14/02/2026 | Yazar: Evrim Deniz
İzmir’de çok sayıda hak örgütü ve siyasi parti, LGBTİ+’lara yönelik yargı eliyle yürütülen saldırılara karşı ortak açıklama yaptı. Hak savunucuları, 17 Mayıs Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Defne Güzel’e açılan davaya da tepki gösterdi.
İzmir’de faaliyet gösteren hak savunucuları, son dönemde LGBTİ+’lara, derneklerine ve aktivistlerine yönelik artan gözaltı, tutuklama ve kapatma davalarına karşı İnsan Hakları Derneği (İHD) İzmir Şubesi’nde basın açıklaması düzenledi. Çok sayıda kurumun imzasının bulunduğu metni Ebru Dinçel okudu.
"Geçiremedikleri yasaları hukuksuzlukla uyguluyorlar"
Açıklamada, kamuoyunda "11. Yargı Paketi" olarak bilinen ve LGBTİ+’ları hedef alan düzenlemelerin mücadele sayesinde Meclis’e getirilemediği hatırlatıldı. Ancak iktidarın bu geri adımı fiili bir baskı mekanizmasına dönüştürdüğü vurgulanan metinde şu ifadelere yer verildi:
"Bugün görüyoruz ki iktidar, yasalaştıramadığı baskı politikalarını fiilen uygulamaya koymuş durumda. Yasal dayanak olmadan, hukuku yok sayarak LGBTİ+’ları kriminalize ediyor. Yani geçiremedikleri yasaları, hukuksuzlukla hayata geçiriyorlar. Yargı artık adalet dağıtan bir mekanizma değil; açıkça bir baskı ve sindirme aracıdır."
"Bedenlerimiz delil, kimliklerimiz suç sayılıyor"
Açıklamada, sosyal medyada görünür olan LGBTİ+’ların "uyuşturucu operasyonu" gibi başlıklarla asılsız şekilde hedef alındığına dikkat çekildi. Yargı metinlerine sızan nefret diline dair Murat Övüç iddianamesinden örnekler verilerek, "Kimliğimiz iddianamelere suç unsuru gibi yazılıyor. Trans kadınlar yalnızca kimlikleri ve bedenleri nedeniyle 'müstehcenlik' suçlamasıyla karşı karşıya kalıyor. Bedenlerimiz delil, kimliklerimiz suç gibi gösteriliyor" denildi.
Hedefteki dernekler: Genç LGBTİ+ ve 17 Mayıs
Örgütlenme özgürlüğüne yönelik saldırıların somut örnekleri olarak Genç LGBTİ+ Derneği hakkındaki kapatma kararı ve 17 Mayıs Derneği’ne yönelik denetimler işaret edildi. 17 Mayıs Derneği’nin "Benim İnterseks Hikâyem" kitabı gerekçe gösterilerek hedef alındığı belirtilen açıklamada, bilirkişi raporunun dernek lehine olmasına rağmen yok sayıldığı ifade edildi.
Defne Güzel için 12 Mayıs’ta dayanışma çağrısı
Dernek başkanı trans aktivist Defne Güzel hakkında hapis cezası ve siyasi yasak istemiyle açılan davanın bir "cezalandırma aracı" olduğu vurgulanarak şu çağrı yapıldı:
"Bir kitap suç değildir. Bir sergi tehdit değildir. Bir dernek suç değildir. Bir kimlik asla suç değildir. Tüm dostlarımızı 12 Mayıs'ta görülecek davada Defne Güzel'in ve 17 Mayıs Derneği'nin yanında olmaya davet ediyoruz."
"Hiçbir yere gitmiyoruz"
Açıklama, LGBTİ+’ların geri adım atmayacağı vurgusuyla son buldu: "Taleplerimiz nettir; yargıyı bir sopa gibi kullanmayı bırakın, eşit yurttaşlık ve yaşam hakkımızı güvence altına alın. Bizler buradayız. Hiçbir yere gitmiyoruz. Hep vardık, yine varız ve hep var olacağız. Haklarımızdan da hayatlarımızdan da vazgeçmeyeceğiz."
İmzacılar: 20 Kasım Nefret Suçlarıyla Mücadele Derneği, HDK İzmir İl Meclisleri, İzmir Barış Forumu, Genç LGBTİ+ Derneği, İzmir Feminist Kolektif, İHD İzmir Şube, Sol Parti, İzmir Kadın Dayanışma Derneği, DSİP, ESP, Sol Feminist Hareket, Devrimci Parti, Özgür Üniversite Hareketi, Kaldıraç, Kadın Savunması, Sosyalist Kadın Hareketi, Anti Kapitalist Kadınlar, 10 Ekim Barış Derneği, Hayvan Yaşam Özgürlük, Direnişin Renkleri, İzmir Halkevci Kadınlar.
