18/03/2026 | Yazar: Kaos GL
Hormon Hakkım Kolektifi, hormona erişim önündeki engellere dikkat çekmek için dün (17 Mart) Kuşadası’nda basın açıklaması yaptı; “Transların sağlık hakkının gaspına izin vermiyoruz” dedi.
Hormon Hakkım Kolektifi, hormona erişim önündeki engellere dikkat çekmek için dün (17 Mart) Kuşadası’nda basın açıklaması yaptı; “Ne yasalar ne yasaklar, LGBTİ+’ları ve kadınları yıldıramayacak, nefret siyasetine karşı buradayız” dedi. Açıklamayı 159 kurum imzaladı.
Açıklamada, sağlık politikalarının iktidar tarafından transların yaşamlarını ve hayatta kalma koşullarını tehdit eden ideolojik müdahalelerin aracı haline getirildiği belirtildi, şu ifadeler kullanıldı:
“20 Kasım 2024’ten bu yana Türkiye’de transların hormona erişimini hedef alan sistematik bir kısıtlama sürecine tanıklık ediyoruz. Önce erişimi zorlaştıran idari düzenlemelerle başlayan bu süreç, bugün geldiğimiz noktada hormon ilaçlarına erişimin fiilen engellenmesine kadar ilerledi. Biz translar için hormon destek süreci keyfi bir tercih değil; fiziksel, ruhsal ve sosyal iyilik halimizin temel bir parçasıdır. Hormona erişimin engellenmesi sadece sağlık hakkına erişimin engellenmesi değildir aynı zamanda; bedenlerimiz, yaşamlarımız ve geleceğimiz üzerinde kurulan politik bir denetimdir. Sağlık hizmetleri bilimsel ilkeler, tıbbi etik ve insan hakları temelinde yürütülmesi gereken kamusal hizmetlerdir. Bizler bu açıklamayı; son bir yılda adım adım hayata geçirilen bu kısıtlama sürecini görünür kılmak, sorumlulara açıkça seslenmek ve hormon hakkımızdan vazgeçmeyeceğimizi ilan etmek için yapıyoruz.”
Hormona erişim engellerinin yalnızca bürokratik bir düzenleme olmadığını; engellerin, doğrudan sağlık riskini büyüten bir müdahale olduğunu söyleyen Hormon Hakkım Kolektifi, açıklamasını şöyle sürdürdü:
“20 Kasım 2024’te, Nefret Suçu Mağduru Transları Anma Günü’nde Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK) hormon ilaçlarına e-reçete zorunluluğu ve kota uygulaması getirdi. Hormon reçeteleri belirli kanallara sıkıştırıldı; ilacın temini “takip” gerekçesiyle sınırlandırıldı. Bu adım, zaten kırılgan olan erişimi daha da belirsiz hale getirdi ve transların sağlık hakkını bir gecede idari onaya, teknik altyapıya ve keyfi uygulamalara bağımlı hale getirdi. Bu düzenleme “toplum sağlığını koruma” iddiasıyla sunulsa da gerçekte transların sağlık hakkını sınırlayan ve denetim altına alan bir mekanizmadır. Sağlık politikalarının amacı sağlık hizmetine erişimi güvence altına almakken, burada “koruma” söylemi; erişimi kontrol etmenin, fişlemenin ve gerektiğinde kesmenin aracı haline getirildi. Oysa hormon destek süreci düzenli takip ve süreklilik gerektiren bir sağlık hizmetidir.”
“Hormon haktır, mücadeleye devam edeceğiz”
Kolektif, transların sağlık hizmetlerine erişiminin politik müdahalelerin hedefi haline getirildiğini vurguladı:
“Hormon erişiminin zorlaştırılmasının ardından, 30 Ocak 2025’te Sağlık Bakanlığı bu kez yeni bir mekanizma duyurdu: “Cinsiyet Değişikliği Denetim ve Değerlendirme Bilimsel Komisyonu.” Bu kapsamda bazı illerde müfettişler görevlendirildi ve transların sürecini yürüten hastanelerin uygulamaları incelemeye alındı. Bu değişiklik tesadüfi değildir. Bu adım; televizyon programlarında, köşe yazılarında ve sosyal medyada yürütülen yoğun bir hedef gösterme kampanyasının hemen ardından gelmiştir. Günler boyunca aynı söylem dolaşıma sokulmuştur: transların sağlık hizmetlerine erişimi “denetimsiz”, “kolay” ve “tehlikeli” olarak sunulmuştur. Bu söylem bilimsel gerçeklerle değil, politik korku üretimiyle ilgilidir. Gerçek ise çok açıktır: Türkiye’de transların süreci zaten Türk Medeni Kanunu’nun 40. maddesi ile düzenlenen, son derece ağır ve bürokratik bir süreçtir. Translar yıllarca psikiyatrik değerlendirmelerden geçmekte, kurul raporları almakta, mahkeme kararları beklemekte ve hastane süreçleri arasında defalarca gidip gelmek zorunda bırakılmaktadır.”
Açıklamada, "Sağlık hakkımız gasp edilemez, hormon haktır!" diyen kolektif, şu ifadelere yer verdi:
“Ve tekrar söylüyoruz; Transların sağlık ve yaşam hakkının nefret politikalarıyla gasp edilmesine izin vermeyeceğiz. Hormon haktır. Ve biz bu hakkımızı geri alana kadar mücadeleye devam edeceğiz. Bu kararların geri çekilmesini talep ediyoruz. Ulusal ve uluslararası insan hakları mekanizmalarını, Sağlık meslek örgütlerini, kadın örgütlerini, feministleri ve insan hakları savunucularını süreci savunmaya, dayanışmaya davet ediyoruz. Yaşamlarımızı kısıtlamanıza, bedenlerimizi denetim altına almanıza ve haklarımızı gasp etmenize izin vermeyeceğiz. Çünkü biz buradayız ve hormon hakkımızdan vazgeçmiyoruz!”
Etiketler: insan hakları, kadın, medya, yaşam, aile, sağlık, siyaset, sağlık hakkı, anayasa, trans, lgbti, ifade özgürlüğü, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks
