18/06/2026 | Yazar: Oğulcan Özgenç
İstanbul Onur Haftası Komitesi’nden Zoe ve Diren, KaosGL.org’a konuştu. Komite, bu yıl “Açık (s)açık” temasıyla düzenlenecek 34. İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası’nın çıkış noktasını, hafta programını ve Onur Yürüyüşü’ne ilişkin hazırlıkları anlattı.
Fotoğraf: Fulya Oral / csgorselarsiv.org
34. İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası, bu yıl 22-28 Haziran tarihlerinde “Açık (s)açık” temasıyla düzenlenecek. Onur Haftası Komitesi’nden Zoe ve Diren, bu yılın tema fikrini, Onur Haftası’nın gündemini ve hafta boyunca yapılacak etkinlikleri KaosGL.org’a anlattı. Komite, “Buradayız, hiçbir yere gitmiyoruz” mesajıyla görünmezliğe, sansüre ve LGBTİ+ karşıtı politikalara karşı itirazlarını büyüteceklerini söyledi.
Bu yılın teması “Açık Saçık”. Bu tema nasıl ortaya çıktı? Türkiye’de LGBTİ+’ların yıllardır görünürlükleri nedeniyle hedef gösterildiği bir dönemde “açık s’açık” ifadesini sahiplenmek sizin için ne anlama geliyor?
Türkiye’de LGBTİ+’lar olarak her gün hayatlarımızın, varoluşlarımızın daraltılmaya çalışıldığı, meclis kürsülerinden yasa gündemlerine kadar doğrudan varlığımızın, haklarımızın hedef alındığı, trans cinayetlerinin ve nefret söylemlerinin pervasızca arttığı bir dönemden geçiyoruz. Tam da bu karanlığın ortasında, Açık (s)açık teması bizde çok aktif, yaşayan bir umudu yeşertti. Biz bu kelimeyi seçerken kamuoyuna çok net bir şey söyledik: Buradayız, hiçbir yere gitmiyoruz. Bizi ikili cinsiyet kalıplarına, evlerin kapalı kapıları ardına, görünmezliğe hapsetmek isteyen bir düzen var. Biz de dedik ki: Hem açığız hem saçığız!
Açık (s)açık olmak, her türlü tahakkümün karşısında boyun eğmemekte ısrar etmektir. Hak mücadelemizde geri durmayacağımızın, her halimizle ve tüm renklerimizle var olduğumuzun açık bir beyanı. Bu ifadeyi sahiplenmek bizim için: Artık saklanmıyoruz, sizin ahlak sınırlarınıza sığmıyoruz ve sesimizi kısmıyoruz! demenin en çıplak, en cesur hali. Korkuya karşı cesareti ve dayanışmayı sokağa taşımanın adı bizim için açık (s)açık olmak.
İstanbul Onur Yürüyüşü bu yıl 24. kez düzenleniyor. İlk yıllardan bugüne baktığınızda yürüyüşün politik anlamı ve işlevi sizce nasıl değişti? Bugünün Onur Yürüyüşü neyi temsil ediyor?
Onur yürüyüşü bu coğrafyada asıl anlamını aslında pek değiştirmiyor. Yürüyüşün binlerce kişiye ulaştığı, Taksim’de yapıldığı zamanlarda da şimdi de bazı temel meseleler değişmedi. Yürüyüş her zaman bizlerin onurlu yaşam mücadelesinin sembolüdür. Sokakta, evde, işte, hayatın her alanında LGBTİ+’lar olarak eşitlenme mücadelesidir. Bu anlamda politik bir değişim aslında yok ama diğer taraftan Onur Yürüyüşü tüm ezilenlerin ortak mücadelesidir de. Lubunyaların özgürleşme ve eşitlenme mücadelesi tüm ezilen sınıfların da özgürleşmesinin mücadelesidir. Başka yerlerde bazı temel haklar konusu ve yürüyüş çok daha ileride olabilir, orada bu politik iklim alternatif onur yürüyüşlerinde yürüyor, ama sağ popülizmin yükseldiği bir dönemdeyiz maalesef. Hep beraber mücadele etmediğimiz takdirde tüm onur yürüyüşlerinin alternatif olması muhtemel.
“Hiçbir hakkımızı sansür mekanizmasına teslim etmeye niyetimiz yok”
İktidarın “Aile Yılı” politikaları, LGBTİ+ karşıtı yasa hazırlıkları ve artan nefret söylemleri düşünüldüğünde, bu yılki Onur Haftası nasıl bir politik bağlamda gerçekleşiyor?
Şu anki politik atmosferi tek bir kelimeyle özetlemek gerekirse: Kriminalizasyon. İktidar, “büyük aile” veya “ailenin korunması” gibi soyut kavramları birer tahakküm aracına dönüştürdü. Derneklerimize kapatma davaları açılıyor, sanatçılar sansürleniyor, sanat seçkileri değişiyor, en küçük hak savunuculuğu bile doğrudan hedef gösteriliyor. Meclis kürsülerinden yasa taslaklarına kadar uzanan bu nefret iklimi, bizi nefessiz bırakmayı amaçlıyor. Tam da bu karanlık bağlam, 34. İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası’nı başkaldıran açık (s)açık ilan eden bir yere koyuyor. Faşizmin karşısında sadece “hayatta kalmakla” yetinmiyor, örgütlenmeye, neşemizi, dayanışmamızı ve öfkemizi sokağa taşımaya devam ediyoruz.
Çünkü biliyoruz ki bize yöneltilen saldırılar, diğer tüm “ötekilerin”, ezilenlerin, kadınların, işçi sınıfının hak gaspından bağımsız değil. Bu yıl Onur Haftası, iktidarın yasakçı politikalarına karşı, çok renkli, çok sesli ve asla geri çekilmeyen, başkaldıran bir direniş olarak gerçekleşiyor.
“Açık Saçık” teması sansüre, utanma siyasetine ve normlara da gönderme yapıyor. Bu temayla hangi toplumsal ve politik tartışmalara müdahale etmeyi amaçlıyorsunuz?
İktidar bize “Evlerinize kapanın, utanın, kendinizi gizleyin, yokmuş gibi davranın” diyor. Biz ise tam da o utanma siyasetine meydan okuyoruz. Bize dayatılan sansür mekanizması sadece sahnelerde, sanatta değil; en çok da hastanede, ofiste, sokakta işliyor. Bugün en temel hakkımız olan hormona, güvenli sağlığa erişimimiz engellenirken, iş yerlerinde kimliğimiz yüzünden farklı şiddet türlerine maruz kalıp çalışma hakkımız gasp ediliyor. Açık (s)açık diyerek aslında şunu ilan ediyoruz: Sizin sansürlemeye çalıştığınız bedenlerimiz, arzularımız ve öfkemiz tam da sokakta, hayatın tam ortasında. Hayatımızın hiçbir alanını, hiçbir hakkımızı sizin o sansür mekanizmanıza ve utanç siyasetinize teslim etmeye niyetimiz yok. Açılıyoruz, saçılıyoruz!
“Bu yıl herkesi bizimle dayanışmaya bekliyoruz”
Bu yıl Onur Haftası kapsamında hangi etkinlikler öne çıkıyor? Katılımcıları nasıl bir program bekliyor?
Bu yıl temamızı etkinliklerimizde de uygulamaya çalıştık, geçen senelerden daha fazla etkinliğimiz sokakta, kamusal alanda olacak. Mademki açık (s)açık bir sene o zaman tüm renklerimizle görünür olalım istiyoruz. Aynı zamanda bu sene geçen senelerden çok daha katılımcı bir sene olacak, organizasyonları biz yapıyor olsak da katılımcıların etkinlikleri belirlediği farklı konseptler tasarladık. Tabii ki temel ve önemli meselelerde panel, söyleşi, forum tarzı etkinliklerimizi koruduk ve bunlar elbette olacaklar ama aynı zamanda daha güllümü bol, hareketli etkinliklerimiz de olacak. Bu sene silkelenip kendimize gelmek ve neşemizi geri kazanıp hatta arttırıp mücadelemize yakıt olması için çabaladığımız bir hafta planımız var. Birlikte güçlenmeyi, birbirimizden güçlenmeyi umuyoruz.
Bir de geçen senelerden farklı olarak bu sene Onur Haftası’nda bir film festivali düzenliyoruz. Burdayım Aşkım Film Festivali bu sene 12 farklı filmle seyircileriyle buluşuyor. Yönetmenlerin birçoğunun katılımıyla gerçekleşecek ve izleyicilerle filmleri üzerine sohbet imkanı bulacaklar. Bunun yanı sıra festival kapsamında Kamerayı Kuirleştirmek: Temsilden Üretim Pratiklerine isimli bir panel ve akşama doğru minik bir kokteyl ile festivalin ilk yılının kutlanması şeklinde bir akış olacak. Bu etkinliğe tüm sinefilleri bekleriz. Katılım formu ve haftanın etkinlik takvimi Instagram ve web sitemizde.
Ve tabii ki her yıl olduğu gibi Hormonlu Domates Ödül Törenimiz olacak. Törenin en iddialı yıllarından biri olacak. Sürpriz konuklarımız ile unutulmaz bir gece yaşamak ve yaşattırmak için çalışıyoruz.
Hormon hakkımızdan yasa, queer anlatılardan müstehcenliğe birçok içerikle karşınızda olmak için çok sabırsızız.
Katılım formu ve etkinlik takvimi için tıklayın
İstanbul Onur Yürüyüşü yıllardır yasaklar, polis saldırıları ve gözaltılarla anılıyor. Buna rağmen yürüyüşler yapılıyor. Sizce bu ısrarın kaynağı ne ve bu yıl yürüyüşe katılmayı düşünenlere ne söylemek istersiniz?
Yürüyüş bir karnaval havasında geçsin, kimsenin kalbi kırılmasın, canı acımasın isteriz. Tüm çabamız yıllardır bunun için oldu. Ancak her yıl daha da artan bir baskı ve şiddetle karşılık alıyoruz. Lubunyalar 24 yıldır öyle ya da böyle Onur Yürüyüşlerinde bir araya geldiler, gelirler. Baskı ve şiddetin, gözaltıların bunu engelleyebildiği olmadı. Çünkü bizler varlığımızın mücadelesini veriyoruz. Son birkaç yıldır çeşitli sebeplerle daha kapalı bir yürüyüş organize etmeye çalışıyorduk, geçen senenin deneyimi bize gösterdi ki bu artık işe yarayan bir yöntem değil. O yüzden bu yıl herkesi yürüyüşe, bizimle dayanışmaya çağırıyoruz. Bu hem bizimle dayanışmak demek, hem de ekonomik, sosyal ve siyasi baskıya ve her türlü yaşama, yaşam hakkına sahip çıkmak ve savunmak demek. O yüzden bu yıl temamızla uyumlu bir yürüyüş organize etmek için var gücümüzle çalışıyoruz. Bizi takip edin, yürüyüşümüzle ilgili bilgileri yakında paylaşıyor olacağız. Bu yıl kimse bulmaca çözmek zorunda kalmayacak, yürüyüşe geç kalma telaşı yaşamayacak.
Etiketler: insan hakları, kadın, medya, yaşam, onur yürüyüşü, heteroseksizm, trans, ikili cinsiyet sistemi, lgbti, eşcinsellik, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks
