01/09/2026 | Yazar: Kaos GL

Barış İçin LGBTİ+ İnisiyatifi (BİL+), 1 Eylül Dünya Barış Günü için açıklama yayınladı; onurlu, eşit ve özgür bir yaşam için mücadeleyi büyütme çağrısı yaptı.

BİL+’dan Barış Günü mesajı: “Silahların sustuğu ve gökkuşağının hepimizi özgürleştirdiği bir dünyayı hep birlikte inşa edeceğiz” Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Barış İçin LGBTİ+ İnisiyatifi (BİL+), 1 Eylül Dünya Barış Günü için açıklama yayınladı; onurlu, eşit ve özgür bir yaşam için mücadeleyi büyütme çağrısı yaptı.

Savaşın, işgallerin ve nefretin son bulması için mücadeleye devam edeceğini açıklayan BİL+, barışın sadece silahların susması değil, toplumsal yaşamdaki her türlü şiddetin ve ayrımcılığın son bulması anlamına geldiğini söyledi:

“Bugün 1 Eylül Dünya Barış Günü. Barış İçin LGBTİ+ İnisiyatifi olarak; savaşın, işgallerin ve nefretin son bulması için mücadeleye devam ediyoruz. Onurlu, eşit ve özgür bir yaşam düşümüzü gerçeğe dönüştürmek için birlikte mücadeleye çağırıyoruz. Bizim için barış sadece silahların susması değil, toplumsal yaşamdaki her türlü şiddetin ve ayrımcılığın son bulmasıdır. Bugün dünyanın dört bir yanında savaş politikaları can almaya devam ediyor. Filistin’de senelerdir süren soykırım, ABD ile İsrail’in İran’a yönelik saldırıları, Suriye’de HTŞ rejiminin Kürt, Alevi, LGBTİ+ ve Dürzilere yönelik katliamları, militarizmin bölge halkları üzerindeki yıkıcı etkisini her geçen gün büyütüyor. Rusya’nın Ukrayna’yı işgaliyle başlayan savaş, küresel bir insanlık krizi yaratmaya devam ediyor. Biliyoruz ki bombaların düştüğü hiçbir yerde özgürlük yeşermez. Savaş ortamı en çok çocukları, kadınları, LGBTİ+ları, mültecileri ve ezilenleri vurur; heteroseksist ve ataerkil şiddeti derinleştirir.”

BİL+, yargı sopasıyla hak savunucularının ve LGBTİ+’ların susturulmaya çalışıldığı bir yerde gerçek bir iç barıştan söz edilemeyeceğini vurguladı; eşit yurttaşlık temelinde kurulacak toplumsal bir barışın, herkesin ortak geleceği için hayati bir zorunluluk olduğunu kaydetti:

“Türkiye'de ise LGBTİ+lar her gün iktidarın ve ana akım medyanın nefret söylemleriyle hedef gösterilmekte, sokakta ve evde artan fiziksel saldırılarla yaşam hakları tehdit edilmektedir. Siyasal iktidarın LGBTİ+’lara açtığı savaş, LGBTİ+ları tamamen kamusal alanın dışına itmenin bir aracına dönüştürülmektedir. Yargı sopasıyla hak savunucularının ve LGBTİ+ların susturulmaya çalışıldığı bir yerde gerçek bir iç barıştan söz edilemez. Bütün bu baskı ortamına rağmen Türkiye'de PKK ile yürütülen ve çatışma kaynaklı ölümleri durduran barış müzakerelerini son derece önemsiyoruz. Bu sürecin çerçeve yasa gibi bir aşamaya gelmesi önemli bir dönemece işaret ediyor. Çerçeve yasayı tüm eksikliklerine rağmen bir eşik olarak görüyoruz. Bu eşikten geçerek Kürt sorununun çözümü için eşit yurttaşlığı yasal güvenceye kavuşturacak adımların atılması elzemdir. Sürecin, kalıcı bir barış ve gerçek bir demokrasi ile taçlanması en büyük talebimizdir. Eşit yurttaşlık temelinde kurulacak toplumsal bir barış, hepimizin ortak geleceği için hayati bir zorunluluktur.”

