20/11/2025 | Yazar: Yusuf Çelik

Trans Onur Haftası Komitesi, 20 Kasım Anması için Maçka Parkı’nda buluştu; “Suskun değil, sokaktayız! Saklı değil, örgütlüyüz!” dedi.

İstanbul’da nefret suçu mağduru translar anıldı: "Mahallelerimizden, evlerimizden ve birbirimizden vazgeçmiyoruz!" Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Fotoğraf: Abdullah Tepeli

İstanbul Trans Pride Komitesi 20 Kasım Nefret Suçu Mağduru Transları Anma Günü’nde Maçka Sanat Parkı’nda bir araya gelerek katledilen transları andı. LGBTİ+ aktivistleri katledilen translarını fotoğraflarını ellerinde taşıdıkları eylemde, “Sizler bizleri sokaklardan yasaklamak istedikçe, biz arkadaşlarımızın anılarına tam da mücadele ettikleri yerden sahip çıkıyoruz” dedi.

Komite, açıklamasında şunları söyledi:

“Bugün nefret suçuna maruz bırakılan transları anmak için buradayız. Sizler bizleri sokaklardan yasaklamak istedikçe, biz arkadaşlarımızın anılarına tam da mücadele ettikleri yerden sahip çıkıyoruz.  AKP, aileci politikalarla translara karşı nefreti kurumsallaştırıyor. Devlet translara karşı nefreti tüm kurumlarıyla dikte etmeye çalışırken birçok trans saldırıya uğradı. Evlerimiz basıldı, sokaklarımız bariyerlendi, yaşam alanlarımız planlı biçimde daraltıldı. Erkek yargı transları katleden erkekleri cezasızlıkla ödüllendirirken bizlerin kamusal alandaki varoluşu yasaklanmaya çalışılıyor. Öldürülen arkadaşlarımız için eylem bile yapmamız devlet nezdinde suç. Dilek İnce’nin ve Hande Kader’in failleri özgürce dolaşırken trans olmak polisin gözaltına alma nedeni olabiliyor. Bu yıl Nida Nazlıer bir erkek tarafından katledildi. Onur ayında Edirne’de 13. Kattan canlı yayında atlayarak intihar eden Helin’in son sözleri “bize yaşam hakkı vermiyorlar” oldu.”

“Kutsal aileniz transları katlediyor”

“Kutsal aileniz, transları katlediyor, kadınların ev içi emeğini sömürüyor, lubunya çocukları reddedip bir başına bırakıyor. AKP aileyi korumak, genel ahlak adı altında varoluşlarımızı kriminalize ediyor. Bedenimize dair karar hakkımızı torba yasalarla elimizden almaya çalışıyor. Nefretiniz sadece sokakta değil; hastanelerde, sağlık komisyonlarında, mahkeme salonlarında. 1548 devlet hastanesinden yalnızca 21 tanesinde yürütülen uyum süreci ile binlerce trans aylar hatta yıllar süren bekleme sırasına sokuldu. Randevular ertelendi, komisyonlar kapatıldı. 2024’ten beri yasal olarak hormona erişimimiz kısıtlandı. Pandemiden beri fiili bir hormon ablukası içindeydik. Çocuklar iş cinayetiyle öldürülebilir, eyleme giderse erken yaşta cezaevine girebilir ama translar 25 yaşına kadar hormon kullanamaz! Bu bir sosyal cinayettir. Nefreti yasayla mühürlenmenize, tek adam rejimini transların bedenleri üzerine inşa etmenize izin vermiyoruz. Tüm toplumsal muhalefeti bu mücadelenin bir parçası olarak yeniden çağırıyoruz.”

“Yaşasın trans dayanışması, yaşasın birleşik mücadelemiz”

“Beyoğlu’nda trans kadınları zorla yerinden ettiniz, evleri mühürlediniz. Kendi mahallelerimizden devlet şiddetiyle bizleri kovmaya çalışıyorsunuz. Faillerin teşhisi için kullanması gereken mekanizmalar, trans kadınların yaşam alanlarını taciz etmek için kullanılıyor. Nefret suçu işliyorsunuz. Devlet İzmir’de, Amed’te, İstanbul’da ve bu coğrafyanın diğer yerlerinde mühürlediği evlerle trans kadınları yurtsuzlaştırmaya, köksüzleştirmeye çalışıyor. Herkes duysun; trans dayanışmamız zorla yerinden edilmeyi yenecek! Mahallelerimizden, evlerimizden ve birbirimizden vazgeçmiyoruz!  Öfkeliyiz! Bedenlerimize, cinselliğimize, varoluşumuza açtığınız savaş çığrından çıktı. Yastayız! Çok fazla arkadaşımız intihara sürüklendi, öldürüldü. İsyandayız! Biz translar için mücadele etmek hayati bir mesele. Suskun değil, sokaktayız! Saklı değil, örgütlüyüz! Şiddete ve nefrete karşı ses çıkarıyoruz, tüm siyaset yasaklarınıza rağmen sokakları terk etmiyoruz! 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü’nde Taksim Tünel’de olacağımızı da bildiriyoruz. Yaşasın trans dayanışması. Yaşasın birleşik mücadelemiz.”


Etiketler: insan hakları, nefret suçları, aile, siyaset, trans, lgbti, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks
GDTM