30/12/2025 | Yazar: Oğulcan Özgenç

2025 boyunca Onur Yürüyüşleri hedef alındı, barışçıl eylemlere yıllar sonra davalar açıldı. Translara yönelik nefret suçları cezasızlıkla karşılandı, polis işkencesine ilişkin başvurular takipsizlikle sonuçlandı. Sosyal medya paylaşımları yıl boyunca açılan davalara sık sık gerekçe oldu.

LGBTİ+’lar bu sene de adliye koridorlarındaydı: 2025’in dava bilançosu Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

LGBTİ+ düşmanlığının siyasal ve hukuki alanda ivme kazandığı 2025, adliyelerin LGBTİ+’lar için adeta birer mücadele mekanına dönüştüğü bir yıl oldu. Nefret saldırıları, polis işkencesi ve ağır hak ihlalleri cezasızlıkla karşılanırken; barışçıl eylemlere katılan LGBTİ+’lar, Onur Yürüyüşleri, anmalar ve basın açıklamaları yargı konusu haline getirildi. Yıl boyunca açılan davalarda, örgütlenme özgürlüğü, ifade ve basın özgürlüğü ile barışçıl toplanma hakkı sistematik biçimde hedef alındı.

2025’in dava dökümünü KaosGL.org okurları için derledik.

Onur Yürüyüşleri, anmalar ve barışçıl toplanma davaları

2025 boyunca Onur Yürüyüşleri her zamankinden daha fazla hedef alındı. 6 Şubat’ı anmak, anmalarda gökkuşağı bayrağı taşımak yargı konusu haline getirildi.

2024 Trans Onur Yürüyüşü davasında 2 aktiviste beraat: 23 Haziran 2024'te “Faili devlet” temasıyla yapılan 10. Trans Onur Yürüyüşü’ne katıldıkları iddiasıyla 2 LGBTİ+ aktivistine açılan davanın karar duruşması kasım ayında görüldü. Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet iddiasıyla yargılanan aktivistler beraat etti. Trans Onur Haftası Komitesi, yaptığı açıklamada gözaltına alınan iki kişiden birisinin yolda yürürken, diğerinin ise kafede kahve içerken ters kelepçeyle gözaltına alındığını ve 8 saat boyunca alıkonulduğunu ifade etmişti.

Eskişehir Onur Yürüyüşü’ne ceza, polis işkencesine takipsizlik: Eskişehir’de 2024 yılında Onur Haftası kapsamında yapılmak istenen basın açıklamasına katılmak isterken işkenceyle gözaltına alınan 10 kişinin yargılandığı davada karar duruşması bu sene görüldü. Savcı, sanıkların “2911 sayılı kanuna muhalefet” ve “polise direnmek” suçlarından cezalandırılmasını istedi. Mahkeme, tüm sanıklara 2911 sayılı kanuna muhalefetten ayrı ayrı 5 ay hapis cezası verdi. Mahkeme, söz konusu hapis cezası kararını 15’er bin lira para cezasına çevirdi. Bununla beraber; mahkeme, “kamu görevlisine direnme ve mukavemet” suçundan 4 hak savunucu hakkında da ayrı ayrı 15’er bin lira para cezasına hükmetti. Mahkeme, hükmün geriye bırakılmasına da izin vermedi. 2024 Eskişehir Onur Yürüyüşü ile ilgili bir diğer gelişme ise işkence uygulayan polislerle ilgili verilen takipsizlik kararı oldu.  Savcılık, “adli tıp raporlarında darp izine rastlanmadığı” gerekçesiyle işkence uygulayan polisler hakkında takipsizlik kararı verdi. Savcılık polisler hakkındaki takipsizlik kararında bilirkişi raporuna atıf yaparak polis işkencesinin “zor kullanma yetkisi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini”, “zor kullanma yetkisini aşacak nitelikte bir yaralanmanın bulunmadığını”, “olayla ilgili alınan kamera kayıtlarında şüphelilerin zor kullanma yetkilerini aşıp müştekileri yaraladıklarına ilişkin bir delil bulunmadığını” belirtti.

Antalya Onur Yürüyüşü davasında beraat kararı: 14 Temmuz 2024’te 10. Antalya Onur Haftası’nda barışçıl basın açıklamasına katıldıkları için gözaltına alınan ve haklarında 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefetten dava açılan Ahmet Çevik, Zeliha Şengöz, Gülnur Yılmaz ve Taylan Ekici’nin yargılandığı dava bu sene görüldü. Davanın ilk duruşmasında savcı, mütalaasını beraat yönünde sundu. Mahkeme heyeti, sanıkların beraatine karar verdi.

ODTÜ Onur Yürüyüşleri’ne yıllar sonra açılan davalar: 2022 ODTÜ Onur Yürüyüşü'ne katılan 37 kişiye üç yıl sonra açılan davanın ilk duruşması bu sene görüldü. Sanık avukatları, yargılanan öğrencilerin beraatini istedi. Mahkeme, duruşmayı dinlenmeyen sanıkların dinlenmesi için erteledi. Bir sonraki duruşma 20 Ocak 2026’da görülecek.  Bu yıl seneler sonra ODTÜ Onur Yürüyüşü’ne açılan ilk dava bu değildi. 2023’te ODTÜ Onur Yürüyüşü'nde gözaltına alınan 17 kişiye de iki sene sonra dava açıldı. Davanın ilk duruşmasında savcılık, savunması alınmayan sanıklar için gerekli işlemlerin yapılmasını talep etti. Mahkeme, duruşmayı 1 Nisan 2026 saat 13.30'a erteledi.

RTÜK eylemine de dava: Yargı makamlarının seneler sonra dava açtığı barışçıl gösterilerden birisi de Direnişin Renkleri’nin Eylül 2023’te yaptığı RTÜK eylemi oldu. Eyleme, iki sene sonra dava açıldı. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), LGBTİ+’ları hedef gösteren Büyük Aile Vakfı’nın “LGBT propagandasına dur de” etkinliğiyle ilgili kamu spotu hazırlanmasına 6 Eylül'de onay vermişti. RTÜK üyesi İlhan Taşçı konuya ilişkin X‘te (Twitter) kamu spotuna oy çokluğuyla karar verildiğini belirterek kurulun buna gerekçe olarak “Bu gidişe dur denmezse 23 Nisan ve 19 Mayıs’ı kutlayacak çocuk ve gençlerimiz olmayacak!” ifadelerini kullandığını bildirmişti.  Direnişin Renkleri, Pasaport’taki RTÜK Bölge Müdürlüğü önünde eylem yapmış; LGBTİ+ aktivistlerine Valilik yasağı gerekçesiyle polis saldırmıştı. En az 10 kişi gözaltına alınmıştı.

2024 İstanbul Onur Yürüyüşü davasında beraat: 30 Haziran 2024’te İstanbul Onur Yürüyüşü’ne katıldıkları için 8 LGBTİ+ aktivistinin yargılandığı davanın karar duruşması temmuz ayında görüldü. “Toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefet” iddiasıyla yargılanan aktivistlerin tamamı beraat etti. “Sözde onur yürüyüşü” ifadeleri kullanılarak Onur Yürüyüşü’nün hedef gösterildiği davada savcılık, LGBTİ+ aktivistlerinin cezalandırılmasını istemişti.

Yeldeğirmeni davasında beraat kararı: 5 Haziran 2022’de İstanbul Onur Yürüyüşü öncesinde Kadıköy’ün Yeldeğirmeni Mahallesi’nde basın açıklaması yapmak isteyen 11 LGBTİ+ aktivisti hakkında “Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet” iddiasıyla açılan davanın karar duruşması 2025’te görüldü. Savcılık mütalaasında LGBTİ+ aktivistlerine “dağılın” uyarısı yapıldığını ancak aktivistlerin uyarıya uymadığını öne sürdü; aktivistlerin “Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet” suçundan cezalandırılmasını istedi. Mahkeme, yargılanan aktivistlerin beraatine karar verdi. Avukatların işkence ile gözaltı yapan polisler hakkında suç duyurusunda bulunulması talebi hakkında ise karar verilmedi.

2025 Trans Onur Yürüyüşü’nde fişlemenin itirafı: 22 Haziran 2025’te “Başkaldırı” temasıyla İstanbul’da yapılan 11. Trans Onur Yürüyüşü’ne katıldıkları gerekçesiyle 36 kişiye “Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet” iddiasıyla dava açıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, hazırladığı iddianamede haklarında dava açılan kişilerin daha önce LGBTİ+ etkinliklerine katılmış olmasını ve “eylemlere öncülük ettiği” iddiasını suç delili saydı. Bunlarla beraber; iddianamede gözaltına alınan kişilerin yürüyüş günü yaptıkları telefon yazışmaları da soruşturmaya gerekçe gösterildi.

2025 İstanbul Onur Yürüyüşü davası: 29 Haziran 2025’te düzenlenen yürüyüşte 53 kişi gözaltına alındı; Türkiye’de Onur Yürüyüşleri tarihinde ilk kez üç kişi tutuklandı. Tutuklanan aktivistlerden Doğan Nur 30 Temmuz’da tahliye edildi. 8 Ağustos’ta görülen davada Sinem Çelebi ve Hivda Selen tahliye edildi. Diğer sanıkların adli kontrolleri kaldırıldı. Davanın bu sene görülen ikinci duruşmasında ise mahkeme, dinlenmeyen beş sanığın savunmalarının alınması için gerekli işlemlerin yapılmasına, beraat taleplerinin reddine karar verdi.  Hakim ayrıca polislerinin tanık olarak dinlenmesi talebinin bir sonraki celse değerlendirilmesine karar vererek davayı 5 Haziran 2026 saat 10.30’a erteledi.

Trans Onur Yürüyüşü’nde “renkli kıyafet” soruşturmasında takipsizlik: Bu seneki Trans Onur Yürüyüşü’nde “renkli kıyafet giydikleri” için GBT ile gözaltına alınan 4 kişi hakkında soruşturma başlatıldı; savcılık “Yeterli delil yok” diyerek takipsizlik kararı verdi. Takipsizlik kararında gözaltına alınan 4 kişinin gezmek amacıyla yürüyüş alanında bulundukları, gezdikleri yerlere ilişkin fotoğraf ve biletlerin dosyaya sunulduğu belirtildi. Kolluk evrakına atıfla, haklarında soruşturma başlatılan 4 kişinin renkli kıyafet giymesinin suçun yasal unsurlarını oluşturmadığını vurgulayan takipsizlik kararında “yasaya muhalefet yönünden her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı ve hukuka uygun delil elde edilmemiştir” denildi.

