07/05/2026 | Yazar: Kaos GL

İHD, 17 Mayıs Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Defne Güzel’e açılan davaya, örgütlenme özgürlüğünün kriminalize edilmesine ve LGBTİ+ hak savunucularının maruz bırakıldığı hak ihlallerine karşı bugün Onur Nöbeti’ndeydi.

İHD’den Defne Güzel için Onur Nöbeti: “LGBTİ+ hak savunuculuğu yargılanamaz” Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Fotoğraf: Oğulcan Özgenç / Kaos GL

İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi LGBTİ+ Komisyonu, 17 Mayıs Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Defne Güzel’e açılan davaya, örgütlenme özgürlüğünün kriminalize edilmesine ve LGBTİ+ hak savunucularının maruz bırakıldığı ayrımcılık, nefret söylemi ve hak ihlallerine karşı bugün (7 Mayıs) Onur Nöbeti’ndeydi.

12. Onur Nöbeti’nde okunan açıklamada, “LGBTİ+ hak savunuculuğunun kriminalize edilmesine karşı olduğumuzu vurguluyoruz. İfade ve örgütlenme özgürlüğünün herkes için güvence altına alınması gerektiğini hatırlatıyoruz. İnsan hakları savunucularına yönelik yargı baskısının son bulması çağrısında bulunuyoruz. Yargı makamlarını, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası insan hakları sözleşmelerine ve Anayasa’ya uygun hareket etmeye davet ediyoruz” denildi.

Defne Güzel davasının insan hakları, ifade özgürlüğü ve örgütlenme özgürlüğü alanında ciddi bir gerilemeye işaret ettiğini belirten komisyon, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Türkiye’de siyasi iktidarın toplum üzerindeki politikaları uzun süredir bilinmekte ve bu politikaların sonucu olarak ülkede ifade ve örgütlenme özgürlüğü tehdit altında bulunmakta ve gerilemektedir. Özellikle LGBTİ+ varoluşu kriminalize edilmekte, LGBTİ+'lara yönelik nefret söylemlerinde ve suçlarında artış yaşanmakta, bu alandaki ifade ve eylem özgürlüğü kısıtlanmaktadır. Bu aşınmanın ve nefret politikalarının son örneği de 17 Mayıs Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Defne Güzel nezdinde ortaya çıkmıştır. 17 Mayıs Derneği Başkanı Defne Güzel hakkında, dernek faaliyetleri kapsamında yayımlanan bir kitap ve sergi kataloğu gerekçe gösterilerek hapis istemiyle dava açılmıştır.”

Açıklamada, davanın yalnızca bir sivil toplum temsilcisini değil; LGBTİ+ hak savunuculuğunu, ifade özgürlüğünü ve örgütlenme özgürlüğünü hedef aldığı vurgulandı, şunlar söylendi:

“LGBTİ+’ların maruz bırakıldığı ayrımcılık, nefret söylemi ve hak ihlallerine karşı yürütülen çalışmaların kriminalize edilmesi, demokratik toplum düzeniyle bağdaşmamaktadır. Son yıllarda LGBTİ+’ları hedef alan nefret söyleminin kamusal alanda giderek yaygınlaşmasıyla birlikte, LGBTİ+ hakları alanında çalışan kişi ve kurumlar sistematik biçimde hedef gösterilmekte; toplantı ve etkinlik yasakları, soruşturmalar ve cezai süreçler aracılığıyla sivil alan daraltılmaktadır. Defne Güzel hakkında açılan dava da bu baskı ortamından bağımsız değildir.”

“Baskılara karşı dayanışmayı büyütmeye çağırıyoruz”

Soruşturma sürecinde hazırlanan bilirkişi raporunda, 17 Mayıs Derneği’nin faaliyetlerinin hukuka uygun olduğuna işaret edilmesine rağmen dava açılmasının, yargı süreçlerine ilişkin kaygıları artırdığı belirtilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

“İfade özgürlüğü; yalnızca toplumun çoğunluğu tarafından benimsenen düşünceler için değil, aynı zamanda farklı kimliklerin, yaşamların ve hak taleplerinin görünür olabilmesi için de güvence altındadır. Örgütlenme özgürlüğü ise bireylerin ortak hak ve talepler etrafında bir araya gelerek faaliyet yürütmelerinin temel güvencesidir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 26. ve 33. maddeleri ile Türkiye’nin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. ve 11. maddeleri ifade ve örgütlenme özgürlüğünü güvence altına almaktadır. Bu güvenceler yalnızca çoğunluğun benimsediği düşünceler için değil; farklı kimliklerin, yaşamların ve hak mücadelelerinin görünür olabilmesi için de geçerlidir. Bir sivil toplum kuruluşunun faaliyetleri kapsamında üretilen yayınların “genel ahlak” gibi muğlak ve keyfi müdahalelere açık gerekçelerle cezai yaptırıma konu edilmesi, özellikle LGBTİ+ alanında çalışan kişi ve kurumlar üzerinde baskı ve otosansür yaratmaktadır. Bu durum, sivil alanın daraltılması ve insan hakları savunucularının hedef haline getirilmesi sonucunu doğurmaktadır.”

Komisyon, “LGBTİ+ hak savunuculuğu, ifade ve örgütlenme özgürlüğü yargılanamaz” dedi; dayanışmayı büyütme çağrısı yaparak açıklamasını sonlandırdı:

“İnsan Hakları Derneği olarak; LGBTİ+ hak savunuculuğunun kriminalize edilmesine karşı olduğumuzu vurguluyoruz. İfade ve örgütlenme özgürlüğünün herkes için güvence altına alınması gerektiğini hatırlatıyoruz. İnsan hakları savunucularına yönelik yargı baskısının son bulması çağrısında bulunuyoruz. Yargı makamlarını, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası insan hakları sözleşmelerine ve Anayasa’ya uygun hareket etmeye davet ediyoruz. İnsan hakları savunuculuğu suç değildir. LGBTİ+’ların eşit yurttaşlık talepleri meşrudur ve korunmalıdır. Tüm insan hakları örgütlerini, demokratik kitle örgütlerini ve kamuoyunu LGBTİ+ hak savunuculuğuna yönelik baskılara karşı dayanışmayı büyütmeye çağırıyoruz.”


Etiketler: insan hakları, medya, yaşam, siyaset, anayasa, dava, trans, lgbti, ifade özgürlüğü, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks, örgütlenme özgürlüğü, genel ahlak
Kaos