09/03/2026 | Yazar: Kaos GL
Hormon Hakkım Kolektifi’nden Ecmel Deniz Doğan, transların hormona erişimine yönelik müdahaleler üzerine marksist.org’a konuştu.
Hormon Hakkım Kolektifi’nden Ecmel Deniz Doğan, transların hormona erişimine yönelik müdahaleler ve kısıtlamalar üzerine marksist.org’a konuştu; “Bu sürecin bir günde başlamadığını söylemek lazım. Önce erişimi zorlaştıran teknik ve idari hamleler geldi. Ardından denetimi artıran, süreci daraltan, hekimleri geri çeken ve transları daha da güvencesiz bırakan yeni uygulamalar ortaya çıktı. Yani bir anda önümüze düşmüş tek bir karar değil; adım adım örülmüş, katmanlı bir kısıtlama rejimiyle karşı karşıyayız” dedi.
marksist.org’ta yer alan habere göre; Doğan, transların yaşadığı hak ihlallerinin çoğu zaman görünmez ve kişisel mağduriyetler olarak ele alındığını belirterek Hormon Hakkım Kolektifi’nin kuruluş sürecini aktardı:
“Hormon Hakkım Kolektifi, transların hormona erişimine dönük müdahalelerin artık tekil aksaklıklar gibi açıklanamayacak bir düzeye gelmesiyle kuruldu. Bir süredir farklı şehirlerde benzer deneyimler üst üste birikiyordu: reçeteye erişememe, sürecin belirsizleştirilmesi, doktorların geri çekilmesi, hastanelerin fiilen kapı kapatması, insanların kendi tedavi süreçleri üzerinde söz sahibi olamaz hale gelmesi. Belli oldu ki burada münferit bir idari sorun değil, transların sağlık hakkını hedef alan daha geniş bir siyasal yönelim var. Kolektif tam da bu yüzden kuruldu.”
Hormon kısıtlamalarının transları denetlemek, yıldırmak ve kamusal hayattan geri çekmek için yapıldığını vurgulayan Doğan, şu ifadeleri kullandı:
“Transların bedeni, kimliği ve yaşamı bu ülkede giderek daha fazla bir ideolojik müdahale alanı haline getiriliyor. İktidar uzun süredir LGBTİ+’ları toplumsal krizlerin, ahlaki paniklerin ve otoriter yeniden yapılanmanın malzemesi olarak kullanıyor. Hormon kısıtlaması da bunun sağlık alanındaki karşılığı. Yani burada sağlık politikası görünümünde yürüyen şey, aslında kimin makbul yurttaş, kimin makbul beden, kimin korunmaya değer hayat sayılacağına dair siyasal bir tasarruf.”
Doğan, hormona erişimin translar için doğrudan bir yaşam hakkı meselesi olduğunu söyledi, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Öncelikle şunu çok net söylemek gerekiyor: hormon desteği translar için keyfi bir tercih değil. Birçok trans için bu, kendi bedeniyle daha uyumlu, daha güvenli, daha yaşanabilir bir hayat kurabilmenin parçası. Dolayısıyla erişimin kesilmesi ya da belirsizleştirilmesi, yalnızca bir tedavi sürecini aksatmıyor; doğrudan hayatın kendisini sarsıyor. Bunun fiziksel sonuçları var. Düzenli ilerlemesi gereken bir sürecin kesintiye uğraması bedende ciddi etkiler yaratabiliyor. Bunun ruhsal sonuçları var. Zaten yoğun ayrımcılık, yoksulluk, güvencesizlik ve yalnızlaştırma altında yaşayan translar için hormona erişimin engellenmesi çok derin bir çaresizlik, kaygı ve yıkım duygusu yaratabiliyor.”
Söyleşinin tamamına ulaşmak için tıklayın.
Etiketler: insan hakları, nefret suçları, sağlık, siyaset, sağlık hakkı, trans, lgbti, interseks
