14/07/2026 | Yazar: Kaos GL

İHD İstanbul Şubesi LGBTİ+ Komisyonu, iktidara yakın medya tarafından hedef gösterilmesinin ardından iş sözleşmesi yenilenmeyen trans öğretmen Zoe Lila için basın açıklaması yaptı; basın açıklamasında, Zoe Lila’nın maruz bırakıldığı hak ihlallerine tepki gösterildi.

İHD’den trans öğretmen Zoe Lila için basın açıklaması: “Sonuna kadar Zoe’nin yanındayız” Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Fotoğraf: Tuğçe Yılmaz / bianet

İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi LGBTİ+ Komisyonu, bugün (14 Temmuz) iktidara yakın medya tarafından hedef gösterilmesinin ardından iş sözleşmesi yenilenmeyen trans öğretmen Zoe Lila için basın açıklaması yaptı; basın açıklamasında, Zoe Lila’nın maruz bırakıldığı hak ihlallerine tepki gösterildi.

Açıklamada, süreci aktaran Zoe Lila’nın yanı sıra İHD önceki dönem Eş Genel Başkanı ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) kurucu üyelerinden Eren Keskin ile Zoe Lila’nın avukatı Furkan Yurt da konuştu.

Basın açıklamasının ardından Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) ve LGBTİ+ örgütleri de Zoe Lila ile dayanışma içinde olduklarını vurguladı; sürecin takipçisi olmaya devam edeceklerini açıkladı.

Keskin konuşmasında, egemen ve baskıcı cinsiyet rejimine, bu rejimin yaşamın her alanına dayattığı ayrımcılığa ve baskıya karşı çıktıklarını söyledi; mücadeleyi büyüteceklerini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“İnsan Hakları Derneği LGBTİ+ Komisyonu olarak Zoe’ye destek vermek için bu basın açıklamasını yapıyoruz. Ancak bu yalnızca bir açıklamayla sınırlı kalmayacak. Yaşadığı mağduriyete karşı mücadelesini sürdürdüğü sürece biz de yanında olacağız. Zoe bir trans kadın öğretmen. Görevini başarıyla sürdürürken, erkek egemen, militarist ve feodal değer yargılarının hâkim olduğu Millî Eğitim Bakanlığı’nın okul yönetimine yaptığı baskılar sonucunda Açı Okulları’ndaki görevinden ayrılmak zorunda bırakıldı. Yaşananın ırkçılıktan hiçbir farkı yok. Türkiye Cumhuriyeti, insanlar arasında dil, din, cinsiyet, inanç ve kimlik temelinde ayrımcılık yapmayacağını taahhüt eden uluslararası sözleşmelere taraf. Bu sözleşmeleri Anayasa gereği iç hukukun da üzerinde kabul etmiş durumda. Ancak hukuk devleti ilkesinin işletilmediği bir ortamda yazılı hukuk fiilen uygulanmıyor. Bu uygulamayı insanlık dışı buluyoruz.”

 “Bir kadın ve öğretmen olarak emeğim, ayrımcı engellerle gasp edilemez”

 Keskin’in ardından açıklama yapan Zoe Lila ise sürecin sistematik bir engelleme, hedef gösterme ve hak gaspı mekanizmasına dönüştürüldüğünü vurgulayarak şunları söyledi:

“Ben, Zoe Lila. Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi İngilizce Öğretmenliği bölümü mezunuyum. Mezuniyetimin ardından, öğretmenlik mesleğini yasal ve etik ilkeler doğrultusunda, özveriyle sürdürdüm. Son 5 yıldır Sarıyer Özel Açı Ortaokulu’nda İngilizce Öğretmeni olarak çalışmaktaydım. Ancak Anayasal koruma altında olan çalışma hakkım ve mesleki varlığım, trans kimliğim sonrasında başlayan hedef gösterme, ifşa ve baskı sürecinin ardından iş sözleşmemin yenilenmemesi yoluyla çalışma hayatından dışlanmam sistematik bir engellemeye, hedef göstermeye ve hak gaspı mekanizmasına dönüştürülmüştür. Uğradığım bu nefret temelli haksızlık ve hakkımda başlatılan ayrımcı idari süreç Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine iki ayrı soru önergesiyle taşınmıştır. İstanbul Milletvekili Özgül Saki tarafından Milli Eğitim Bakanlığı’na verilen soru önergesinin 3 nolu sorusunda açıkça sorulduğu gibi: ‘Bakanlık nezdinde bir kişinin trans olması ya da cinsiyet geçiş sürecinden geçmiş olması öğretmenlik mesleğini yürütmesine engel bir durum olarak değerlendirilmekte midir?’ İstanbul Milletvekili Kezban Konukçu tarafından doğrudan ismimle, ‘Zoe Lila’ olarak verilen soru önergesiyle maruz kaldığım tüm bu süreç en üst düzeyde kayıt altına alınmıştır.”

Devlet kurumlarının görevinin, trans yurttaşların haklarını eşitlik ilkesiyle güvence altına almak olduğunu söyleyen Zoe Lila, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Soruyoruz: Yasal mahkeme kararıyla ismi resmi olarak değişmiş bir eğitim emekçisi hakkında müfettişlerce ‘İsmini neden değiştirdin?’ şeklinde ayrımcı sorular sorulması ve CİMER ihbarları üzerinden inceleme başlatılması hangi hukuki gerekçeye dayanmaktadır? Yasal haklarımı kullanarak gerçekleştirdiğim kimlik değişimi sonrasında, diplomamı ve resmi kayıtlarımı güncellemek en doğal ve yasal hakkımdır. Devlet kurumlarının görevi, trans yurttaşların yasal süreçlerini zorlaştırmak veya onları çalışma hayatının dışına itmek değil; haklarını eşitlik ilkesiyle güvence altına almaktır. Karşı karşıya kaldığım durum; yasal bir hakkın kullanımının, resmî kurumlar ve iktidar medyası eliyle transfobik bir ‘çalışma yasağına’ ve mesleki bir cezalandırmaya dönüştürülmesi olmuştur.”

 Zoe Lila, “Haklarımı geri alana kadar hukuki ve meşru zeminde mücadele etmeye kararlılıkla devam edeceğim” dedi; açıklamasını sonlandırdı:

“Bir kadın ve öğretmen olarak kimliğim, emeğim ayrımcı/transofobik engellerle gasp edilemez. Meclis gündemine de taşınan bu ayrımcı uygulamaya derhal son verilmeli; bürokratik güncelleme süreçleri ya da basında yer alan hedef gösterici söylemler arkasına gizlenen bu hak gaspı derhal sonlandırılmalıdır.Resmî kurumlar, cinsiyet kimliği üzerinden ayrımcılık yapmayı değil; anayasal eşitlik ilkesini uygulayarak gasp edilen haklarımı iade etmeyi öncelik haline getirmelidir. Emeğimi, mesleğimi ve kimliğimi hiçbir bürokratik engellemeye ya da ayrımcı zihniyete teslim etmeyeceğim. Haklarımı geri alana kadar hukuki ve meşru zeminde mücadele etmeye kararlılıkla devam edeceğim. Trans kadınların çalışma hakkı engellenemez. Emeğimiz, kimliğimiz ve onurumuz için direneceğiz.”

Kaynak: bianet


Etiketler: insan hakları, kadın, medya, yaşam, nefret suçları, eğitim, siyaset, trans, lgbti, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks
İstihdam