06/05/2026 | Yazar: Kaos GL

Kaos GL’nin 9-10 Mayıs’ta Ankara’da yapacağı sempozyumun sembolü lavanta çiçeğinin ve renginin hikayesi…

LGBTİ+ Hakları Sempozyumu’na doğru: Neden lavanta? Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Kaos GL Derneği, geçtiğimiz yıllarda “Lezbiyen ve Geylerin Sorunları ve Toplumsal Çözüm İçin Barış Arayışları”, “Homofobi Karşıtı Buluşma”, “Feminist Forum”, “Ayrımcılık Karşıtı Sempozyum” gibi başlıklarla düzenlediği sempozyumlara geri dönüyor.

Bu yıl, 9-10 Mayıs’ta Ankara’da “LGBTİ+ Hakları Sempozyumu” başlığıyla yapılacak sempozyumun her sene LGBTİ+ hareketinin gündemindeki başlıkların tartışılacağı bir zemin oluşturması hedefleniyor. Sempozyum her yıl 17 Mayıs Uluslararası Homofobi, Bifobi, Transfobi ve İnterfobiyle Mücadele Günü kapsamında Mayıs ayında yapılacak.

Sempozyumun adres bilgisi, aşağıda yer alan formu dolduran katılımcılarla paylaşılacak.

Başvuru formu için tıklayın.

Kürşad Kahramanoğlu anısına…

“LGBTİ+ Hakları Sempozyumu”nun ilki 2018 yılında hayatını kaybeden LGBTİ+ aktivisti, sendikacı ve yazar Kürşad Kahramanoğlu anısına yapılacak. Kaos GL’nin Yönetim Kurulu üyeliği, Uluslararası Lezbiyen ve Gey Birliği (ILGA) Genel Sekreterliği, UNISON sendikasında dış ilişkiler koordinatörlüğü gibi sorumlulukları da üstlenen Kahramanoğlu hakkında daha fazla bilgi için aşağıda yer alan yazıyı inceleyebilirsiniz.

Biz bu hikayeyi Kürşad’tan dinlemiştik

Neden lavanta?

Geleneksel toplumsal cinsiyet normlarına göre; mavi renk erkekliği, pembe ise kadınlığı temsil edecek şekilde kodlandığında; bu iki rengin karışımından oluşan mor, ikili cinsiyet rejiminin baskısından azade bir renk olarak görülmeye başlandı. Morun en güzellerinden lavanta çiçeği ve onun rengi de LGBTİ+’ları simgeleyen bir renge dönüşmeye başladı.

Öyle ki, özellikle 1920'lerde ve Hollywood'un Altın Çağı'nda “lavanta evliliği” kavramı yaygın olarak kullanıldı. Eşcinsel veya biseksüel aktörlerin, aktrislerin ve tanınmış kişilerin cinsel yönelimlerini gizlemek, kariyerlerini korumak ve toplumsal baskıdan kaçınmak amacıyla karşı cinsten biriyle yaptıkları "anlaşmalı evliliklere" lavanta evliliği deniyordu. Bu durum, rengin eşcinsellikle gizli bir bağlamda anılmasına yol açtı.

1950'lerde Amerika Birleşik Devletleri'nde Soğuk Savaş paranoyasının zirve yaptığı dönemde (McCarthy dönemi), "Kızıl Korku" (Komünist avı) ile eş zamanlı olarak "Lavanta Korkusu" da yaşandı. Dönemin ABD hükümeti, eşcinsel çalışanları birer "güvenlik tehdidi" ve şantaja açık kişiler olarak damgaladı, binlerce LGBTİ+ kişi devlet memurluğundan haksız yere ihraç edildi. Bu baskıcı politika, lavanta kelimesini eşcinsellikle doğrudan ve politik bir şekilde ilişkilendirdi.

1950'lerdeki "Lavanta Korkusu" döneminde devlet dairelerinden atılanlar veya bar baskınlarında hedef alınanlar sadece geyler ve lezbiyenler değildi. O yıllarda cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği kavramları bugünkü gibi net ayrışmamıştı. "Karşı cinsin kıyafetlerini giyinme" (cross-dressing) yasaları yüzünden tutuklanan, polis şiddetine maruz kalan ve bu "lavanta" cadı avından en çok zarar görenlerin başında translar geliyordu. Dolayısıyla lavantanın sembolize ettiği o tarihsel dışlanma ve sonrasındaki direniş (Stonewall gibi), doğrudan trans tarihinin de ayrılmaz bir parçası oldu.

Lavanta renginin bir direniş sembolüne dönüşmesindeki en büyük adımlardan biri 1970'lerde atıldı. İkinci Dalga Feminizm hareketinin önde gelen isimlerinden Betty Friedan, lezbiyenlerin feminist harekete zarar vereceğini öne sürerek onları küçümseyici bir şekilde "Lavender Menace/Lavanta Tehdidi" olarak adlandırdı. Buna karşılık olarak bir grup lezbiyen radikal feminist, 1970 yılında düzenlenen bir kadın kongresinde üzerlerinde "Lavender Menace" yazan lavanta rengi tişörtlerle sahneyi işgal etti. Kendilerine yöneltilen bu hakareti sahiplenerek bir güce dönüştürdüler ve LGBTİ+ haklarının feminist hareketin ayrılmaz bir parçası olduğunu kabul ettirdiler.

