16/06/2026 | Yazar: Kaos GL

13-14 Haziran tarihlerinde Ankara’da yapılan İHD Merkez Yönetim Kurulu ve Şube Eş Başkanları toplantısının sonuç bildirgesi yayınlandı.

İHD: “Kadın ve LGBTİ+ hakları gibi alanlarda yasaklayıcı bir gerilim politikası izleniyor” Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Fotoğraf: İHD Adana Şubesi

İnsan Hakları Derneği (İHD) Merkez Yönetim Kurulu ve Şube Eş Başkanları toplantısı, 13-14 Haziran tarihlerinde Ankara’da yapıldı.

İHD, toplantının sonuç bildirgesini kamuoyuyla paylaştı; mücadeleye devam edeceğini vurgulayarak “Hukukun üstünlüğünün, demokratik siyasetin, insan hak ve özgürlüklerinin güvence altına alındığı, çatışmasızlığın kalıcı barışa dönüştüğü bir coğrafya için mücadelemizi sürdüreceğimizi kamuoyuyla paylaşıyoruz” dedi.

İHD, sonuç bildirgesinde ifade ve örgütlenme özgürlüğü, basın özgürlüğü, kadın ve LGBTİ+ hakları gibi pek çok alanda yasaklayıcı bir gerilim politikası izlendiğini söyledi; antidemokratik uygulamalara son verilmesi için çağrı yaptı:

“İktidarın basın özgürlüğü, ifade ve örgütlenme özgürlüğü, mahpus hakları, kadın, çocuk ve LGBTİ hakları gibi pek çok alanda giderek otoriterleşen, yasaklayıcı ve sınırlayıcı bir gerilim politikası izlediği vurgulanmıştır. İHD bu vesile ile bir kez daha TBMM Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu tarafından kabul edilen ve 18 Şubat 2026 tarihinde açıklanan raporun yedinci (7.) bölümünde belirtilen; tamamen yargısal ve idari pratiklerden kaynaklı antidemokratik uygulamalara son verilmesini, bu maddede ifade edilen demokratikleşme önerilerini hayata geçirmeye çağırmaktadır.”

“Demokrasinin temeli olan çoğulcu siyaset imkanı ortadan kaldırılmıştır”

Çoğulcu siyaset imkanının ortadan kaldırıldığını ifade eden İHD; CHP’ye yönelik yargı tacizinin son verilmesini, tutuklu belediye başkanlarının, parti üyelerinin ve belediye çalışanlarının serbest bırakılmasını ve mutlak butlan kararının kaldırılmasını talep etti:

“Türkiye hukuk sisteminin bir toplum mühendisliği edasıyla ve hukuk dışı bir şekilde siyasete müdahale etmesi sonucu demokrasinin temeli olan çoğulcu siyaset imkanı ortadan kaldırılmıştır.  İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması ile başlayan ve hız kesmeden CHP’li belediyelere yönelen bu siyasi operasyonlar, nihayet CHP’ye kayyum atanmasıyla devam etmektedir. Yüksek Seçim Kurulunun görev ve yetki alanında olan bir işlem, yaratılan yetki kargaşası ve nihayet yetki gaspı sonucunda verilen bir karar ile ana muhalefet partisinin üç yıl önce yapmış olduğu büyük kongresi iptal edilmiştir. Sonrasında ortaya çıkan tablo ise Türkiye demokrasisi açısından ibret vericidir. Siyasi partiler demokrasinin vazgeçilmez unsurlarıdır. AİHM, çoğulculuğu ve hoşgörüyü demokratik bir toplumun temel taşı olarak görür. Siyasi partiler, vatandaşların farklı taleplerini siyasete kanalize eden ve toplumun her kesimini kucaklayan araçlar olarak tanımlanır. Bu bağlamda, siyasi partilerin özgürlüğü ve örgütlenme hakları demokrasinin en üstün değerlerinden biri sayılır. MYK’mız ve Eşbaşkanlarımız CHP’ye yönelik bu yargı tacizine son verilmesini, tutuklu belediye başkanları, parti üyeleri ile belediye çalışanlarının derhal serbest bırakılmasını, hukuka aykırı butlan kararının Yargıtay tarafından derhal kaldırılmasını talep etmektedir.”

“Geçiş dönemi yasası derhal çıkarılmalıdır”

İHD, başta Figen Yüksekdağ Şenoğlu ve Selahattin Demirtaş olmak üzere Kavala ve Kobani davasında tutuklanan tüm siyasetçilerin derhal serbest bırakılması gerektiğini belirtti; tüm eksikliklere rağmen barış sürecini desteklediğini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:

“Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi 9-11 Haziran 2026 tarihleri arasında toplanarak aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 24 ülkenin yerine getirilmeyen AİHM kararlarını görüşmüştür. Komite toplantı sonucunda AİHM’in daha önce verdiği kararlara atıfta bulunarak; Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ Şenoğlu’nun tutukluluk ve mahkumiyetleri için esas alınan delillerin yeterli olmadığını, tutukluluk ve mahkumiyetlerinin bir siyasi motivasyonun sonucu olduğunu ve bu motivasyonun halen varlığını koruduğunu belirterek Demirtaş ve Yüksekdağ’ın derhal serbest bırakılmasını talep etmiştir. Kararda benzer tespit ve talepler Osman Kavala açısından da dile getirilmiştir. Bir kez daha iktidarı AİHM ve Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin kararlarını yerine getirmeye Kavala ve Kobani davasında tutuklu bulunan Demirtaş ve Yüksekdağ başta olmak üzere bu davada tutuklu bulunan tüm siyasetçilerin derhal serbest bırakılması çağrımızı yineliyoruz. İHD tüm eksikliklerine rağmen barış sürecini desteklemektedir. Ekim 2024 yılından bu yana silahlı çatışmalardan kaynaklı yaşam hakkı ve hak ihlallerinin yaşanmaması tek başına süreci sahiplenmek için yeterli bir gerekçedir. Ancak örneklerinde görüldüğü üzere yasal reformlarla desteklenmeyen süreçlerin yeniden kendini üretmesi ve tekrarlanma riski taşıdığını bir kez daha vurgu yapmak isteriz. Örgütün kendini fesh etmesi ve silah bıraktığını açıklamasının üzerinden 13 ay geçmesine rağmen süreci destekleyecek yasal düzenlemeler konusunda herhangi bir adım atılmamış olması endişe vericidir. Sürecin başarısı Türkiye’de yaşayan tüm halkların ve inançların yararınadır. Bu nedenle daha fazla gecikmeden “geçiş dönemi yasası” derhal çıkarılmalıdır.”

Sonuç bildirgesinin tamamına ulaşmak için tıklayın.


Etiketler: insan hakları, kadın, medya, yaşam, siyaset, anayasa, trans, lgbti, ifade özgürlüğü, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks, barış, örgütlenme özgürlüğü
İstihdam