09/02/2026 | Yazar: Kaos GL
“Övüç’ün, bir gay olarak toplumdaki varlığı, bizzat tehdit, tahrik sebebi ve suç olarak görülüyor.”
Gözde Bedeloğlu, sosyal medyada paylaştığı başörtülü videosunun hedef gösterilmesinin ardından “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçlamasıyla tutuklanan fenomen Murat Övüç’ün davasına ilişkin BirGün Gazetesi’ne yazdı.
BirGün’de yer alan habere göre; “Murat Övüç olayı ve ‘genel ahlâk’ tuzağı!” başlıklı yazısında Bedeloğlu, LGBTİ+’ların kamusal alandaki görünürlüklerinin ve kimliklerinin kriminalize edildiğini belirtti, şu ifadeleri kullandı:
“Murat Övüç, Türkiye Cumhuriyeti bir şeriat ülkesiymiş gibi -ki Anayasa aksini söylüyor- İslami kurallara aykırı davranmak ve gay olmakla suçlanıyor. Birkaç saniyelik başörtülü videosunu ister komik, ister ‘cringe’, ister yersiz bulursun ama hapis cezası gerektiren bir suç olarak görmenin başka motivasyonlar taşıdığı açık. Bu soruşturma bize gösteriyor ki, LGBTİ+ bireylerin kamusal alanda görünürlükleri kadar cinsel kimlikleri de kriminalize ediliyor. Övüç’ün, bir gay olarak toplumdaki varlığı, bizzat tehdit, tahrik sebebi ve suç olarak görülüyor.”
Bedeloğlu, iktidarın uzun süredir müstehcenlik, kamu düzeni ve genel ahlak gerekçeleriyle sansür politikaları yürüttüğünü hatırlatarak şöyle dedi:
“Murat Övüç’ün, 2023 yılında Samsun-Bafra’da yapacağı ‘Kadınlar Matinesi’ etkinliği, AKP’li Bafra Belediye Başkanı Hamit Kılıç’ın hedef göstermesi sonucu Samsun Valiliği tarafından “milli ve manevi değerlerine aykırı” denilerek iptal edilmişti. Kılıç, “Şehrimizin herhangi bir noktasında böyle bir etkinliğin yapılmasına hiçbir şekilde müsaade etmedik, etmeyeceğiz” demişti. Eşcinsel ve trans bireylerin sahneye çıkması, 80 darbesinden sonra yasaklanmıştı. Darbecilerin gerekçesi ‘toplumsal ahlâk kurallarını korumak’ idi. En bilinen örnek Bülent Ersoy. Devletin ‘erkek’ olarak tanıdığı Ersoy’un sahnede kadın kıyafetleriyle görünmesi, ‘kamu düzeni ve ahlâkı’ açısından sakıncalıydı. Ersoy, yıllar sonra Beştepe’deki davetlerin kadrolu drag queen’i oldu.”
Övüç’ün iddianamesinde yazılanların bir nefret dili ve ayrımcılık örneği olduğunu belirten Bedeloğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Hapsi istenen Övüç hakkındaki iddialarda suçun fiili tarifi yok. Ama ‘kadınsı hareketlerde bulunan’ denilerek gay kimliği ile ilgili vurgu var. Bu nefret dilidir, ayrımcılıktır. 10. ve 11. Yargı Paketi’nde yapılmak istenen düzenlemelerde, LGBTİ+ bireylerin doğrudan varlığının hedef alındığını biliyoruz. “Doğuştan gelen biyolojik cinsiyete ve genel ahlâka aykırı tutum ve davranışta bulunmayı alenen teşvik eden, öven veya özendiren kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır” deniyordu. Övüç’ün iddianamesinde yazılanlar, paketten son anda çıkarılan bu maddelerin uygulanmaya başladığını gösteriyor.”
Yazının tamamına ulaşmak için tıklayın.
Etiketler: insan hakları, medya, yaşam, nefret suçları, anayasa, dava, trans, lgbti, ifade özgürlüğü, genel ahlak
