18/06/2026 | Yazar: Kaos GL

“Ardı arkası kesilmeyen değişim ve dönüşümler sadece LGBTİ+ları hedef almıyor. Beyoğlu, 2011 yılında Tarlabaşı Caddesi trafiğinin yeraltına alındığı Taksim Yayalaştırma Projesi’yle farklı müdahalelere maruz kalmaya başlıyor.”

Furkan Öztekin Act/Art için yazdı: “Şimdinin tozu: Beyoğlu ve Istanbul Queer Art Collective” Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Istanbul Queer Art Collective, Süpürge Yürüyüşleri: Gezi, 2014 (Fotoğraf: Leman Sevda Darıcıoğlu)

Sanatçı ve eleştirmen Furkan Öztekin Act/Art için yazdı. Öztekin, “Şimdinin tozu: Beyoğlu ve Istanbul Queer Art Collective” başlıklı yazısında Istanbul Queer Art Collective’in Süpürge Yürüyüşleri: İstiklal (2012) ve Gezi (2014) performansları üzerinden kamu otoritelerinin LGBTİ+’lara yönelik düşmanca yaklaşımını Beyoğlu’nun dönüşümü ile birlikte ele aldı.

Öztekin’in yazısından satır başları şöyle.

“Hepimizin de bildiği gibi, 12 Eylül sonrası ülkeyi saran politik ortamdan zarar gören gruplardan biri LGBTİ+lar oluyor. Beyoğlu Emniyet Müdürlüğü’nün uyguladığı sistematik şiddet ve baskılara dayanamayan LGBTİ+lar 29 Nisan 1987’de açlık grevi başlatıyor. İlk olarak Taksim’deki bir evde başlayan grev, ertesi gün Gezi Parkı merdivenlerinden tüm Türkiye’ye duyuruluyor. 90’lardan önce gerçekleştirilmiş en geniş çaplı LGBTİ+ eylemi olarak bilinen bu grev, o gün polis tarafından hızlıca sonlandırılıyor. 90’ların manzarası da bundan farklı değil. Hatta bu saldırılar ilerleyen yıllarda belediye, dernekler ve azınlık karşıtı grupların bir araya toplanmasıyla daha sistematik hale geliyor. 1996 yılında İstanbul’da gerçekleştirilen Habitat II – Birleşmiş Milletler İnsan Yerleşimleri Konferansı sonrasında “Yaşanabilir Kentler” sloganıyla bazı kararlar alınıyor. Bu kararlara göre, İstanbul’un kriminalize olmuş gözüyle bakılan bazı sokakları ‘alt kültür’den tamamen arındırılmak isteniyor. Başkurt, Pürtelaş ve Ülker Sokak başta olmak üzere trans kadınların komünal yaşamı deneyimlediği sokaklar sistematik saldırılar sonucu adeta “süpürülüyor”. Trans kadınların ve seks işçilerinin yerlerinden edilme mevzusu günümüzde de farklı bahaneler üzerinden Bayram Sokak’ta devam ediyor. Kamu sağlığı ve pandemi koşulları gerekçe gösterilerek çalışma ve barınma hakları alenen gasp ediliyor.

Ardı arkası kesilmeyen değişim ve dönüşümler sadece LGBTİ+ları hedef almıyor. Beyoğlu, 2011 yılında Tarlabaşı Caddesi trafiğinin yeraltına alındığı Taksim Yayalaştırma Projesi’yle farklı müdahalelere maruz kalmaya başlıyor. Trafik üzerinden başlayan bu değişim, zamanla kentin kimliğini ve tarihi dokusunu ortadan kaldıran bir tehdide dönüşüyor. 1870’lerdeki büyük Beyoğlu yangınından sonra tarihi dokusunu güçlükle koruyabilmiş olan Tarlabaşı, Taksim 360 Projesi kapsamında “sterilize” ediliyor. Karakteristik mimari yapıların yerini, birbirine tıpatıp benzeyen rezidans tarzı, kimliksiz binalar alıyor. Yine Taksim Yayalaştırma Projesi kapsamında Gezi Parkı’nın yerine imar izni olmadan Taksim Kışlası inşa edilmeye çalışılıyor. 27 Mayıs 2013 tarihinde iş makinelerinin parka girmesi sonucunda başlayan eylem ve protestolar, kısa süre içinde Türkiye’nin büyük bir bölümüne yayılıyor. Yaz boyunca devam eden kararlı direniş sonucunda Gezi Parkı izinsiz müdahaleden kurtarılıyor.

İstiklal Caddesi’ne doğru uzandığımızda Sin-Em Han, Emek Sineması ve Narmanlı Han gibi bir zamanlar İstanbul’un kültür ortamına büyük katkı sağlayan mekânların AVM’leştirildiğini ve geçmişlerinden tamamen arındırıldığını görüyoruz. 2021 yılına baktığımızda ise Cumhuriyet dönemini simgeleyen nadir yapılardan Atatürk Kültür Merkezi’nin (AKM) yıkılarak yerine yenisinin inşa edildiğini, karşısına da Taksim Camii’nin konumlandırıldığını görüyoruz.  Tüm bu yapılar, İstanbul ve Beyoğlu hafızasını mesafeli bir şekilde müzeleştirirken kültürel mirası geleceğe aktarma konusunda yetersiz kalıyor.

Istanbul Queer Art Collective’in Süpürge Yürüyüşleri: İstiklal (2012) ve Gezi (2014) isimli performansları, yukarıdaki paragraflara sığdırmaya çalıştığım süpürme ve arındırma girişimlerine bir tepki olarak ortaya çıkıyor…”

Yazının tamamına ulaşmak için tıklayın


Etiketler: medya, kültür sanat, yaşam, heteroseksizm, trans, ikili cinsiyet sistemi, lgbti, eşcinsellik, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks
İstihdam