13/01/2026 | Yazar: Oğulcan Özgenç

Eskişehir Onur Yürüyüşü’nde LGBTİ+ aktivistlere yönelik polis işkencesine verilen takipsizlik kararına yapılan itirazlar reddedildi. Savcılığın etkisiz soruşturma yürüttüğü belirtilerek dosya Anayasa Mahkemesi’ne taşındı.

Eskişehir Onur Yürüyüşü davası: Polis işkencesine savcılık kalkanı, dosya AYM’de! Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

9 Haziran 2024’te Eskişehir’de düzenlenen Onur Yürüyüşü’nde LGBTİ+ aktivistlerine yönelik polis işkencesine ilişkin verilen takipsizlik kararına yapılan itirazların reddedilmesi üzerine dosya Anayasa Mahkemesi’ne taşındı.

Anayasa Mahkemesi’ne yapılan başvuruda, insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının ihlal edildiği vurgulandı. Dilekçede; işkenceye uğrayan LGBTİ+ aktivistlerinin temel haklarını kullandığı sırada herhangi bir somut gerekçe olmaksızın darp edilerek yaralandığı, tehdit ve hakarete maruz kaldığı, bu koşullarda gözaltına alındığı belirtildi. Başvuruda ayrıca gözaltı süresince aktivistlerin su ve tuvalet ihtiyacının karşılanmadığı, sağlıkla ilgili şikayetlerin eksik raporlandığı, ters kelepçeyle bekletildiği ifade edildi. Soruşturma makamlarının hareketsiz kaldığı, yapılan itirazların gerekçesiz biçimde reddedildiği de dilekçede yer aldı.

Hiçbir somut gerekçe yok

Anayasa Mahkemesi’ne yapılan başvuruda toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının ihlal edildiği belirtildi. Dilekçede, yapılan toplantı ve gösteri yürüyüşünün kamu düzenini bozduğuna ya da tehlikeye düşürdüğüne dair herhangi bir somut gerekçe ortaya konulmadığı ifade edildi. Aktivistlerin darp edilerek gözaltına alınmasının hukuki dayanağının bulunmadığı, bu müdahalenin demokratik bir toplumda gerekli ve ölçülü olmadığı ve zorunlu bir toplumsal ihtiyaca karşılık gelmediği vurgulandı.

Takipsizlik kararı özensiz ve yetersiz

Başvuruda etkili başvuru hakkının da ihlal edildiği vurgulandı. Dilekçede, soruşturma makamına yapılan açıklama, talep ve beyanlar ile itiraz merciine yapılan başvuruların etkili biçimde karşılanmadığı belirtildi. Kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar ile bu karara yönelik itiraz üzerine verilen kararların, temel hakların korunması bakımından özensiz ve yetersiz olduğu ifade edildi.

Savcılık polisler hakkındaki takipsizlik kararında bilirkişi raporuna atıf yaparak polis işkencesinin “zor kullanma yetkisi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini”, “zor kullanma yetkisini aşacak nitelikte bir yaralanmanın bulunmadığını”, “olayla ilgili alınan kamera kayıtlarında şüphelilerin zor kullanma yetkilerini aşıp müştekileri yaraladıklarına ilişkin bir delil bulunmadığını” belirtmişti.

Polisler hakkındaki takipsizlik kararına itiraz eden Avukat Hasan Çayır, işkence uygulayan polislerin tespiti için araştırma ve inceleme yapılmadığını şu ifadelerle KaosGL.org’a anlatmıştı:

“Savcılık makamı kolluk görevlilerini tespit etmeden, herhangi bir ifade alma işlemi yapmadan, kolluk görevlilerinin ses ve görüntüleri ile dosyaya sunulan görüntü kayıtlarını karşılaştırmadan ve bu yönde bir rapor almadan eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak karar vermiştir.”

AYM’nin başvuruyu kabul etmesi halinde polisler hakkında dava açılması bekleniyor

Çayır, sürecin AYM’ye taşınmasını da KaosGL.org’a değerlendirdi. Çayır, polisin aktivistlere uyguladığı şiddetin darp raporlarıyla sabit olduğunu belirterek, “Eskişehir 4. Onur Yürüyüşü’ne orantısız bir polis müdahalesi gerçekleşmişti. Gözaltına alınan 10 hak savunucusu mahkemede yargılanırken uygulanan polis şiddetine takipsizlik verildi. Polisin göstericilere uyguladığı orantısız şiddet basına yansıyan müdahale görüntülerinin yanı sıra alınan darp cebir raporları ile de sabit. Savcılığın tavrı böyle davalarda, kolluk görevlilerini korumaya yönelik oluyor” dedi.

Çayır, savcılığın takipsizlik kararının LGBTİ+’lara yönelik nefret suçlarındaki cezasızlıkla ilgili olduğunu ifade ederek “Anayasa Mahkemesi’nin kararları kamu görevlilerinin orantısız güç kullanımının re’sen ve detaylı bir şekilde araştırılmasını emrediyor. Bu başvuruda, savcılığın dosyada takipsizlik verip dosyayı kapatmasının kötü muamele yasağını ve toplantı ve gösteri yürüyüşü yasağını ihlal ettiğini savunuyoruz. AYM’nin başvuruyu kabul etmesi halinde savcılık, görevli polisler hakkında dava açmak zorunda kalacak” diye konuştu.

Eskişehir Onur Yürüyüşü davasında ne oldu?

9 Haziran’da yapılmak istenen Eskişehir Onur Yürüyüşü, polis şiddetiyle engellendi. Basın açıklamasının yapılacağı Ulus Anıtı polis tarafından saatler öncesinde ablukaya alındı. Saldırı öncesinde herhangi bir yasaklama kararı, LGBTİ+ aktivistlerine ve avukatlarına bildirilmedi. Kitlenin yasaklama kararını görmek istemesi talebine polis gözaltı ile karşılık verdi. Saldırıyı kayıt altına almak isteyen gazetecilerin çekim yapması da engellendi.

Gözaltına alınan 10 kişiden 4’ü ifade işlemlerinin ardından aynı gün içinde serbest bırakılırken, 3’ü hakkında tutuklama istemiyle olmak üzere 6 kişi sulh ceza hakimliğine sevk edildi. 5’i hakkında imza verme ve yurtdışına çıkış yasağı gibi adli kontrol tedbiri kararı verilerek bu kişilerin tamamı mahkeme tarafından serbest bırakıldı. Ancak gece geç saatlere kadar makul bir neden olmaksızın polis tarafından bekletildikten sonra ulaşım olanağının sınırlı olduğu bir bölgeden serbest bırakıldılar.

Görülen davanın sonucunda mahkeme, yargılanan tüm aktivistlere 2911 sayılı kanuna muhalefetten ayrı ayrı 5 ay hapis cezası verdi. Mahkeme, söz konusu hapis cezası kararını 15’er bin lira para cezasına çevirdi. Bununla beraber; mahkeme, “kamu görevlisine direnme ve mukavemet” suçundan 4 hak savunucusu hakkında da ayrı ayrı 15’er bin lira para cezasına hükmetti. Mahkeme, hükmün geriye bırakılmasına da izin vermedi.


Etiketler: insan hakları, medya, yaşam, nefret suçları, onur yürüyüşü, dava, özel haber, heteroseksizm, trans, ikili cinsiyet sistemi, lgbti, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks
GDTM