20 Kasım anmasına bir sene sonra dava: 20 Kasım 2024’te Nefret Suçu Mağduru Transları Anma Günü’nde Kolej Metrosu önünde gözaltına alınan aktivistlere “Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na muhalefetten” dava açıldı. Hazırlanan iddianamede, eylemin “kanuna aykırı olduğu”, “yurttaşların can ve mal güvenliğini tehlikeye attığı” ve “genel kamu düzenini bozduğu” ifade edildi. İddianamede, eyleme katılan aktivistlerden “LGBTİ+ yapılanmasına müzahir şahıslar” olarak bahsedildi. İddianamede “Yasımız isyanımızdır" yazılı siyah renkli pankart, "Nefrete inat yaşasın hayat" sloganları suça delil olarak gösterildi. Davanın ilk duruşması 17 Şubat 2026’da Ankara 50. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

6 Şubat anması davası: İstanbul Trans Onur Haftası’nın 10 Şubat 2024 tarihinde Kadıköy Süreyya Operası önünde “Depremde Yitirdiklerimiz İçin” başlığıyla basın açıklaması yapmıştı. Avukatlar ve basın emekçileri, polis tarafından oluşturulan çemberin dışında bırakılmış ve 11 kişi gözaltına alınmıştı. Gözaltına alınan 11 LGBTİ+ aktivistinden birisi “6 Şubat’ı Unutma, Unutturma” sloganı attığı için “terör örgütü propagandası yapma” iddiasıyla bir gece nezarethanede tutulmuş ve çıkarıldığı mahkemece yurtdışı yasağı verilerek adli kontrol şartıyla serbest bırakılmış ve hakkında sadece polis ifadelerinden oluşan bir iddianameyle dava açılmıştı. Bu sene LGBTİ+ aktivistlerinin yargılanma gerekçelerinden birisi de “6 Şubat’ı anmak” oldu.

8 Mart Gece Yürüyüşü’nde gözaltına alınan 112 kişiden sadece trans aktivist İris Mozalar’a dava açıldı: 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında Taksim’de düzenlenen 23. Feminist Gece Yürüyüşü sırasında gözaltına alınan trans aktivist İris Mozalar hakkında dava açıldı. Mozalar, “2911 sayılı kanuna muhalefet” suçlamasıyla 2 Aralık’ta İstanbul 7. Asliye Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıktı. Mozalar, savunmasında “Eyleme katılan on binlerce, gözaltına alınan yüzlerce kadının içinden benim tek başıma seçilerek, sanki eyleme bir tek ben katılmışım gibi hakkımda dava açılması açık bir ayrımcılıktır. Ben on binlerce feministle beraber hakkım olan bir protestoya katıldım ve suç işlemedim” dedi. Bir sonraki duruşma 9 Haziran 2026’da saat 09.20’de görülecek.

25 Kasım eylemine dava: Muzır.org'tan Müberra Ünsal'ın haberine göre; Kadına Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü için 25 Kasım 2024’te önce Taksim Tünel’de ardından da Karaköy İskelesi’nde toplanan 168 kişiye dava açıldı. T24’ten Can Öztürk ise 161 kişi hakkında “2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na Muhalefet” iddiasıyla 3 yıla kadar, 7 kişi hakkında da “2911 sayılı kanuna muhalefet” ve “polise mukavemet” iddiasıyla 6 yıla kadar hapis cezası istendiğini yazdı. Savcılık tarafından olaydan bir yıl sonra düzenlenen iddianame İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. İddianamede iki polis memuru şikayetçi olarak yer aldı; soruşturma kapsamında polislerin ifadelerine başvuruldu. Polisler, “ittirildiklerini ve yere düşürüldüklerini” söyledi.

Gezi anmasında gökkuşağı bayrağı açmak dava konusu oldu: İstanbul Üniversitesi'nde 29 Mayıs’ta Gezi Direnişi’ni anmak için bir araya gelen 23 kişiye “Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet” iddiasıyla dava açıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı hazırladığı iddianamede eyleme katılan 5 kişinin LGBTİ+ bayrağı taşımasını davaya gerekçe olarak gösterdi. Basın açıklaması yapmak isteyen öğrencilerin tuttuğu LGBTİ+ bayraklarını “sözde LGBTİ+ renkleri bulunan flamalar” diyerek hedef gösterdi.

Erzincan 8 Mart eylemine “tekbirli tehditli” saldırının davası: Erzincan’da 8 Mart eyleminde kadınlara ve LGBTİ+’lara tekbirler saldıran 6 sanıktan sadece birine ceza verildi. Bu sene görülen karar duruşmasında mahkeme heyeti, 5 sanık hakkında beraat kararı verdi; sanıklardan H.B’ye ise indirime giderek “tehdit” suçundan 1 yıl 3 ay ceza verdi. Mahkeme heyeti, sanıkların inanç, düşünce ve kanaat özgürlüğünün kullanılmasını engelleme suçundan cezalandırılması talebini dikkat almadı. 6 Şubat depremlerinin ardından 8 Mart 2023 Dünya Kadınlar Günü’nde Erzincan’da bir araya gelen kadınlar ve LGBTİ+’lar yürüyüş ve basın açıklaması yapmıştı.

19 Mart protestolarına katılan LGBTİ+ aktivistleri Meryem ve Oğuz’a açılan davalar: İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasının ardından başlayan ve tutuklanmasıyla beraber devam eden sokak eylemlerine katıldıkları gerekçesiyle tutuklanan LGBTİ+ aktivistleri Meryem ve Oğuz tahliye edildi. Oğuz’un yargılandığı davanın ilk duruşmasında ise beraat kararı verildi.

İdari yasaklar, valilik-kaymakamlık kararları ve iptal davaları

Valilik ve kaymakamlıklar eliyle alınan yasak kararları, LGBTİ+ etkinliklerini ve örgütlenmeyi hedef aldı. Kararların bir kısmı yargıdan döndü ama hak ihlalleri son bulmadı.

İzmir Onur Yürüyüşü’ne yönelik yasak kararının iptali: İzmir Valiliği’nin, 27-29 Haziran 2025 tarihleri arasında planlanan İzmir 13. Onur Haftası kapsamındaki tüm etkinlikleri yasaklayan kararına karşı, İzmir Barosu tarafından idare mahkemesine açılan davada karar çıktı. İzmir 5. İdare Mahkemesi, valiliğin yasak kararını hukuka aykırı bularak kararın iptaline hükmetti. Mahkeme, kararında; valiliğin etkinliklerin toplumun bazı kesimlerini rahatsız edebileceği, provokasyonlara, saldırılara ya da tepkilere yol açabileceği yönündeki iddialarına rağmen, devletin barışçıl toplanma özgürlüğünün kullanımını güvence altına almak ve bu hakkın korunması için gerekli önlemleri alma yükümlülüğü bulunduğunu vurguladı.

Eskişehir Onur Yürüyüşüne yönelik yasak kararı AYM’ye taşındı: Valiliğin 2023 Eskişehir Onur Yürüyüşü’nün hedef alan yasak kararı, Anayasa Mahkemesi’ne taşındı. Yaşam Bellek Özgürlük Derneği tarafından AYM’ye yapılan başvuruda toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme, düşünceyi yayma ve açıklama, düşünce ve kanaat hürriyeti, kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı, özel hayatın gizliliği ve kanun önünde eşitlik haklarının ihlal edildiği belirtildi. AYM başvurusunda yeniden yargılama talep edildi.

LGBTİ+ yasakları davası AİHM’de: İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Kaos GL Derneği’nin LGBTİ+ yürüyüş ve etkinlik yasaklarıyla ilgili iki ayrı başvurusunu birleştirdi. Dernek, 2016’da yapmak istediği Homofobi Karşıtı Yürüyüşün yasaklanması ve Ankara Valiliği’nin 2017’de OHAL döneminde ilan ettiği süresiz LGBTİ+ etkinlik yasağıyla ilgili AİHM’e başvurmuştu. Davaya ilişkin 2025’teki gelişme, Türkiye Hükümeti’nin AİHM’in sorularına yanıt vermesi oldu. Hükümet savunmasında, ayrımcılık uyguladığını reddetti. Türkiye Hükümeti’nin davanın esasına dair savunmasında ise, “ayrımcılık yapılmadığı” iddiası yer aldı. Hükümet, LGBTİ+ etkinliklerinin süresiz olarak yasaklanmasının gerekçesinin “terör saldırıları” olduğunu iddia etti. Türkiye Hükümeti savunmasında ülkede gerçekleşen terör saldırılarını tek tek sıralayarak, yasak kararının gerekçesinin güvenlik olduğunu öne sürdü.

KİH’ten İstanbul Sözleşmesi davası: Kadının İnsan Hakları Derneği, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararını Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşıdı. Dernek, sosyal medya hesaplarından yaptığı açıklamada şöyle dedi: “İstanbul Sözleşmesi'nden çekilme kararını Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) taşıdık! İstanbul Sözleşmesi'nden hukuksuz çekilme kararına karşı mücadelemizi sürdürüyoruz. İstanbul Sözleşmesi'ni geri almak, etkin bir şekilde uygulatmak ve şiddetten uzak, özgür ve eşit yaşamak için mücadele etmeye devam edeceğiz. İstanbul Sözleşmesi'nden vazgeçmiyoruz!”

Bayram sokak ev mühürlemeleri: Bayram Sokak’ta transların yaşadığı üç binadan 12 numaralı apartmana 2024’ün şubat ayında Emniyet ve Kaymakamlık tarafından “camdan sarkarak teşhircilik yapıldığı” iddiasıyla mühürleme bildirimi geldi. 4 Mart’ta uygulanan mühürleme kararı Bayram Sokak’ta yaşayan transların kurduğu Bayrak Sokak 12 Platformu tarafından İdare Mahkemesi’ne taşındı. İlk derece mahkemesi, 16 Ekim 2024’te İnsan Hakları Derneği ve gönüllü avukatlar aracılığıyla açılan dava hakkında red kararı verdi. Dosya, 2025’in kasım ayında istinafa taşındı. İstinaf, idari işlemin iptaline yönelik ret kararını kaldırdı. Danıştay, istinafın kararını onadı.

LGBTİ+’lara yönelik “çay yasağı” Danıştay’da: Kadıköy Kaymakamlığı’nın, Lambdaİstanbul Derneği’nin yaklaşık on yıldır düzenli olarak yaptığı çay etkinliğine ilişkin 2023 yılında aldığı yasak kararı Danıştay’a taşındı. Kaymakamlığın 15 Haziran 2023 tarihli etkinliğe yönelik yasak kararı, dernek avukatlarının açtığı dava sonucunda İstanbul 2. İdare Mahkemesi tarafından iptal edildi. Kaymakamlık, ilk derece yargılamasında savunma dilekçesi dahi sunmamış olmasına rağmen, mahkemenin iptal kararını istinafa taşıdı. İstinaf incelemesini yapan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesi, kaymakamlık tarafından “etkinliğe yönelik somut bir tehlike ihbarı” ya da “istihbari bilgi bulunup bulunmadığına ilişkin denetlenebilir ve belgeye dayalı herhangi bir veri” sunulamamasına rağmen, kaymakamlığın istinaf talebini kabul etti. Daire, bu doğrultuda ilk derece mahkemesinin iptal kararını bozdu. Dernek, dosyayı bu kez de Danıştay’a taşıdı.

Dernekleri hedef alan davalar

Dernekler hakkında açılan davalar, LGBTİ+ örgütlerinin etkileyen hukuki süreçlere dönüştü. Türkiye’de ilk kez bir LGBTİ+ derneği kapatıldı.

