14/08/2026 | Yazar: Kaos GL
LGBTİ+ örgütleri, Mabel Matiz’in yeni şarkısı “Ha Leylim” hakkında “müstehcenlik” gerekçesiyle başlatılan soruşturmaya, yayınladıkları ortak açıklama ile tepki gösterdi.
LGBTİ+ örgütleri, Mabel Matiz’in yeni şarkısı “Ha Leylim” hakkında “müstehcenlik” gerekçesiyle başlatılan soruşturmaya, yayınladıkları ortak açıklama ile tepki gösterdi; “Müstehcenlik ve genel ahlak gibi sınırları belirsiz kavramlar, Türkiye’de uzun süredir ifade özgürlüğünü sınırlandırmanın; kadınların, LGBTİ+’ların ve hâkim normların dışında kalan bütün hayatların görünürlüğünü bastırmanın araçları olarak kullanılıyor. Sanat eserlerinin bağlamından koparılarak ceza soruşturmalarına konu edilmesi, yalnızca tek bir sanatçıyı değil, kültür ve sanat alanının tamamını tehdit ediyor” ifadelerini kullandı.
Daha birkaç ay önce Perperişan şarkısı nedeniyle aynı suçlamayla yargılanan ve suçun yasal unsurları oluşmadığı için beraat eden Mabel Matiz’in yeni bir eseri üzerinden bir kez daha ceza soruşturmasının hedefi haline getirilmesinin tesadüf olmadığını söyleyen örgütler; soruşturmanın, sanatı ve sanatçıyı ceza hukuku aracılığıyla denetim altında tutma çabasının devamı olduğunu vurguladı.
“Sanat bir suç mahalli, şarkı sözleri suç delili, sanatçılar da kendilerine çizilen sınırların dışına çıktıkları için şüpheli hâline getirilemez” ifadelerini kullanan örgütler, açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Soruyoruz: Bir sanatçı daha kaç kez şarkılarının sözlerini, kullandığı imgeleri ve kurduğu hayal dünyasını savcılıklara ve mahkemelere açıklamak zorunda bırakılacak? Perperişan davasında verilen beraat kararı, bir sanat eserinin keyfî yorumlarla “müstehcenlik” suçlamasına konu edilemeyeceğini göstermişti. Buna rağmen aynı sanatçının başka bir eserine ilişkin benzer bir soruşturma başlatılması, beraat kararından ve yaşanan hak ihlallerinden hiçbir ders çıkarılmadığını ortaya koyuyor. Sanat bir suç mahalli, şarkı sözleri suç delili, sanatçılar da kendilerine çizilen sınırların dışına çıktıkları için şüpheli hâline getirilemez. “Müstehcenlik” ve “genel ahlak” gibi sınırları belirsiz kavramlar, Türkiye’de uzun süredir ifade özgürlüğünü sınırlandırmanın; kadınların, LGBTİ+’ların ve hâkim normların dışında kalan bütün hayatların görünürlüğünü bastırmanın araçları olarak kullanılıyor.”
Örgütler, Mabel Matiz’in art arda soruşturmalarla karşı karşıya bırakılmasının bütün sanatçılara yöneltilmiş bir otosansür tehdidi olduğunu belirterek soruşturmanın, sanatçıları hangi sözü söyleyebileceklerini ve hangi görüntüyü kullanabileceklerini düşünmeye zorlayan bir cezalandırma mekanizmasına dönüştüğünü kaydetti.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na ve kamu kurumlarına çağrı yapan örgütler, şu ifadeleri kullandı:
“Mabel Matiz yalnız değildir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nı Ha Leylim hakkında başlatılan soruşturmayı derhal sonlandırmaya; kamu kurumlarını sanatçılar üzerindeki baskı, sansür ve kriminalleştirme politikalarından vazgeçmeye çağırıyoruz. Perperişan davasında beraat etmesi gereken yalnızca Mabel Matiz değil, sanat ve ifade özgürlüğüydü. Bugün yeniden savunmak zorunda kaldığımız da yalnızca bir şarkı ya da klip değil; hepimizin hikâyesini özgürce anlatabilme hakkıdır. Mabel’in şarkıları suç değildir. Aşk suç değildir. Arzu suç değildir. LGBTİ+’ların ve normların dışında kalan hayatların sanatta görünür olması suç değildir. Biz hikâyelerimizi anlatmaya, şarkılarımızı söylemeye ve birbirimizden ilham almaya devam edeceğiz. Sanattan, aşktan ve özgürlükten elinizi çekin!”
İmzacı örgütler
Kaos GL Derneği
17 Mayıs Derneği
Ankara Gökkuşağı Aileleri Derneği (GALADER)
Kırmızı Şemsiye Derneği
LGBTİ+ Aileleri ve Yakınları Derneği LİSTAG
Muamma LGBTİ+ Derneği
Özgür Renkler Derneği
Sosyal Politika Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği (SPoD)
20 Kasım Nefret Suçlarıyla Mücadele Derneği (20 Kasım Derneği)
ÜniKuir Derneği
Mersin Yedirenk Derneği
Pembe Hayat Derneği
Genç LGBTİ+ Derneği
HEVİ LGBTİ+ Derneği
Lambdaistanbul Derneği
Açıklamanın tamamı şöyle: Beraat yetmedi mi? Mabel Matiz’e yönelik yargı tacizine son verin! Mabel Matiz hakkında, Ha Leylim adlı şarkısının sözleri ve video klibindeki görseller gerekçe gösterilerek “müstehcenlik” iddiasıyla resen soruşturma başlatıldığını öğrendik. Daha birkaç ay önce Perperişan şarkısı nedeniyle aynı suçlamayla yargılanan ve suçun yasal unsurları oluşmadığı için beraat eden Mabel Matiz’in yeni bir eseri üzerinden bir kez daha ceza soruşturmasının hedefi hâline getirilmesi tesadüf değildir. Bu soruşturma, sanatı ve sanatçıyı ceza hukuku aracılığıyla denetim altında tutma çabasının devamıdır. Soruyoruz: Bir sanatçı daha kaç kez şarkılarının sözlerini, kullandığı imgeleri ve kurduğu hayal dünyasını savcılıklara ve mahkemelere açıklamak zorunda bırakılacak? Perperişan davasında verilen beraat kararı, bir sanat eserinin keyfî yorumlarla “müstehcenlik” suçlamasına konu edilemeyeceğini göstermişti. Buna rağmen aynı sanatçının başka bir eserine ilişkin benzer bir soruşturma başlatılması, beraat kararından ve yaşanan hak ihlallerinden hiçbir ders çıkarılmadığını ortaya koyuyor. Sanat bir suç mahalli, şarkı sözleri suç delili, sanatçılar da kendilerine çizilen sınırların dışına çıktıkları için şüpheli hâline getirilemez. “Müstehcenlik” ve “genel ahlak” gibi sınırları belirsiz kavramlar, Türkiye’de uzun süredir ifade özgürlüğünü sınırlandırmanın; kadınların, LGBTİ+’ların ve hâkim normların dışında kalan bütün hayatların görünürlüğünü bastırmanın araçları olarak kullanılıyor. Sanat eserlerinin bağlamından koparılarak ceza soruşturmalarına konu edilmesi, yalnızca tek bir sanatçıyı değil, kültür ve sanat alanının tamamını tehdit ediyor. Bu soruşturmayla sanatçılara verilen mesaj açıktır: Devletin makbul saydığı aşkları, bedenleri, arzuları ve hayatları anlatın; aksi hâlde soruşturulabilirsiniz. Bizim yanıtımız da açıktır: Aşkın, arzunun, sanatın ve hayal gücünün sınırlarını savcılıklar belirleyemez. Sanatsal ifade özgürlüğü yalnızca çoğunluğun beğendiği, iktidarın onayladığı veya kimseyi rahatsız etmeyen eserler için geçerli değildir. Tam tersine bu özgürlük; farklı, aykırı, eleştirel ve normların dışına çıkan ifadelerin de korunmasını gerektirir. Bir eseri rahatsız edici, alışılmadık veya ahlaka aykırı bulmak, o eserin cezai soruşturmaya konu edilmesi için gerekçe oluşturamaz. Mabel Matiz’in art arda soruşturmalarla karşı karşıya bırakılması aynı zamanda bütün sanatçılara yöneltilmiş bir otosansür tehdididir. Soruşturmanın kendisi, sonucu ne olursa olsun, sanatçıları hangi sözü söyleyebileceklerini ve hangi görüntüyü kullanabileceklerini düşünmeye zorlayan bir cezalandırma mekanizmasına dönüşmektedir. Mabel Matiz yalnız değildir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nı Ha Leylim hakkında başlatılan soruşturmayı derhal sonlandırmaya; kamu kurumlarını sanatçılar üzerindeki baskı, sansür ve kriminalleştirme politikalarından vazgeçmeye çağırıyoruz. Perperişan davasında beraat etmesi gereken yalnızca Mabel Matiz değil, sanat ve ifade özgürlüğüydü. Bugün yeniden savunmak zorunda kaldığımız da yalnızca bir şarkı ya da klip değil; hepimizin hikâyesini özgürce anlatabilme hakkıdır. Mabel’in şarkıları suç değildir. Aşk suç değildir. Arzu suç değildir. LGBTİ+’ların ve normların dışında kalan hayatların sanatta görünür olması suç değildir. Biz hikâyelerimizi anlatmaya, şarkılarımızı söylemeye ve birbirimizden ilham almaya devam edeceğiz. Sanattan, aşktan ve özgürlükten elinizi çekin! |
Etiketler: insan hakları, medya, kültür sanat, yaşam, aile, siyaset, trans, lgbti, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks, müstehcenlik, genel ahlak
