukların tespit edilerek gerekli yasal ve idari önlemlerin belirlenmesi ve LGBTİ+ örgütlerin müdahilliğinde hak taleplerinin dikkate alınarak bütüncül politikaların oluşturulması amacıyla Meclis Araştırması açılmasını talep etti.
“Türkiye’de LGBTİ+’lar cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğinden dolayı nefret cinayetlerine, şiddete, yoksulluğa ve yaşamın her boyutunda ayrımcılığa maruz bırakılmakta, intihara sürüklenmekte, eğitimden yoksun kalmakta, sağlık hakkına, adalete ve sosyal hizmetlere erişememektedir” diyen Saki, LGBTİ+’ların çalışma hakkının ihlal edildiğini hatırlattı; Kaos GL tarafından hazırlanan “Türkiye’de Kamu Çalışanı LGBTİ+’ların Durumu 2025” ve “Türkiye’de Özel Sektör Çalışanı LGBTİ+’ların Durumu 2025” başlıklı raporlardan veriler de paylaştı:
“Raporda, LGBTİ+ çalışanların daha iş arama sürecinden itibaren kimliklerini gizlemek zorunda kaldıklarını ve bu durumun çalışma hayatlarının tamamına yayılan bir “zorunlu kapalılık stratejisi”ne dönüştüğünü ortaya koymaktadır. Ayrımcılık, dışlanma, mobbing ve işten çıkarılma riski, LGBTİ+ çalışanları görünmez olmaya zorlamakta; bu nedenle birçok çalışan kimliğini açıklamayı değil, saklamayı seçmektedir. Bu kapalılık hali, ayrımcılığın gerçek boyutlarının ölçülmesini zorlaştırmakta ve sorunun istatistiksel olarak dahi eksik tespitine neden olmaktadır.”
“Ayrımcılık, çalışma hayatının olağan bir parçası haline geldi”
Saki, ayrımcılığın çalışma hayatının olağan ve süreklileşmiş bir parçası olduğunu söyledi, şu ifadeleri kullandı:
“Kamu çalışanı LGBTİ+’lar arasında tamamen açık olduğunu beyan eden katılımcı sayısının oldukça düşük olması ve yalnızca çok sınırlı bir kesimin kısmen açık olabildiğini ifade etmesi, kamu kurumlarında baskının boyutunun çok daha vahim olduğunu göstermektedir. Özel sektörde görece daha yüksek oranlar görülse de, burada da açık olabilenlerin oranı oldukça sınırlı kalmaktadır. Bu veriler, ayrımcılığın istisnai değil, çalışma hayatının olağan ve süreklileşmiş bir parçası haline geldiğini göstermektedir. Araştırmalar aynı zamanda iş yerlerinde ayrımcılıkla mücadeleye yönelik kurumsal mekanizmaların büyük ölçüde ya bulunmadığını ya da etkili biçimde işlemediğini ortaya koymaktadır.”
Hak ihlalleri ve ayrımcılığın kurumsal düzenleme eksikliğiyle ilişkili olduğunu vurgulayan Saki, eşitlikçi ve kapsayıcı politikaların önemine dikkat çekti:
“Özel sektörde ayrımcılığı önlemeye yönelik etkin mekanizmaların var olduğunu belirtenlerin oranı yalnızca %15,9’dur. Buna karşılık, bu tür mekanizmaların bulunduğu iş yerlerinde açık olabilme oranının %55,6’ya çıkması, kurumsal politikaların belirleyici rolünü açıkça göstermektedir. Özel sektörde bu tür mekanizmaların varlığını ifade edenlerin oranı oldukça düşük düzeydedir. Buna karşılık, ayrımcılıkla mücadeleye yönelik politika ve uygulamaların bulunduğu iş yerlerinde LGBTİ+ çalışanların açık olabilme oranlarının belirgin biçimde artması, sorunun bireysel önyargılardan çok kurumsal düzenleme eksikliğiyle ilişkili olduğunu göstermektedir. Bu durum, eşitlikçi ve kapsayıcı politikaların hayata geçirilmesinin doğrudan somut sonuçlar doğurabileceğinin açık kanıtıdır.”
“LGBTİ+ çalışanlar, ayrımcılığa karşı resmi başvuru yollarını kullanamıyor”
Saki, LGBTİ+ çalışanların maruz kaldığı ayrımcılığa karşı resmi yollara başvuramadığını hatırlattı:
“Bir diğer önemli konu ise, LGBTİ+ çalışanların maruz kaldıkları ayrımcılığa karşı büyük ölçüde resmi başvuru yollarını kullanmamalarıdır. Bunun temel gerekçesi, mevcut mekanizmalara duyulan güvensizliktir. Ayrımcılık vakalarının çoğu zaman raporlanmaması, hem ihlallerin görünmez kalmasına hem de cezasızlığın pekişmesine yol açmaktadır. Böylece mevcut sistem, yalnızca ayrımcılığı önlemekte yetersiz kalmamakta, aynı zamanda ayrımcılığın sürekliliğini de beslemektedir.”
Türkiye’de LGBTİ+ çalışanların; sistematik, yaygın ve çoğu zaman görünmez kalan bir ayrımcılık rejimi ile karşı karşıya bırakıldığını söyleyen Saki, bu nedenle konuyla ilgili Meclis Araştırması açılmasının gerekli olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Türkiye’de LGBTİ+ çalışanların; çalışma yaşamında sistematik, yaygın ve çoğu zaman görünmez kalan bir ayrımcılık rejimi ile karşı karşıya olduğu açıkça görülmektedir. Mevcut hukuki ve kurumsal mekanizmaların bu ayrımcılığı önlemekte yetersiz kaldığı, hatta iktidarın LGBTİ’+lara yönelik politikalarının ve söylemlerinin bu süreci derinleştirdiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle, LGBTİ+ çalışanların çalışma yaşamındaki durumunun bütün yönleriyle ele alınması; ayrımcılık biçimlerinin, kurumsal sorumlulukların ve mevzuat eksikliklerinin kapsamlı biçimde incelenmesi; eşitlikçi, kapsayıcı ve güvenli bir çalışma ortamının sağlanmasına yönelik LGBTİ+ müdahilliğinin de sağlanarak somut politika önerilerinin ve hak taleplerinin dikkate alınması konusunda Meclis araştırması elzemdir.”
Etiketler: insan hakları, medya, yaşam, çalışma hayatı, siyaset, anayasa, trans, ikili cinsiyet sistemi, lgbti, ifade özgürlüğü, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks
.jpg)