13/02/2026 | Yazar: Kaos GL

Saki, LGBTİ+ fenomenlere yönelik operasyonların, dernek kapatmalarının ve hak savunucularına açılan davaların tesadüf olmadığını belirtti; “Yasada geri adım atıp, uygulamada baskıyı kalıcılaştırmak bugün de devrede” dedi.

DEM Partili Saki: "Defne Güzel’e açılan dava beden politikalarının geldiği noktayı göstermektedir" Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

DEM Parti İstanbul Milletvekili Özgül Saki, bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde basın açıklaması yaptı.

Saki iktidarın politikalarını eleştirerek laikliğin ve temel hakların hedef alındığını söyledi.

Saki, iktidarın farklı toplumsal kesimleri sistematik biçimde baskı altına aldığını vurgulayarak, “Siyasal iktidar laikliği adım adım tasfiye ediyor. Anayasal hakları yok sayarak; farklı kimlikleri, yaşam tarzlarını, inançları ve düşünceleri sistematik biçimde baskı altına alıyor” dedi.

Açıklamasında kadınlar, LGBTİ+’lar ve muhalif kesimlerin hedef alındığını belirten Saki, “Bu saldırılar tesadüf değildir. Bu, bilinçli ve planlı bir dinselleştirme ve tekçi dayatmadır. Amaç açıktır: Toplumu kutuplaştırarak kendi iktidarını ve bekasını konsolide etmek, eşit yurttaşlık ilkesini ortadan kaldırmak ve seküler yaşam zeminini fiilen tasfiye etmektir” ifadelerini kullandı.

Saki ayrıca 11. Yargı Paketi sürecine de değinerek, pakette LGBTİ+’ların varoluşunu suç kapsamına sokabilecek düzenlemelerin yer aldığını, ancak kamuoyu tepkisi üzerine geri çekildiğini hatırlattı. Buna rağmen benzer uygulamaların sürdüğünü belirten Saki, “Bugün görüyoruz ki bu düzenlemeler fiilen hayata geçirilmeye çalışılıyor. İdari kararlarla, soruşturmalarla, gözaltılarla, dernek kapatmalarla aynı hedefe ulaşılmak isteniyor” dedi.

“Uygulamada baskıyı kalıcılaştırmak bugün de devrede”

Saki, LGBTİ+ fenomenlere yönelik operasyonlar, Genç LGBTİ+ Derneği’nin kapatılmasına ve 17 Mayıs Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Defne Güzel hakkında açılan davaya da değindi.

Saki, iktidarın geçmişte kadınların kürtaj hakkına yönelik politikalarını hatırlatarak benzer bir yöntemin bugün LGBTİ+’lara karşı uygulandığını vurguladı. “Yasada geri adım atıp, uygulamada baskıyı kalıcılaştırmak bugün de devrede” diyen Saki, Genç LGBTİ+ Derneği’nin kapatılmasını bu durumun “açık örneği” olarak nitelendirdi.

Derneğin kapatılmasına gerekçe olarak sosyal medya paylaşımları ve “Türk aile yapısına aykırılık” iddiasının gösterildiğini belirten Saki, “Anayasa’nın açık güvencesine rağmen örgütlenme özgürlüğü mahkeme kararıyla gasp edilmiştir” dedi. Saki, “Aile yapısına aykırılık gibi muğlak ve ideolojik bir gerekçeyle bir derneğin varlığını ‘özendirme’ iddiasıyla suç saymak, yaşam hakkını tartışmaya açmaktır” ifadelerini kullandı.

Defne Güzel davasına tepki: “Beden politikalarının geldiği noktayı göstermektedir”

Saki, 17 Mayıs Derneği Başkanı Defne Güzel hakkında açılan davaya da değinerek, şunları söyledi:

“Bu dava, devletin beden politikalarının geldiği noktayı göstermektedir. İnterseks bireylerin maruz kaldığı hak ihlallerini konuşmak, savunmak suç değildir. Suç olan, bu hak ihlallerini görünmez kılmaktır.”

LGBTİ+ sosyal medya fenomenlerine yönelik operasyonları ise “açık bir cadı avı” olarak tanımlayan Saki, Mika Raun Can ve Mükremin Gezgin’in tutuklandığını, Arya Bektaş’ın adli kontrolle serbest bırakıldığını hatırlattı. “Suçlamaların seçici biçimde uygulanması tesadüf değildir. Aynı içerikler söz konusu olduğunda farklı kimliklere gösterilmeyen hassasiyet, LGBTİ+’lar söz konusu olduğunda devreye sokulmaktadır” diyen Saki, bunun “kurumsallaşmış bir nefret siyaseti” olduğunu söyledi.

“Sanat etkinliklerinin ‘toplumsal değer’ gerekçesiyle yasaklanması aynı zihniyetin ürünü”

Zorlu PSM’de düzenlenmesi planlanan Slaughter to Prevail ve Behemoth konserlerinin Beşiktaş Kaymakamlığı tarafından “toplumsal değerlerle bağdaşmadığı” gerekçesiyle iptal edildiğini hatırlatan Saki, ardından tüm Zorlu PSM etkinliklerinin iki gün süreyle yasaklandığını belirtti.

Saki, aynı dönemde SOL Parti üyesi gençlerin “Şeriata karşı” pankartı astıkları gerekçesiyle hedef gösterildiğini, gözaltına alındıklarını ve altı kişi hakkında ev hapsi kararı verildiğini ifade etti. Bu durumun laiklik talebinin kriminalize edilmesi anlamına geldiğini söyledi:

“Bütün bunlar birbirinden kopuk değildir. Sanat etkinliklerinin “toplumsal değer” gerekçesiyle yasaklanması, laiklik talebiyle pankart açan gençlerin gözaltına alınması, şeriat karşıtı sözün kriminalize edilmesi; hepsi aynı zihniyetin ürünüdür.”

“Ahlak söylemiyle toplumu hizaya getirmeye çalışıyorlar”

Saki, açıklamasında kadın haklarına yönelik tartışmalar ve eğitim politikalarına da değindi. Kadınların kazanılmış haklarının hedef alındığını belirten Saki, “Nafaka hakkını tartışmaya açanlar, 6284 sayılı yasayı zayıflatmaya çalışanlar ve İstanbul Sözleşmesi’nden çıkanlar bugün de ‘ahlak’ söylemiyle toplumu hizaya getirmeye çalışıyor” dedi.

Eğitimin dinselleştirilmesinin bu sürecin “en stratejik ayağı” olduğunu söyleyen Saki, İstanbul Valisi Davut Gül’ün 4–6 yaş grubu çocuklar için yeni Kur’an kursları açılacağı yönündeki açıklamasına işaret ederek, “Bu, bilimsel ve laik eğitimin terk edilmesi; çocukların erken yaşta tekçi bir ideolojik formasyona maruz bırakılması anlamına geliyor” ifadelerini kullandı.

Saki, “Çocukların bilimsel, laik ve kamusal eğitim hakkı tartışmaya açık değildir. Devletin görevi dini referanslı eğitim yaygınlaştırmak değil; tüm çocuklara eşit ve nitelikli kamusal hizmet sunmaktır” dedi.

“LGBTİ+’ların yaşam hakkını savunmaktan geri durmayacağız”

Açıklamasının sonunda farklı toplumsal kesimlerin mücadeleye devam edeceğini vurgulayan Saki, şunları söyledi:

“Kadınlar, gençler, LGBTİ+’lar, Kürtler, Aleviler, emekçiler ve sanatçılar bu tek tipleştirme girişimlerine karşı mücadelesinden asla vazgeçmeyecek. Biz DEM Parti olarak tüm ezilenlerle, dışlananlarla ve susturulmak istenenlerle omuz omuzayız. Laikliği, eşit yurttaşlığı, düşünce ve örgütlenme özgürlüğünü sonuna kadar savunacağız. Çoğul yaşam biçimlerini tehdit olarak gören bu iktidar anlayışına ve dinci tekçi dayatmalara karşı dayanışmamızı büyütecek; sokakta, Meclis’te ve hayatın her alanında mücadele edeceğiz. Kadınların özgürlüğünden vazgeçmeyeceğiz. LGBTİ+’ların yaşam hakkını savunmaktan geri durmayacağız. Çocukların bilimsel eğitim hakkını koruyacağız. Eşit yurttaşlık ilkesini sonuna kadar savunacağız. Eşit, özgür ve demokratik bir yaşamı birlikte kuracağız.”


Etiketler: insan hakları, nefret suçları, siyaset, dava, heteroseksizm, trans, ikili cinsiyet sistemi, lgbti, eşcinsellik, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks, örgütlenme özgürlüğü
GDTM