LGBTİ+ terminolojisinde lavanta renginin tarihsel yolculuğunun en önemli ve güncel duraklarından biri de kesinlikle "Lavanta Tavan" (The Lavender Ceiling) kavramı. Kadınların iş hayatında üst düzey pozisyonlara gelmesini engelleyen görünmez bariyerleri tanımlayan "cam tavan" (glass ceiling) kavramını duymuş olabilirsiniz. "Lavanta tavan" da doğrudan bu terimden türetilmiş olup, çalışma hayatında LGBTİ+’ların cinsel yönelimleri veya cinsiyet kimlikleri nedeniyle karşılaştıkları görünmez ve sistemsel engelleri ifade ediyor.

Lavanta; tarihi boyunca bir gizlenme aracı olmaktan çıkıp, baskılara karşı bir direniş, dayanışma, onur ve güçlenme sembolü olarak LGBTİ+ kültürünün en önemli yapı taşlarından biri olmaya devam ediyor…

Sempozyumun tam programı ise şöyle:

KAOS GL LGBTİ+ HAKLARI SEMPOZYUMU

9-10 Mayıs, Ankara

Kürşad Kahramanoğlu anısına…

9 Mayıs Cumartesi

10.00-10.10: Açılış konuşması

Bizim Kürşad / Umut Güner

10.10-10.50: Açılış oturumu

Hak örgütleri ve sendikalardan selamlama konuşmaları

10.50-11.00: Ara

11.00-13.00

1. Oturum: Siyasal Şiddet

Bu oturumda 2015’ten beri devlet stratejisi haline gelen siyasal şiddet mekanizmaları, bu siyasal şiddetin LGBTİ+ özgürlük hareketine etkileri ve siyasal şiddetle mücadele yöntemleri tartışılacak.

Elçin Aktoprak (İnsan Hakları Okulu/ İHO): “Ulusun Ahlakı”nın Dışında: Milliyetçilik, Şiddet ve LGBTİ+'lar

Işıl Kurnaz (Akademisyen): Yasama Şiddetinden Hukuki Norma En Kısa Mesafe

Yıldız Tar (Gazeteci): Siyasal Şiddet, Hegemonya Mücadelesi ve LGBTİ+ Hareketinin Geleceği

Moderatör: Berfu Şeker (Kaos GL)

13.00-14.00: Yemek molası

14.00-16.00

2. Oturum: Siyasal Şiddet

Bu oturumda 2015’ten beri devlet stratejisi haline gelen siyasal şiddet mekanizmaları, bu siyasal şiddetin LGBTİ+ özgürlük hareketine etkileri ve siyasal şiddetle mücadele yöntemleri tartışılacak.

Halide Türkoğlu (DEM Parti Kadın Meclisi Sözcüsü ve Diyarbakır Milletvekili), Sevda Karaca (EMEP Antep Milletvekili), Sera Kadıgil (TİP İstanbul Milletvekili)

Moderatör: Defne Güzel (Kaos GL)

16.00-16.15: Ara

16.15.-18.15

3. Oturum: Barış

Bu oturumda yürütülen çözüm süreci, süregiden savaş politikaları ve bunların LGBTİ+ hak mücadelesi ile ilişkisi tartışılacak.

Ruşen Seydaoğlu (TJA): Barış ve Demokratik Toplum Sürecinde Halklar ve Haklar

Yasemin Özgün (Barış Akademisyeni ve Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi Üyesi): Savaş Koşullarında Dayanışmanın Zarafeti: Feminist ve LGBTİ+ Mücadelesi

Selman (Barış İçin LGBTİ+ İnisiyatifi Üyesi): Barış İnşasında LGBTİ+'lara Açılan Savaş

Moderatör: Özlem Şen (Kaos GL)

10 Mayıs Pazar

10.00-12.00

4. Oturum: Sağlık hakkı ve hormon

Bu oturumda cinsiyet uyum sürecine getirilen fiili engeller, hormon kısıtlamaları ve bunun translar üzerindeki etkilerinin yanı sıra; biyopolitika ve beden politikaları bağlamında iktidarın kendini nasıl yeniden inşa ettiği tartışılacak.

Selçuk Candansayar (Psikiyatr Akademisyen): Heteroseksist Tıp

İdil Arslanbaş (Avukat): Hormona Erişim Engellerine Hukuktan Bakış

Janset Kalan (Trans aktivist): Cinsiyet Uyumsuzluğunda Bilgi Kimde? Travesti Bir Perspektif

Moderatör: Ecmel Deniz (Kaos GL & Hormon Hakkım Kolektifi)

12.00-12.15: Ara

12.15-14.15

5. Oturum: Medya ve Kültür Sanatta Sansür

Tuğçe Yılmaz (Gazeteci): Satır Aralarından Manşete: LGBTİ+ Haberciliği

Can Memiş (Sanat eleştirmeni): Kültür Ekosisteminde Sorumluluğu Yeniden Düşünmek: Kurumların Payına Ne Düşüyor?

Sevilay Çelenk (DEM Parti Milletvekili): Yükselen Ayrımcı Söylemler ve Dezenformasyon Karşısında LGBTİ+ ve Kadın Hakları

Moderatör: Oğulcan Özgenç (Kaos GL)

14.15-15.15: Yemek molası

15.15-18.00

6. Oturum: Aile Yılı Politikaları ve Gökkuşağı Forumu

Çerçeve sunum ve moderasyon: Berfu Şeker ve Yıldız Tar


Etiketler: insan hakları, kadın, medya, kültür sanat, yaşam, nefret suçları, aile, siyaset, etkinlik duyuru, heteroseksizm, trans, lgbti, eşcinsellik, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks
Kaos