09/04/2026 | Yazar: Kaos GL
Bilkent Şehir Hastanesi’ne başvuran 20 yaşındaki trans kadın Deniz Alya, acil serviste maruz bırakıldığı hak ihlallerini Pembe Hayat’tan Eylem Esen Arabacı’ya anlattı.
Ankara Bilkent Şehir Hastanesi’ne yüksek ateş ve baş ağrısı gibi şikayetlerle başvuran 20 yaşındaki trans kadın Deniz Alya, acil serviste maruz bırakıldığı hak ihlallerini Pembe Hayat’tan Eylem Esen Arabacı’ya anlattı.
Pembehayat.org’ta yer alan habere göre; Alya, kimliği nedeniyle sağlık hizmetlerine erişim hakkının fiilen engellendiğini söyledi, süreci şöyle aktardı:
“Yaklaşık üç hafta önce yüksek ateş, öksürük ve baş ağrısı gibi ciddi şikayetlerle Bilkent Şehir Hastanesi Acil Servisi’ne gittim. Hem muayene olmak hem de işe gidemediğim için rapor almak istiyordum. Sıram geldiğinde doktor, sistemdeki ismimi söyleyerek 'Hoş geldiniz beyefendi' dedi. Ben de trans kadın olduğumu, atanmış ismimi kullanmadığımı ve isim değişikliği davamın sürdüğünü söyledim. Bu tür durumları sık yaşadığım için başta çok büyütmedim ve nasıl hitap edilmesi gerektiğini ifade ettim. Ancak doktor, bunu düzeltmek yerine özellikle ve alaycı bir şekilde sürekli 'beyefendi' demeye devam etti. 'Neyiniz var beyefendi?', 'Geçiminizi nasıl sağlıyorsunuz?', 'Neden bu görüntüdesiniz?' gibi sorular sordu. Yanındaki stajyerle bilmediğim bir dilde konuşup gülüştüler.”
“Kendimi eğlence unsuru gibi hissettim”
“Kendimi bir hasta gibi değil, eğlence unsuruymuşum gibi hissettim” diyen Alya, muayene sürecinin uzatıldığını ve aşağılandığını belirtti:
“Ben ise hasta olduğumu, konunun kimliğim değil sağlık durumum olduğunu ve tedavi olmak için orada bulunduğumu söylemek zorunda kaldım. Buna rağmen doktor bana “Ben doktorum, beni dinleyeceksin beyefendi” diyerek konuşmaya devam etti. O an artık sabrım tükendi. Muayene edilmiyordum, aksine aşağılanıyordum. Kendimi bir hasta gibi değil, sanki orada eğlence unsuruymuşum gibi hissettim. Yaşananları kayıt altına almak için telefonumla video çekmeye başladım. Bunun üzerine güvenlik görevlileri üzerime geldi, çekim yapamayacağımı söyleyerek videoyu silmemi istediler. Ben silmeyi reddettim. Sonrasında yan odadaki başka bir doktor beni odasına aldı, muayene etti, sakinleştirdi, tedavimi düzenledi ve raporumu verdi. Ona gerçekten çok teşekkür ederim. Ama o noktaya gelene kadar yaşadıklarım, sırf kimliğim nedeniyle sürecin uzatılması ve maruz kaldığım muamele beni çok yordu."
Alya, sağlık hizmetine erişimde ayrımcılığa uğradığını vurguladı, hastaneden çıktıktan sonra anksiyete atağı geçirdiğini söyleyerek şu ifadeleri kullandı:
“Çok kötü hissettim. Ben bir hastayım ve bir vatandaşım. En temel hakkım olan sağlık hizmetine erişimde bile ayrımcılığa uğradım. Şunu düşündüm: Eğer çok daha ciddi bir sağlık sorunum olsaydı, sırf trans kadın olduğum için belki de müdahale edilmeyecekti. Hatta ameliyat bile edilmeyebilirdim. Bir doktorun; hastanın cinsel yönelimine, mezhebine, etnik kökenine ya da herhangi başka bir özelliğine bakmaksızın muayene edip yardımcı olması gerekir. Sağlık çok ciddi bir konudur. Bu olaydan sonra psikolojik olarak hâlâ toparlanabilmiş değilim. Zaten anksiyete hastasıyım ve hastaneden çıktıktan sonra atak geçirdim."
Haberin tamamına ulaşmak için tıklayın.
Etiketler: insan hakları, kadın, medya, yaşam, nefret suçları, sağlık, sağlık hakkı, trans, lgbti, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks
