02/02/2026 | Yazar: Kaos GL
BÜLGBTİA+, 1 Şubat Pazar günü kulübün kapatılmasının 5. yıl dönümünde, sosyal medya hesaplarından açıklama yayınladı; “Kayyum yönetime karşı, bir kulüpte değil her kulüpte olduğumuzu gösterdik” dedi.
Boğaziçi Üniversitesi’nde 2021 yılının Ocak ayında başlayan eylemlerin parçası olarak düzenlenen sergide yer alan bir eser sebebiyle başlatılan LGBTİ+ karşıtı provokasyon, Boğaziçi Üniversitesi LGBTİA+ Kulübü’nün kullandığı odanın polis tarafından basılması ve ardından kulübün kapatılmasıyla sonuçlanmıştı.
BÜLGBTİA+, 1 Şubat Pazar günü kulübün kapatılmasının 5. yıl dönümünde, sosyal medya hesaplarından açıklama yayınladı; “Geçen seneler boyunca baskı ve yasaklarla bizleri sindirebileceğini zanneden fobik ve kayyum yönetime karşı; bir kulüpte değil her kulüpte olduğumuzu, kampüslerin de şehrin geri kalanı gibi bizlere de ait olduğunu gösterdik” dedi.
Açıklamada, kayyum Rektör Mehmed Özkan döneminde Hande Kader Bursu’nun iptal edildiği, cinsiyetsiz tuvaletlerin kapatıldığı ve karma yurtların cinsiyetlendirildiği hatırlatıldı, şu ifadeler kullanıldı:
“Hâla nitelikli bir özeleştirisinin verilemediğini düşündüğümüz bu işbirliği döneminin ardından devlet tarafından atanan yeni kayyum olan, artık ismini bile unuttuğumuz Melih Bulu döneminde aynı pratikler sürdürülmüş ve, aynı sene, kampüs içinde gayrimeşru denetim ve şiddeti daha etkili göstereceği beklentisiyle yerini mevcut kayyum Naci İnci’ye bırakmıştır. Kayyum olarak ikinci dönemine başlayan İnci idaresinde birçok etkinliğimiz ÖGB’nin baskı ve şiddeti altında sürmek zorunda kalmış, bizlerle dayanışmak isteyen tüm destekçi öğrenciler ve kulüpler cezalandırılmıştır.”
BÜLGBTİA+, “Bizleri mekansızlaştırmak isteyenlere inat etkinliklerimizi ve varlığımızı sürdürmenin yollarını bulmaya devam ettik, devam edeceğiz” diyerek açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Mehmed Özkan döneminde güvenlik bahaneleriyle getirilen turnike sistemleri, sonrasında Naci İnci döneminde tüm kampüsü saran, ve asıl amacı öğrencileri fişlemek olan, yoğun kamera ve izleme sistemlerini getirmiştir. Bir yandan CİTÖK’ü işlevsiz hale getiren, oradaki varlığımızı hiçe sayan İnci, bu gözetleme sapıklığını “kadın öğrencileri korumak” amacıyla getirdiklerini iddia etti. Bizler bu şiddetin kaynağını bilsek ve dillendirsek de, bu açıklamanın bir gerçeklik taşımadığını geçen sene Kennedy Lodge’da insanların gözü önünde bir çocuk işçi vurularak öldürülünce herkes görmüş oldu.”
İktidarın, bedenler ve kimlikler üzerinde yaptığı denetim deneylerini yasalara taşımak istediğini belirten kulüp, kampüslerin ise cisheteroseksüel erkek egemenliği altında olduğunu vurguladı, şöyle dedi:
“Tacize uğrayan mağdurlara destek sunabilecek olan bu baskıcı yönetim değil, kadınlar, LGBTİ+’lar ve feministlerdir. Pedofiliyi teşvik eden hatipleri okula konuşmacı olarak getiren bu çürümüş zihniyete karşı kampüslerimizi ve bedenlerimizi savunacağız. Ekonomik kriz veya kapitalist biyosiyasetin doğum oranlarına dair talepleri doğrultusunda lubunyaların bir düşman olarak resmedilmesine asla izin vermeyeceğiz.”
Kulüp, dayanışmayı büyütme çağrısı yaparak açıklamayı şöyle sonlandırdı:
“Kampüslerde, sokaklarda, iş yerlerinde ve tüm kamusal alanlarda birbirimizi bulup dayanışmamızı öreceğiz. Bir kulüpte değil, her kulüpteyiz. Yaşasın Lubunya dayanışmamız, yaşasın Onur Yılı!”
Etiketler: insan hakları, yaşam, nefret suçları, eğitim, siyaset, trans, lgbti, ifade özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü
