15/06/2026 | Yazar: Kaos GL

Menteşe Kadın Platformu, AYM’nin nafaka kararına ve LGBTİ+ düşmanı 12. Yargı Paketi’ne karşı 11 Haziran’da Muğla’da basın açıklaması yaptı; “12. Yargı Paketi kadınların ve LGBTİ+’ların haklarını hedef alıyor” dedi.

Menteşe Kadın Platformu’ndan 12. Yargı Paketi’ne karşı açıklama: “Onurlu bir yaşam sürmek LGBTİ+’ların ve kadınların temel hakkıdır” Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Menteşe Kadın Platformu, Anayasa Mahkemesi’nin nafaka kararına ve LGBTİ+ düşmanı 12. Yargı Paketi’ne karşı 11 Haziran Perşembe günü Muğla’da basın açıklaması yaptı; “12. Yargı Paketi, başta kadınların, LGBTİ+’ların ve çocukların haklarını hedef alırken, tüm toplum üzerindeki dijital gözetleme baskısını kurumsallaştırıyor. Ayrımcılık ve şiddetten uzak, onurlu bir yaşam sürmek çocukların, LGBTİ+’ların, kadınların, hepimizin temel hakkıdır” dedi.

Anayasa Mahkemesi’nin nafaka kararının, kadınları yoksulluk ile şiddet sarmalına mahkum eden hukuka aykırı bir adım olduğunu ifade eden Menteşe Kadın Platformu, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“Anayasa Mahkemesi, 04.06.2026 tarihinde verdiği karar ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinde yer alan süresiz olarak ibaresini iptal etmiştir. Bu karar, kadınların evlilik birliği içindeki karşılıksız ve görünmez emeğini hiçe sayan, toplumsal cinsiyet eşitsizliğini derinleştiren ve kadınları yoksulluk ile şiddet sarmalına mahkum eden hukuka aykırı bir adımdır. Kamuoyunda kadın düşmanı erkeklerin yaratmaya çalıştığı algının tersine yıllardır hedef alınan nafaka hakkının adı “yoksulluk nafakasıdır” ve yoksulluğa düşen taraf kadınsa kadına erkek ise erkeğe verilmektedir. Ve süresiz değildir. Nafaka, bir zenginleşme aracı değil, ataerkil sistemin ve evlilik kurumunun kadınlar üzerinde yarattığı ekonomik tahribatın bir nebze olsun telafi edilmesini sağlayan hayati bir haktır. Türk Medeni Kanunu'nun 196. maddesi, eşin ev işlerini görmesi ve çocuklara bakmasının ailenin geçimine katkı olduğunu açıkça düzenlemektedir. Evlilik boyunca gelir getirici bir işte çalışamayan kadının, boşanma sonrasında bir anda ekonomik bağımsızlık kazanmasını beklemek, toplumsal gerçeklikten kopuktur.”

“Yoksulluk nafakası, sembolik bir ekonomik destek niteliğindedir”

Platform, yoksulluk nafakasının kadınlara refah sağlayan değil; çoğu zaman açlık sınırının altında kalan sembolik bir destek niteliğinde olduğunu söyledi:

“Toplumsal cinsiyet eşitliğine bağlı yapısal eşitsizliklerin derinliği nedeniyle, ekonomik olarak güçsüz olan ve boşanma durumunda yoksulluğa düşecek olan taraf kadın olduğundan büyük oranda yoksulluk nafakası kadınlara bağlanmaktadır. Kadınların karşılıksız bakım emeğinin çok küçük bir karşılığı olmasına rağmen, yoksulluk nafakası medeni haklar açısından önemli bir kazanımdır. Yoksulluk nafakası, kamuoyunda yaratılmaya çalışılan algının aksine, kadınlara refah sağlayan değil, çoğu zaman açlık sınırının çok altında kalan sembolik bir ekonomik destek niteliğindedir. Çünkü mesele hiçbir zaman nafakanın miktarı olmamıştır. Mesele, boşanma sonrasında kadınların ekonomik olarak bağımsızlaşabilmesi için hukuk düzeninin sağladığı sınırlı güvencelerin ortadan kaldırılmasıdır. Bu yaklaşım, boşanmak isteyen kadınları şiddet gördükleri veya mutsuz oldukları evliliklere ekonomik kaygılar nedeniyle mahkûm edecek, aynı zamanda siyasal iktidarın kadının itaatine dayalı, reisli ve çok çocuklu aile modelini güçlendiren politikalarına hizmet edecektir. Boşanmak isteyen erkeğin ise evlilikten ve çocuklardan kaynaklanan sorumluluklarından daha kolay sıyrılmasına sebep olacaktır.”

12. Yargı Paketi kapsamında yoksulluk nafakasına yönelik kapsamlı değişikliklerin de hazırlandığını belirten platform, açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Nitekim bu konu gündeme geldiğinden beri kadın düşmanı erkekler sosyal medyadan adlarına “nafaka mağduru erkekler diyerek; ben seni aldatacağım, döveceğim, sana söveceğim sen de buna katlanacaksın. Boşanmaya kalkarsan da beş kuruş ödemeyeceğim” naraları atıyorlar. Kadınların nasıl şiddet ve yoksulluk sarmalı arasında bırakıldıklarını açıkça ifade ediyorlar. Kararın zamanlaması çok önemlidir: Kamuoyuna yansıyan haberlerde, TBMM gündemine alınması beklenen 12. Yargı Paketi kapsamında yoksulluk nafakasına yönelik kapsamlı değişiklikler hazırlandığı ifade edilmektedir. Nafakanın süreye bağlanması, çeşitli kriterlerle sınırlandırılması ve fiilen erişilemez hale getirilmesi yönünde düzenlemeler yapılacağı uzun süredir konuşulmaktadır.”

“12. Yargı Paketi kadınların ve LGBTİ+’ların haklarını hedef alıyor”

Platform, 12. Yargı Paketi’nin kadınların ve LGBTİ+’ların haklarını hedef aldığını vurguladı; onurlu bir yaşam sürmenin LGBTİ+’ların ve kadınların hakkı olduğunu söyledi:

“Adalet Bakanlığı’nın hazırladığı 12. Yargı Paketi taslağında LGBTİ+’lar ve çocuklara dair düzenlemeler yeniden yer alacak. Ayrıca bu pakette sosyal medya kullanımı için kimlik doğrulama ve Anayasa Mahkemesi’nin yoksulluk nafakasını sınırlandıran iptal kararının ardından boşanma ve nafakaya dair de düzenlemeler olacağı biliniyor. Milyonların hayatını, haklarını, varlığını etkileyen düzenlemelerin “yargı reformu” başlığı altında torba kanun sistematiğiyle ve basına sızdırılan metinlerle geçirilmeye çalışılması, demokratik katılımın ne ölçüde engellendiğini bir kez daha ortaya koyuyor. 12. Yargı Paketi, başta kadınların, LGBTİ+’ların ve çocukların haklarını hedef alırken, tüm toplum üzerindeki dijital gözetleme baskısını kurumsallaştırıyor. 19 ayrı yasada değişiklik öngördüğü belirtilen taslak önerisine erişimimiz olmasada, basına yansıyan bilgilere göre değişiklik yapılması düşünülen düzenlemeler temel hak ve özgürlükleri tehdit ediyor. Ayrımcılık ve şiddetten uzak, onurlu bir yaşam sürmek çocukların, LGBTİ+’ların, kadınların, hepimizin temel hakkıdır.”

“Kadınların haklarının pazarlık konusu yapılmasına izin vermeyeceğiz”

Kadınların kazanılmış haklarının pazarlık konusu yapılmasına izin vermeyeceğini ifade eden platform, mücadeleyi büyütme çağrısı yaparak açıklamasını sonlandırdı:

“Anayasa Mahkemesi’nin gerekçeli kararını bekliyoruz. Ancak şimdiden ilan ediyoruz: Kadınların ekonomik güvencesini zayıflatacak hiçbir düzenleme toplumsal adalet üretmez. Kadın yoksulluğunu artıracak hiçbir değişiklik eşitlikle bağdaşmaz. Bu düzenlemeler toplumda kadına yönelik şiddetin hızını artırır. Bu yüzden, kadınların kazanılmış haklarının pazarlık konusu yapılmasına izin vermeyeceğiz. Anayasa Mahkemesinin iptal kararı, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 10. maddesinde güvence altına alınan kanun önünde eşitlik ilkesine açıkça aykırıdır. Devlet, kadınlar ve erkekler arasındaki eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Medeni Kanun’u parça parça yok etme girişimlerine karşı çıkmaya, kadınların ekonomik ve sosyal haklarını savunmaya, eşit yurttaşlık mücadelesini sürdürmeye devam edeceğiz. Mücadele ile kazandığımız yasal haklarımızdan, hayallerimizden ve onurlu bir yaşam hakkından vazgeçmiyoruz. Ülkemizde bu hafta pek çok kadın örgütü hakları ve hayatlarından vazgeçmediklerini ifade etmek için alanlardadır. Yaşasın kadın dayanışmamız yaşasın örgütlü mücadelemiz.”


Etiketler: insan hakları, kadın, medya, yaşam, aile, siyaset, anayasa, trans, lgbti, ifade özgürlüğü, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks, yargı paketi, örgütlenme özgürlüğü
İstihdam