Açıklamanın tamamı şöyle: Bugün burada, LGBTİ+’lara yönelik sistematik hâle gelen baskılara, kriminalizasyona ve yargı eliyle yürütülen saldırılara karşı sözümüzü söylemek için toplandık. Uzun süredir LGBTİ+’lar yalnızca nefret söyleminin değil, doğrudan devlet politikalarının hedefi hâline getiriliyor. Haklarımız budanıyor, varlığımız tartışmaya açılıyor ve bizler kamusal alanda suçlu gibi gösterilmeye çalışılıyoruz. Kamuoyunda “11. Yargı Paketi” olarak anılan ve LGBTİ+’ları doğrudan hedef alan düzenlemeler uzun süre gündemde tutuldu. Ancak yürüttüğümüz mücadele sayesinde bu paket Meclis’e dahi getirilemedi. Fakat bugün görüyoruz ki iktidar, yasalaştıramadığı baskı politikalarını fiilen uygulamaya koymuş durumda. Yasal dayanak olmadan, hukuku yok sayarak LGBTİ+’ları kriminalize ediyor. Yani geçiremedikleri yasaları, hukuksuzlukla hayata geçiriyorlar. Yargı artık adalet dağıtan bir mekanizma değil; açıkça bir baskı ve sindirme aracıdır. Bugün Türkiye’de LGBTİ+ olmak neredeyse başlı başına bir suç isnadı gibi ele alınıyor. Sosyal medyada görünür olan LGBTİ+’lar “uyuşturucu operasyonu” gibi başlıklar altında gözaltına alınıyor ve seçici biçimde tutuklanıyor. Aynı dosyalarda farklı kişiler için farklı muamele uygulanıyor; LGBTİ+’lar sistematik olarak daha ağır yaptırımlarla karşı karşıya bırakılıyor. Bu süreçler adalet için değil, açıkça hedef göstermek ve cezalandırmak için yürütülüyor. Murat Övüç hakkında hazırlanan iddianamede yer alan “kadın kılığına girmiş erkek, kendisini gay olarak tanımlayan şüpheli” ifadesi, nefret dilinin artık doğrudan yargı metinlerine girdiğini gösteriyor. Kimliğimiz iddianamelere suç unsuru gibi yazılıyor. Bugün özellikle trans kadınlar yalnızca kimlikleri ve bedenleri nedeniyle hedef alınıyor. “Müstehcenlik” suçlamasıyla varoluşları kriminalize ediliyor. Bedenlerimiz delil, kimliklerimiz suç gibi gösteriliyor. Bu davalardan biri de trans aktivist Janset Kalan’a yöneliktir. Kendisine yalnızca kimliği ve hak mücadelesi nedeniyle iki ayrı müstehcenlik davası açılmıştır. Bu, hukukun açıkça bir cezalandırma aracına dönüştürüldüğünün somut bir örneğidir. Saldırılar yalnızca bireylere değil, örgütlenme özgürlüğümüze de yöneliyor. Genç LGBTİ+ Derneği hakkında kapatma kararı verildi; yönetim ve denetim kurulu üyelerinin tamamı hakkında davalar açıldı. Hak savunuculuğu faaliyeti suçmuş gibi gösteriliyor. 17 Mayıs Derneği ise 2019’dan bu yana LGBTİ+’lara psikososyal ve hukuki destek sunan bir insan hakları örgütüdür. 2024’te tüm derneklere yönelik başlatılan denetim furyası kapsamında denetlendi. “Benim İnterseks Hikâyem” kitabı ve sergi kataloğu gerekçe gösterilerek suç duyurusunda bulunuldu. Savcılığın atadığı bilirkişi heyeti, derneğin faaliyetlerinin tamamen hukuka ve tüzüğüne uygun olduğunu açıkça raporladı. Ancak bu rapor yok sayıldı. 17 Mayıs Derneği Başkanı Trans Kadın aktivist Defne Güzel hakkında derneğin faaliyetleri gerekçe gösterilerek hapis cezası ile seçme ve seçilme hakkının elinden alınması istemiyle dava açıldı. LGBTİ+ Hakları, örgütlenme ve ifade özgürlüğü yargı tehditi altındadır. Bu dava 12 Mayıs’ta görülecek. Buradan çok net söylüyoruz: Bir kitap suç değildir. Bir sergi tehdit değildir. Bir dernek suç değildir. Bir kimlik asla suç değildir. Bunların hiçbiri hukuk değildir. Bunların tamamı politik baskıdır. Tüm bu uygulamalar; örgütlenme özgürlüğüne, ifade özgürlüğüne, insan haklarına ve varoluşumuza yönelmiş açık bir saldırıdır. Taleplerimiz nettir: LGBTİ+’lara açtığınız bu savaşa son verin. Yargıyı bir sopa gibi kullanmayı bırakın. Nefret söylemini ve hedef göstermeyi durdurun. Trans kadınlara yönelik müstehcenlik ve benzeri keyfî davalara son verin. Dernekler üzerindeki kapatma, soruşturma ve dava baskılarını geri çekin. Eşit yurttaşlık ve yaşam hakkımızı güvence altına alın. Bizler buradayız. Hiçbir yere gitmiyoruz. Hep vardık, yine varız ve hep var olacağız. Haklarımızdan da, hayatlarımızdan da vazgeçmeyeceğiz. Tüm dostlarımızı 12 Mayıs' ta görülecek davaya, Defne Güzel'in ve 17 Mayıs Derneği'nin yanında olmaya davet ediyoruz. |
Etiketler: insan hakları, nefret suçları, dava, heteroseksizm, trans, ikili cinsiyet sistemi, lgbti, eşcinsellik, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks, örgütlenme özgürlüğü
