17/06/2026 | Yazar: Kaos GL
Kuruluş, “Geri Dönüş Baskısı Altında Suriyeli Göçmen Kadın, LGBTQ+ ve Çocukların Temel Hak Alanlarına Erişimde Karşılaştıkları Engel ve İhlaller” başlıklı raporunu yayınladı.
Fotoğraf: Göçmen Mülteci Dayanışma Ağı
Göçmen Mülteci Dayanışma Ağı, “Geri Dönüş Baskısı Altında Suriyeli Göçmen Kadın, LGBTQ+ ve Çocukların Temel Hak Alanlarına Erişimde Karşılaştıkları Engel ve İhlaller” başlıklı raporunu yayınladı.
Özgün Özata ve Eylem Çağdaş Babaoğlu tarafından hazırlanan raporda; “İstanbul'da yaşayan Suriyeli göçmenlerin sağlık hizmetlerine erişim durumları ve karşılaştıkları hak ihlalleri”, “Suriyeli göçmenlerin adalete erişim koşulları”, “Suriyeliler başta olmak üzere Türkiye'de yaşayan göçmenlerin eğitime ulaşım koşulları” ve “2026 yılı itibarıyla geri gönderme merkezlerinin durumu” başta olmak üzere çeşitli başlıklar ele alınıyor.
Raporda; 2014 yılında yürürlüğe giren “Geçici Koruma Yönetmeliği” ile Suriyeli göçmenlere sağlık, iş gücüne katılım ve eğitim bağlamında bazı hakların tanındığı buna rağmen Suriye’den göç eden kişilerin hiçbir zaman kalıcı “mülteci” statüsüne erişemediği vurgulandı; 2022 yılı itibarıyla göçmenlerin bulundukları mahallelerden başka mahallelere taşınmasının yeni kısıtlayıcı düzenlemelere tabi tutulması yoluyla özellikle Suriyeli göçmenlerin mobilizasyonunun sınırlandırıldığı söylendi.
2024 yılında söz konusu yasak ve kısıtlamaların artmasıyla Suriyeli göçmenlerin sağlık, adalete erişim ve eğitim gibi temel hak alanlarına erişimlerinin kısıtlandığı belirtilerek 2026 yılı itibarıyla Suriyeli göçmenlerin içinde bulundukları durumun endişe verici olduğuna dikkat çekildi.
“Yaşanan hak kayıpları, kadınların ve LGBTİ+’ların mağduriyetine yol açıyor”
Yaşanan hak kayıplarının özellikle kadınların, LGBTİ+’ların ve çocukların mağduriyetine yol açtığı söylenen raporda, şu ifadeler kullanıldı:
“İddia edilebilir ki yaşanan tüm bu hak kayıpları özellikle kadınların, LGBTQ+ bireylerin ve çocukların mağduriyetine yol açmaktadır. Göçmen kadınlar hem menşe ülkelerindeki hem de Türkiye’deki toplumsal cinsiyet temelli hiyerarşinin kesişiminde yer alarak çoklu dezavantajlar yaşamaktadır. Erkeklerin görece esnek hareket kabiliyeti ve işgücüne katılım imkanlarına karşın, kimi durumlarda ailelerini geride bırakarak Avrupa’ya yönelmeleri, yalnız kalan kadınları ve çocukları derin bir yoksulluğa itmektedir. Yerel toplumun önyargıları ve artan güvenlik endişeleriyle birleşen bu güvencesizlik, kadınların büyük ölçüde hane içine kapanarak sosyal izolasyona sürüklenmesine neden olmaktadır.”
Raporda, LGBTİ+ göçmenlerin hem göçmen statüleri hem de kimlikleri üzerinden kesişimsel ayrımcılığa maruz kaldıkları belirtildi:
“Benzer şekilde, LGBTQ+ göçmenler menşe ülkelerindeki baskıcı yapıya kıyasla Türkiye’de nispi bir görünürlük kazansalar da hem göçmen statüleri hem de kimlikleri üzerinden kesişimsel ayrımcılığa maruz kalmaktadır.”
Suriyeli göçmenlerin temel haklarının kısıtlanmasının, yalnızca bireysel düzeyde değil toplumsal düzlemde de ciddi yıkım ve trajediler yarattığı vurgulanan raporda, şunlar söylendi:
“Rapor aslında şu tabloyu açık bir biçimde ortaya koymaktadır: Suriyeli göçmenlerin temel haklarının kısıtlanması, yalnızca bireysel düzeyde değil toplumsal düzlemde de ciddi yıkım ve trajediler yaratmaktadır. Sağlık hizmetlerine erişemeyen göçmenler denetimsiz kliniklere sığınmaktadır; bu durum yalnızca göçmenleri değil, tüm toplumu etkileyen bir halk sağlığı riskine dönüşmektedir. Adalete erişimi engellenen göçmenler git gide daha fazla kabuklarına çekilmekte, görünmez hale gelmektedirler. Okullarda akran zorbalığına uğrayan gençler ise ne kadar başarılı olurlarsa olsunlar sonunda eğitim yaşamından uzaklaşmaktadırlar.”
Raporun tamamına ulaşmak için tıklayın.
Etiketler: insan hakları, kadın, medya, yaşam, mülteci, siyaset, heteroseksizm, trans, ikili cinsiyet sistemi, lgbti, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks
