16/05/2026 | Yazar: Kaos GL
17 Mayıs ve Kaos GL derneklerinin Ankara’da düzenlediği konferansın ilk oturumunda Emel Memiş, Yıldız Tar ve Elif Topçu konuştu.
17 Mayıs ve Kaos GL derneklerinin Ankara’da düzenlediği Emeğin Gücü Konferansı başladı. Konferansın açılış konuşmasını Yıldız Tar yaptı. Tar, “Ekonomik sömürü düzeni, LGBTİ+’lar açısından daha da ağırlaşıyor. Yoksulluk ayrımcılığa yol açıyor, ayrımcılık yoksulluğa neden oluyor” dedi.
Ardından Ekonomik Kriz, Yoksulluk ve LGBTİ+’lara Yansımaları oturuma geçildi. Özlem Cankurtaran’ın moderatörlüğünü üstlendiği oturumda Emel Memiş, Yıldız Tar ve Elif Topçu konuştu.
İlk olarak Akademisyen Emel Memiş, Krizlerle Yoksullaşma başlıklı sunumunu yaptı. Memiş, Şemsa Özar’ı anarak sözlerine başladı. Memiş, “Kriz dediğimiz şey doğal bir sorunmuş gibi anlatılır. Halbuki krizler ve yoksulluk insan eliyle üretilir; yaşadığımız kapitalist patriyarkal sisteme içkindir” dedi.
Memiş, Türkiye’deki ekonomik krizlerin tarihinden bahsederek “5’te 1’imiz son dönemde yoksulluk sınırı altında kaldık. Bu dönemi çoklu kriz olarak tanımlıyoruz. Ekonomik kriz, ekonomik kriz olarak kalmıyor; toplumsal alanın tüm veçhelerine sızıyor. Yoksulluk, şiddet gibi cinsiyetçi ve etkileri de şiddet gibi cinsiyetli” diye konuştu.
Kaos GL’nin istihdam raporlarına ve 17 Mayıs Derneği’nin yoksulluk çalışmalarına değinen Memiş, şu ifadeleri kullandı:
“Yoksulluktan koruma sistemi, ayrımcılığa maruz kalanlar için kapalı. LGBTİ+’lar için yoksulluk döngüsü daha sert işliyor. Kapalılık stratejisi rekabeti kısıtlıyor. Katmanlı yoksullaşma sınıfsal eşitsizlikle bir arada işliyor. LGBTİ+ yoksulluğu görünmez kılınıyor. Resmi veriler yok ve bu siyasi bir tercih.”
“Ekonomik eşitsizlik LGBTİ+’ları yalnızlaştırıyor”
Ardından Gazeteci Yıldız Tar, Krizin Yükünü Çekenler: Sosyal Politikalar ve Derinleşen LGBTİ+ Yoksulluğu başlıklı sunumunu yaptı. Tar, “Ekonomik eşitsizlik, LGBTİ+’ları yoksullaştırıyor ve yalnızlaştırıyor” diyerek sözlerine başladı.
2015’ten bu yana Türkiye ekonomisinin savunma sanayisine dayandığını belirten Tar, pandemide de LGBTİ+’ların açıkça hedef alındığını vurguladı. Tar, “Türkiye’de aile yılı uygulamalarının güç aldığı yer pandemi ve güvenlikçi devlet algısı. Türkiye’de ayrıca çocuk işçiliğinin de yapısallaştığı bir dönemdeyiz. Ucuz iş gücü olarak çocuğun üretilmesi için çekirdek ailenin güçlendirilmesi gerekiyor. LGBTİ+’lar bu çarkın dışında kaldığı için hedef alınıyor. Bunun için aileci bir politikaya geçildi. Her şeyi aileye bırakan bir sosyal politika anlayışı var” ifadelerini kullandı.
“Yoksulluk, kişilerin temel kaynaklara erişimini kısıtlıyor”
Tar’ın ardından Sosyal Hizmet Uzmanı Elif Topçu, LGBTİ+’ların Sosyal Hizmet Talepleri ve Yoksulluk başlığında konuştu.
Çok boyutlu bir yoksulluk tanımına ihtiyaç duyulduğunu belirten Topçu, “Yoksulluk tanımını yaparken asgari geçim standartlarının ötesinde onurlu bir yaşam koşullarını konuşmak gerekiyor” dedi.
Topçu, sunumunda şu ifadeleri kullandı:
“Yoksulluk kişinin temel kaynaklara erişimini kısıtlıyor. Temel kaynaklara erişemeyen kişi sosyal hayata katılamıyor ve sosyal dışlanmaya maruz kalıyor. LGBTİ+’lar şiddetle ve ayrımcılıkla karşı karşıya kalıyor; gitgide yoksullaşıyor. Son dönemde çok fazla barınma ve maddi destek talepleri almaya başladık.”
Etiketler: insan hakları, nefret suçları, çalışma hayatı, aile, siyaset, ekonomi, heteroseksizm, trans, lgbti, eşcinsellik, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks
.jpg)