16/07/2026 | Yazar: Kaos GL

Otonom İşçi Birlikleri, iktidara yakın medya tarafından hedef gösterilmesinin ardından iş sözleşmesi yenilenmeyen trans öğretmen Zoe Lila için açıklama yayınladı; ayrımcılığa karşı mücadeleyi büyütme çağrısı yaptı.

Otonom İşçi Birlikleri’nden trans öğretmen Zoe Lila için açıklama: “Transfobiye ve güvencesizliğe geçit yok!” Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Otonom İşçi Birlikleri, iktidara yakın medya tarafından hedef gösterilmesinin ardından iş sözleşmesi yenilenmeyen trans öğretmen Zoe Lila için açıklama yayınladı; “Transfobiye ve güvencesizliğe geçit yok” diyerek Zoe Lila’nın maruz bırakıldığı hak ihlallerine tepki gösterdi.

Otonom İşçi Birlikleri açıklamasında, Zoe Lila’nın ölüm tehditleri alarak güvenlik gerekçesiyle evini terk etmek zorunda kaldığını vurguladı; MEB’in okul hakkında başlattığı soruşturmada Zoe Lila’ya transfobik ve ayrımcı sorular yöneltildiğini söyledi:

“Zoe Lila, Marmara Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği mezunu, İstanbul Sarıyer'deki Özel Açı Ortaokulu'nda beş yıldır ortaokul İngilizce öğretmeni olarak çalışıyordu. Zoe, beden uyum sürecini okul yönetimiyle birlikte pedagojik ilkeler doğrultusunda planladı; öğretmenlere, öğrencilerine ve velilere süreci aşamalı olarak aktardı. Okul psikiyatristinin yürüttüğü, velilerin cinsel kimlik gelişimine ilişkin tepkilerini görmek amacıyla düzenlenen bir seminere anonim olarak katıldı; velilerin çoğunluğu destekleyiciydi. Ancak sürecin iktidara yakın medya organlarında kişisel bilgileri, eski ve yeni ismi ile fotoğraflarının yayımlanmasının ardından ölüm tehditleri aldı ve güvenlik gerekçesiyle evini terk etmek zorunda kaldı. MEB, okul hakkında soruşturma başlattı; soruşturmanın bir kısmında ona "İsmini neden değiştirdin?" gibi ayrımcı ve transfobik sorular soruldu — bu, mahkeme kararıyla tamamen yasal şekilde gerçekleşmiş bir isim değişikliğiydi.”

Zoe’nin maruz kaldığı nefret ve güvencesizliğin, devlet tarafından “Aile Yılı” adı altında inşa edildiğini ve emek düşmanı politikalarla desteklendiğini ifade eden Otonom İşçi Birlikleri, açıklamasını sürdürdü:

“Okul yönetimi, devletin dolaylı kurumsal baskılarının ardından Zoe'nin iş sözleşmesini yenilemedi. Bürokratik belirsizlik, soruşturma tehdidinin kendisi, işverene yeterince açık bir mesaj veriyordu: bu işçiyi elinde tutmanın maliyeti, onu elden çıkarmanın maliyetinden yüksek. 5 yıllık kıdemli, hiç olumsuz geri bildirim almamış, kimliğinden dolayı halihazırda iş bulmakta zorlanabilecek bir işçinin soğukkanlı bir maliyet hesabıyla bir gecede sokağa atılması, sözleşmeli/güvencesiz çalışma rejiminin geldiği noktayı gözler önüne seriyor. Devlet ve sermayenin işbirliğinin bir uzantısı olarak yaşanan bu olay, münferit değildir. İki gün önce trans kadın bir motokurye olan Merve Yılmazeli’nin aşırı hızda giden bir aracın çarpmasıyla yaşamını yitirmesi ve ailesinin naaşını kabul etmemesi, devlet eliyle körüklenen nefretin ve sermayenin mahkum ettiği kötü çalışma koşullarının ispatıdır. Zoe’nin maruz kaldığı nefret ve güvencesizlik, bizzat devlet tarafından “Aile Yılı” adı altında örülmüş, emek düşmanı politikalarla desteklenmiştir. Şirketin kârının riske girdiği yerde bir işçinin yoksulluğa mahkum edilmesi yeni bir hikaye değildir.”

“Ayrımcılığa karşı mücadeleyi büyütelim!”

Transfobinin, sermayenin işçi sınıfını bölmek için başvurduğu araçlardan yalnızca biri olduğunu belirten Otonom İşçi Birlikleri; trans emeğinin patronların makbul işçi kalıplarına sığmayacağını söyledi. Açıklamada, öğretmenlik yapan bir transın işten atılmasıyla, seks işçisi transların yıllardır maruz bırakıldığı polis şiddeti, kriminalizasyon ve güvencesizliğin aynı rejimin ürünü olduğu ifade edildi; sermaye, devlet ve nefret siyasetinin trans emeğini disipline etmeye çalıştığı kaydedildi.

“Trans işçilerin güvencesi ile güvencesiz çalışma rejimine karşı mücadele, farklı mücadeleler değildir. Biri diğerinin önkoşuludur” denilen açıklama, şöyle devam etti:

“Kimliğe, toplumsal cinsiyete, göçmenlik statüsüne, etnisiteye dayalı bir dolu diğer ayrımcılık türü, devlet ve işverenler tarafından işçi sınıfının dayanışmasını zorlaştırmak amacıyla kullanılmaktadır. Geleneksel ve sosyal medyanın bunlarla dolu olması tesadüf değildir. Egemen sınıflar ortak çıkarlarımızı görmemizi, işçiler olarak gerçek sorunlarımız hakkında konuşmamızı engellemek isterler. Trans işçilerin güvencesi ile güvencesiz çalışma rejimine karşı mücadele, farklı mücadeleler değildir. Biri diğerinin önkoşuludur. Tam da bu yüzden işyerlerimizde gözlemlediğimiz ayrımcı söylemlere karşı mücadeleye bugün başlamalıyız. Bugün başlamalıyız ki, sınıf kardeşlerimizden birisi güvencesiz çalışma rejiminin kurbanı olduğunda bunu hepimizin hakları için bir mücadeleye çevirebilelim. Her şey ne kadar kötü görünürse görünsün, eğer nefret ve sömürü sizi rahatsız ediyorsa, bir şeyler yapabilirsiniz demektir.”

Otonom İşçi Birlikleri; sömürüye, güvencesizliğe ve ayrımcılığa karşı dayanışmayı büyütme çağrısı yaparak açıklamasını sonlandırdı:

“Bu örnekte olduğu gibi çalışma ve yaşama hakkı gasp edilen milyonlarca sınıf kardeşimizin koşullarının kaynağı hepimiz için aynıdır. Fabrikalarda, atölyelerde, depolarda, kafelerde, okullarda; biz translar emeğin her yerinde varız ve var olacağız. İşyerlerinde örgütlenerek bize dayatılan güvencesizlik rejimini aşındırabilir, kazanımlar elde edebiliriz. Sömürüye, güvencesizliğe, ayrımcılığa karşı dayanışmayı büyütelim. Zoe Lila yalnız değildir! Transfobiye ve güvencesizliğe geçit yok! Birimize saldırı, hepimize saldırıdır!”


Etiketler: insan hakları, kadın, medya, yaşam, nefret suçları, çalışma hayatı, eğitim, siyaset, trans, lgbti, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks
İstihdam