Genç LGBTİ+ kapatıldı: İzmir’de faaliyet gösteren Genç LGBTİ+ Derneği, sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek “müstehcenlik” iddiasıyla kapatıldı. 2024’te LGBTİ+ derneklerini hedef alan denetimlerde derneğin sosyal medya hesapları geriye dönük olarak incelendi. Sosyal medyadaki paylaşımlar, denetim raporunda “müstehcenlik” sayıldı. Denetim raporunun savcılığa iletilmesinin üzerine dernek aleyhine şubat ayında müstehcenlik soruşturması başlatıldı. Müstehcenlik gerekçesiyle açılan soruşturmada takipsizlik kararı ağustos ayında kesinleşti. Derneğe müstehcenlik soruşturması ile beraber kapatma davası da açıldı. Kapatma davasında savcılık, sosyal medya paylaşımlarının ahlaki değerlere ve Anayasa’nın “Ailenin korunması ve çocuk hakları” başlıklı maddesine aykırı olduğu öne sürdü. Kapatma davası sonucunda İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi derneğin kapatılmasına karar verdi.

Tarlabaşı Toplumunu Destekleme Derneği davası: Tarlabaşı Toplumunu Destekleme Derneği (TTM) hakkında “hukuka ve ahlaka aykırılık” iddiasıyla açılan fesih davası bu yıl da görülmeye devam etti. TTM’nin, 27 Haziran 2021’de Kaos GL Derneği’nin yayınladığı “LGBTİ+ Öğrencileri Aile ve Okul Kıskacına Karşı Nasıl Korumalı?” kılavuzunun konuşulacağı bir gönüllü etkinliğinin hedef gösterilmesi, idari denetimler ve “müstehcenlik” iddialarıyla başlayan sürecin devamı olan davanın 11. duruşması eylül ayında yapıldı. Duruşmaya basın ve izleyici alınmadı. Mahkeme, davayı 21 Ocak 2026’ya erteledi.

KaosGL.org’un “kara listeye” alınması mahkemeye taşındı: Kaos GL Derneği, KaosGL.org’un Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) tarafından güvenli aile profilllerinde “kara listeye” alınması işlemini yargıya taşıdı. Dernek, dilekçesinde yürütmenin durdurulmasını ve engel kararının iptal edilmesini istedi. Davaya Ankara 15. İdare Mahkemesi bakacak.

Kaos GL’ye erişim engeli AYM’de:  MLSA Hukuk Birimi, Kaos GL’nin haziran ayında internet haber sitesine ve tüm sosyal medya hesaplarına getirilen erişim engeline yapılan itirazların reddedilmesi üzerine konuyu Anayasa Mahkemesi’ne taşıdı. Derneğin ifade ve basın özgürlüğünün ihlal edildiği açıklanırken, erişim engeli sonucunda Türkiye’deki yegane LGBTİ+ haber platformunun da ortadan kaldırıldığını, bunun çoğulcu basına yönelik ağır bir ihlal olduğunu vurguladı.

Nefret suçu davaları

Translara yönelik nefret suçları, 2025 yılı boyunca açılan davalar ve devam eden yargı süreçleriyle gündemde yer aldı.

Derya Dağyolu davası: Ankara'da trans kadın seks işçisi Derya Dağyolu’na saldırarak yaralayan ve ölüm tehlikesi atlatmasına neden olan Halil G.’nin yargılandığı davanın karar duruşması 21 Mayıs 2024’te görülmüştü. Her iki tarafın da kasten öldürmeye teşebbüsten cezalandırılması yönünde verilen mütalaadan sonraki karar duruşmasında mahkeme sanık Halil G.’nin kasten öldürmeye teşebbüsten 6 yıl 3 ay cezalandırılmasına hükmetmiş, cezada indirime gidilmişti. Bunun yanı sıra Halil G.’ye “Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun”a muhalefetten dolayı 7 ay 15 gün hapis cezası ve 6.000 TL para cezası verilmişti. Halil G. tarafından bıçaklanan ve ölüm tehlikesi atlatan Derya Dağyolu için mahkeme kasten yaralamadan dolayı meşru müdafaa hükümlerini uygulamaksızın 11 ay 7 gün hapis cezası vermiş ve ceza ertelenmişti. Derya Dağyolu’nun avukatları, ilk derece mahkemesinin kararını istinafa taşımıştı. İstinaftaki dava temmuz ayında sonuçlandı. Mahkeme, ilk derece mahkemesinin kararını bozarak saldırıya uğrayan ve hayati tehlike atlatan Derya Dağyolu’na kasten öldürmeye teşebbüs suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası verdi. İlk derece mahkemesinde hakkında meşru müdafaa hükümlerinin uygulanmadığı Dağyolu’na kasten yaralama suçundan ceza verilmişti. Mahkeme, Dağyolu’na saldıran sanık Halil G.’nin lehine karar vererek haksız tahrik ve iyi hal indirimi uyguladı, Halil G.’ye de 7 yıl 6 ay hapis cezası verdi. Mahkemenin kararına göre; nefret saldırısına maruz kalan Dağyolu, kendisine saldıran Halil G. ile aynı cezayı aldı.

Sudenaz cinayetinde karar: Büyük Aile Buluşması’nın yapıldığı 14 Eylül 2024’te Diyarbakır’ın Kayapınar ilçesinde trans kadın Sudenaz U., A.A. ve İ.U. isimli iki erkek tarafından öldürüldü. Sudenaz U.’nun öldürüldüğü, arkadaşı G.’nin ise yaralandığı saldırıya ilişkin davada karar açıklandı. Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada Sudenaz’ı öldüren A.A ve İ.U’ya kasten öldürmeden ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi. Ayrıca, faillere “silahla, konutta, birden fazla kişi ile birlikte yağmaya teşebbüs suçu” işlendiğinden dolayı 9’ar yıl hapis cezası verildi.

Nida Nazlıer davası: Temmuz 2025’te Antalya’nın Muratpaşa ilçesinde boğazı kesilerek öldürülen trans kadın Nida Nazlıer davasında iddianame hazırlandı. Soruşturma sürecinde Arif Ömer El Hüseyin ifadesinde, cinayeti işlediğini itiraf etmişti. İfadesinin ardından sevk edildiği Sulh Ceza Hakimliği tarafından 'kasten öldürme' suçundan tutuklanmıştı. Şüpheliler H.İ. ve H.H. ifadelerinin ardından serbest bırakılmıştı. DHA’da yer alan habere göre; hazırlanan iddianamede savunması yer alan Aref Elhusseın, öldürdüğünü itiraf ettiği Nazlıer’in kendisine cinsel saldırıda bulunduğunu öne sürdü. İddia sonrası Antalya 2'nci Sulh Ceza Hakimliği kararı ile sanığın iç beden muayenesi yapıldı. Muayenede, herhangi bir cinsel saldırı bulgusuna rastlanmadı. Sanığın iddiasının, suçtan kurtulmaya yönelik olduğu belirtildi. Savcılık, sanığın 'canavarca hisle kasten öldürme ve konutta silahla yağma' suçlarını işlediği gerekçesiyle ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla cezalandırılmasını istedi.  İddianame, Antalya 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

Selen Özkula davası: İstanbul Esenyurt’ta 26 Mayıs 2025 günü öldürülen trans kadın Selen Özkula davasında sanık İlker Sezgün hakim karşısına çıktı. Tutuklu sanık İlker Sezgün, trans kadın Selen’i öldürmediğini iddia etti; intihar imasında bulundu. Mahkemede beyanda bulunan avukatlar, sanık İlker Sezgün’ün “kadına karşı kasten öldürme” suçundan cezalandırılmasını talep etti.  Ara kararını açıklayan mahkeme, sanık İlker Sezgün’ün tutukluluk halinin devamına karar verdi; dosyadaki eksikliklerin giderilmesi için duruşmayı erteledi.

Bornova Sokak saldırganına tahliye: 16 Ocak’ta kapüşonlu bir erkeğin durduk yere sokaktaki trans kadın Ç.A’ya yumruk atıp ardından kaçtığı kamera kayıtlarına yansıdı. Söz konusu saldırıda ağır yaralanan Ç.A olayın ertesi günü şikayetçi oldu. Saldırgan tespit edildi ve 17 Ocak’ta tutuklandı. Söz konusu nefret saldırısına ilişkin davanın ilk duruşması bu sene içinde görüldü. Mahkeme, duruşma sonunda tutuklu yargılanan sanığın tahliyesine karar verdi.

İfade ve basın özgürlüğü davaları

2025 boyunca gazeteciler, aktivistler ve hak savunucuları yargı süreçleriyle hedef alındı. Sosyal medya paylaşımları ve gazetecilik faaliyetleri davalara gerekçe oldu.

Yıldız Tar davası: KaosGL.org Genel Yayın Yönetmeni Yıldız Tar’ın Halkların Demokratik Kongresi (HDK) soruşturmasından yargılandığı davanın ilk duruşması ekim ayında görüldü. Duruşmada, Tar’ın avukatları iddianameye giren ses kayıtlarının imha edildiğini ortaya koydu. Savcılık, Tar hakkında adli kontrolün devamını istedi. Avukatlar itiraz etti. Mahkeme imza şartını kaldırdı, yurt dışı yasağının devamına karar verdi. Mahkeme ayrıca, el konulan dijital materyallerin iadesine karar verdi. Duruşma, 23 Şubat 2026'ya 14.15'e ertelendi.  

Ayşe Panuş tahliye edildi: Feminist aktivist Ayşe Panuş, 21 Şubat’tan beri Halkların Demokratik Kongresi’ne yönelik soruşturma kapsamında tutuklanmıştı. Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutulan Panuş,  Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmada tahliye edildi. Kaos GL Derneği Ayşe Panuş’un özgür bırakılması için açıklama yayınlamış, “Ayşe Panuş’a ve çalışmalarına tanığız” demişti. HDK’ye soruşturması kapsamında açıla davalar hala devam ediyor.

Erkin tahliye edildi: Halkların Demokratik Kongresi’ne yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınarak 21 Şubat’ta tutuklanan Ayşe Bengi Çelik, Aynur Cengiz, Melek Kızılocak, EMEP İstanbul İl Başkanı Sema Barbaros, Şengül Erdoğan, Ece Yıldız Karabacak, Yakup Kadri Karabacak ve LGBTİ+ hakları aktivisti Erkin 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıktı. Mahkeme, Erkin’in tahliyesine karar verdi.

Elif Akgül davası: İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Halkların Demokratik Kongresi (HDK) hakkında başlattığı soruşturma kapsamında 18 Şubat Salı günü ev baskınlarıyla gözaltına alınan ve ardından tutuklanan gazeteci Elif Akgül haziran ayında tahliye oldu. Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği’nin (MLSA) itirazı üzerine Akgül, hakkında tensip zaptıyla tahliyesine karar verildi. Davanın aralık ayında görülen ikinci duruşmasında esas hakkındaki mütalaasını sunan savcılık, Akgül’ün üzerine atılı “örgüt üyeliği” suçundan cezalandırılmasını istedi. Adli kontrolün devamına karar veren mahkeme, esas hakkındaki mütalaaya karşı savunmaların yapılması için süre vererek davayı 20 Ocak 2026 saat 10:45’e bıraktı.

Onur Yürüyüşü’nü takip ederken gözaltına alınan Bülent Kılıç’ın davasında beraat kararı: Agence France-Presse (AFP) foto muhabiri Bülent Kılıç hakkında 19. İstanbul Onur Yürüyüşü’nü takip ederken "görevi yaptırmamak için direnmek” ve “kamu görevlisine görevinden dolayı alenen hakaret” iddialarıyla açılan davanın dördüncü duruşması 2025’in ilk ayında görüldü. Mahkeme, Bülent Kılıç’ın beraatine karar verdi.

Can Öztürk hakkında açılan soruşturmada takipsizlik: T24 muhabiri Can Öztürk'e “Dönüştürme seansı'nda taciz ve istismar iddiası; çocuklar suçladı, Prof. Dr. Ahmet Akın reddetti: Bu çocuklar raydan çıkmış!” başlıklı haberi nedeniyle hakkında taciz iddiaları bulunan Prof. Dr. Ahmet Akın’ın şikayeti üzerine 'halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak ve iftira' suçlarından soruşturma başlatılmıştı. MLSA Hukuk Birimi, kamuoyunda sansür/dezenformasyon yasası olarak bilinen ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak’ iddialarıyla başlatılan soruşturma kapsamında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiğini duyurdu. MLSA’nın aktardığına göre; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçlarını Soruşturma Bürosu tarafından verilen takipsizlik kararında, Öztürk’ün haberinin Ahmet Akın hakkındaki iddiaların görünen gerçekliğe uygun olarak haberleştirilmesinden ibaret olduğu, bu nedenle haberin ifade ve basın özgürlüğü kapsamında kaldığı, iddia edilen suçların oluşmadığı kaydedildi.

İris Mozalar’a sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek açılan davada beraat kararı: LGBTİ+ aktivisti İris Mozalar hakkında, mültecilere yönelik ırkçı saldırıları eleştirdiği sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme” iddiasıyla açılan davanın karar duruşması bu sene görüldü. Duruşma öncesi birçok polisin yer aldığı duruşma salonunun bulunduğu koridor bariyerle kapatıldı. İris Mozalar'ın avukatlarıyla hazır bulunduğu duruşmaya da sadece dört kişi alındı. Savunmasını yapan İris Mozalar, "Ben bugün burada ifade özgürlüğümü kullandığım için yargılanıyorum. Halkı kin ve düşmanlığa tahrik eden ben değilim" dedi. Mahkeme, dava konusu paylaşımların ifade özgürlüğü kapsamında kaldığını değerlendirerek İris Mozalar'ın beraatine karar verdi.

Asya Gökalp’e sosyal medya paylaşımlarından iki ayrı ceza: LGBTİ+ hakları aktivisti Asya Gökalp’e “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” ve “dini değerleri aşağılama” suçlarından hapis cezası verildi. İzmir 17. Asliye Ceza Mahkemesi, Gökalp hakkında Mayıs 2024’te X’te paylaşılan iki gönderiyi cezaya gerekçe yaptı. Duruşma sonunda mahkeme, Asya Gökalp’e “Türklük üzerinden bir ırk aleyhine halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçlamasıyla 1 yıl 3 ay, “halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri aşağılama” suçlamasıyla ise 7 ay 15 gün hapis cezası verdi. Böylece Gökalp hakkında, iki ayrı sosyal medya paylaşımı nedeniyle iki ayrı ceza verildi.

Enes Hocaoğulları davası: Konseyi’nde yaptığı konuşma nedeniyle tutuklanan, Avrupa Konseyi Gençlik Delegesi ve LGBTİ+ hakları aktivisti Enes Hocaoğulları’nın yargılandığı davanın ilk duruşması da bu sene görüldü. Savcı mütalaasında Enes Hocaoğulları’nın tutuksuz yargılanmasını talep etti. Hocaoğulları’nın avukatları Enes’in mesleğini icra etmeye devam edebilmesi için yargılamanın adli kontrol şartı uygulanmadan sürdürülmesini talep etti. Mahkeme, Hocaoğulları’nın adli kontrol şartıyla tahliyesine karar verdi. Sonraki duruşma 23 Ocak 2026’da Ankara 86. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

Yusuf Çelik davası: Dersim’de düzenlenen Munzur Kültür ve Doğa Festivali sırasında Nisan Yayıncılık standına polis tarafından yapılan saldırı sonrası gözaltına alınan KaosGL.org’a da haberleriyle katkı sunan Özgür Gelecek muhabiri Yusuf Çelik hakkında açılan davanın ilk duruşması bu sene görüldü. Mahkeme, Çelik’e 10 ay hapis cezası ve 400 TL adli para cezası verdi; hükmün açıklanmasını geri bıraktı.

“Müstehcenlik” gerekçeli yargılamalar

2025 boyunca “müstehcenlik” ve “genel ahlak” ifadeleri, LGBTİ+’ları hedef alan yargı süreçlerinde sıkça başvurulan gerekçeler haline geldi. Bu gerekçeler, LGBTİ+’ların görünürlüğüne yönelik davalarda öne çıktı.

Trans aktivist Janset Kalan’a ceza: Trans kadın aktivist Janset Kalan, kendisine ait olmayan bir sosyal medya hesabından paylaşılan “dekoltesinin ve bacaklarının göründüğü” bir fotoğraf sebebiyle 5 ay hapis cezası ve 400 TL adli para cezasına çarptırıldı. Ankara 48. Asliye Ceza Mahkemesi, “müstehcenlik” suçu üzerinden karar verdi, hükmün açıklanması geri bırakıldı.  İki yıl önce de Kalan’ın evi basılmış ve telefon ve bilgisayarına el konulmuştu. Kalan, geçen yıl Ankara 19. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen yargılama sonucunda da 10 ay hapis ve 12500 TL adli para cezası ile cezalandırılmış; kararı istinafa taşımıştı. 

Kadıköy partisi: Kadıköy’de düzenlemek istedikleri parti sebebiyle hedef olan ve hayasızca hareketlerden yargılanan T.T ve L.S hakkında beraat kararı verildi.

Hormona erişime yönelik kısıtlamaya karşı açılan davalar

Sağlık Bakanlığı’nın hormona erişim yaşını 21’e çıkaran düzenlemesi, 2025’te yargıya taşındı. Düzenlemeye karşı açılan davalarda, düzenlemenin hukuka aykırı olduğu ve transları hedef aldığı vurgulandı.

ÇHD hormon kısıtlamasına karşı dava açtı: Çağdaş Hukukçular Derneği Kadın ve Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları Komisyonu, transların hormona erişim yaşını kısıtlayan düzenlemeye karşı dava açtığını açıkladı. İnterseks ve transların hormon kullanabilme yaşının 18’den 21’e çıkarılmasıyla ilgili Sağlık Bakanlığı tarafından getirilen düzenlemeye karşı yürütmenin durdurulması talebiyle dava açan komisyon, yaptığı açıklamada şöyle dedi: “Başta sağlık ve yaşam hakkı olmak üzere en temel hakları ihlal eden, tamamen hukuka aykırı olan bu ve benzer düzenlemelerle, Aile Yılı adı altında LGBTİ+’lar ve kadınların en temel haklarına saldırılmasıyla her alanda mücadele edeceğiz!”

TTB ve TPD’den hormon yasağına ilişkin dava: Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve Türkiye Psikiyatri Derneği (TPD), Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu tarafından cinsiyet uyum sürecinde kullanılan hormonların ve ergenlik baskılanması için kullanılan ilaçların 21 yaş altında reçete edilmesine engel getiren düzenlemenin iptali için dava açtı. Dilekçenin giriş bölümünde “Kanıta dayalı bilimsel standartlara aykırı şekilde tesis edilen dava konusu işlem, bir mutlak hak olarak yaşam hakkını tehlikeye atmakta, sağlık hizmetlerine erişim hakkının ise ölçüsüz şekilde özüne dokunmakta, iptali gerekmektedir” denildi.

Yıllardır bitmeyen davalar

Yıllardır süren bazı davalar 2025’te de sonuçlanmadı, Esat-Eryaman, Ahmet Yıldız ve Pınar Selek için adalet arayışı devam etti.

Esat-Eryaman için adalet mücadelesi sürüyor: Yıllardır mahkemeler arasında gelip giden Esat-Eryaman davasında sanıklara verilen hapis cezası, Yargıtay tarafından 2023’te görülen duruşmada sanık avukatları hazır bulunmadığı için bozuldu. 19 yıldır süren adalet mücadelesinde bozma kararının ardından bu sene iki duruşma görüldü. Son duruşmada mahkeme, 2 Ekim 2023’te verilen kararı tekrar ederek sanıkların her biri için yağma ve yağmaya teşebbüs suçlarından adli kontrol ve yurtdışı yasağıyla beraber 82 yıl hapis cezası verdi. Yargıtay tarafından hüküm kesinleşmediği için sanıklar hala tutuklu değil. Sanıklar, Yargıtay’ın kararı onaması durumunda hapse girecek. Davanın karşı karşıya olduğu zaman aşımı riski devam ediyor.

Ahmet Yıldız için hala adalet yok: 2008’de eşcinsel olduğu için babası tarafından katledilen Ahmet Yıldız’ın ölümüne ilişkin davanın iki duruşması 2025’te görüldü. Ahmet Yıldız’ın katilinin hala bulunamadığı davanın 17. yılında görülen 42. duruşmada, mahkeme heyeti avukatların Ahmet Yıldız’ın annesi ve kız kardeşlerinin dinlenmesi yönündeki taleplerini bir kez daha reddetti. Mahkeme ayrıca, baba Yahya Yıldız hakkında çıkarılan yakalama emrinin devamına karar verdi. Son duruşmada da Ahmet Yıldız için adalet sağlanamadı; dava 10 Eylül 2026 saat 11.30’a ertelendi.

Pınar Selek davası: Mısır Çarşısı patlaması nedeniyle hakkında açılan davada dördüncü beraat kararı Yargıtay tarafından bozulan sosyolog ve yazar Pınar Selek'in yeniden yargılandığı dava yine ertelendi.  Mahkeme Selek için Kırmızı Bülten talebini devam ettirdi. Bir sonraki duruşma 2 Nisan 2026'da. Hala Tanığız Platformu, Pınar Selek davasının son duruşmasının ardından açıklama yaptı. Platform, açıklamasında “Sıfır Suç, Yirmi Yedi Yıl, Dört Beraat ve Müebbet Sanıklığa Devam! Pınar Selek’in Nihai Beraati İçin Mücadelemiz Sürüyor” dedi.

Son not

Görüldüğü üzere 2025, LGBTİ+’lara yönelik yargı süreçlerinin yaygınlaştığı; yasaklar, soruşturmalar ve davalarla barışçıl toplanma hakkından ifade ve basın özgürlüğüne kadar pek çok temel hakkın hedef alındığı bir yıl oldu. Nefret saldırıları ve polis şiddeti çoğu zaman cezasızlıkla karşılanırken, LGBTİ+’lar Onur Yürüyüşleri, anmalar, basın açıklamaları ve sosyal medya paylaşımları nedeniyle yargı önüne çıkarıldı. Buna rağmen, “genel ahlak”, “müstehcenlik” ve “kamu düzeni” gibi gerekçelerle kurulan baskı hattına karşı hukuki ve toplumsal mücadele yıl boyunca sürdü. Bu derleme, 2025’te yaşanan hak ihlallerini kayıt altına alırken aynı zamanda şunu hatırlatıyor: Yargı baskısı ne kadar artarsa artsın, adalet ve özgürlük mücadelesi aynı kararlılıkla devam ediyor.


Etiketler: insan hakları, kadın, medya, kültür sanat, yaşam, mülteci, nefret suçları, barınma, aile, sağlık, siyaset, sağlık hakkı, onur yürüyüşü, dava, özel haber, heteroseksizm, trans, ikili cinsiyet sistemi, lgbti, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks
GDTM