“Silahların sustuğu, dayanışmanın ve gökkuşağının hepimizi özgürleştirdiği bir dünyayı hep birlikte inşa edeceğiz. Alışın, buradayız; barışta ısrarcıyız!” ifadelerini kullanan BİL+; küresel barış, demokratik çözüm ve onurlu bir yaşam için çağrı yaptı:

· “Küresel Barış: Filistin, İran, Suriye, Ukrayna ve dünyanın dört bir yanındaki işgal, katliam ve emperyalist saldırılara derhal son verilmelidir.

· Demokratik Çözüm: Türkiye'deki barış süreci, toplumsal barışı ve eşitliği kalıcı kılacak demokratik adımlarla örülmelidir.

· Onurlu Yaşam: LGBTİ+ları ve tüm ötekileri hedef gösteren düşmanlaştırıcı politikalara ve militarizmin beslediği nefret kültürüne derhal son verilmelidir.”

Açıklamanın tamamı şöyle:

Îro, 1ê Îlonê, Roja Aştiya Cîhanê ye. Wek Înîsiyatîfa LGBTÎ+ ya ji bo Aştiyê, em dixwazin bi hev re têkoşîna xwe bidomînin da ku şer, dagirkerî û nefret bi dawî bibin. Banga me ji hemû kesan re ye da ku em bi hev re bitêkoşin û xewna mirovan ya ji bo jiyaneke bi rûmet, wekhev û azad pêk bête.

Ji bo me, aştî ne tenê bêdengbûna çekan e; aştî, di heman demê de tê wê wateyê ku cudakarî di jiyana civakî de û hemû cureyên tundiyê jî bi dawî bibin.

Îro, li seranserê cîhanê siyasetên şer canan distînin. Qirkirina ku bi salan e li Filistînê didome, êrîşên DYA (Dewletên Yekbûyî yên Amerîkayê) û Îsraîlê yên li dijî Îranê û komkujiyên rejîma HTŞê li Sûriyeyê yên li dijî Kurdan, Elewiyan, LGBTÎ+yan û Dûrziyan bandora mîlîtarîzmê li ser gelan roj bi roj zêde dikin. Şerê destwerdanê yê li Ukraynayê ku ji aliyê Rûsyayê ve hat destpêkirin, astengiyên mirovahiyê roj bi roj girantir dike.

Em dizanin ku: Azadî, li cihê ku bombe lê dikeve şîn nabe. Di reşahiya şer de herî zêde zarok, jin, LGBTÎ+, koçber û bindest zirarê dibînin; tundiya heteroseksîst û bavsalarî jî girantir û kûrtir dibe.

Li Tirkiyeyê jî desthilat û medyaya serdest her roj LGBTÎ+yan bi gotinên nefretê dikin hedef. Êrîşên fîzîkî yên li kolan û malan zêde dibin û mafê jiyanê dikeve xeterê.

Şerê ku ji aliyê desthilata siyasî ve li dijî LGBTÎ+yan hatiye vekirin, dibe amûrek ku LGBTÎ+ bi tevahî ji qada giştî bên derxistin. Li cihê ku dadwerî dibe darê zextê û parêzvanên mafan û LGBTÎ+ tên bêdengkirin, behskirina aştiyeke navxweyî ya rastîn nayê kirin.

Tevî hemû vê rewşa zextê, em danûstandinên aştiyê yên ku li Tirkiyeyê bi PKKê re tên meşandin û rê li ber mirina ji ber pevçûnan digirin pir girîng dibînin. Gihîştina vê pêvajoyê ya qonaxa qanûna çarçoveyê gaveke girîng e. Tevî hemû kêmasiyên wê, em qanûna çarçoveyê wek dergehekî dibînin.

Ji bo çareseriya pirsa Kurdan divê em vî dergehî bi kar bînin, lê belê divê em hemwelatiya wekhev bi qanûnê misoger bikin. Daxwaza me ya herî mezin ew e ku ev pêvajo bigihîje aştiyeke mayînde û demokrasiyeke rastîn.

Ji bo paşeroja me ya hevpar, aştiya civakî nabe ku nebe. Aştiya civakî wekî ax û avê ferz e û divê li ser bingeha hemwelatiya wekhev bê avakirin.

Wek Înîsiyatîfa LGBTÎ+ ya ji bo Aştiyê, banga me zelal e:

Aştiya Cîhanî:

Divê dagirkerî, komkujî û êrîşên emperyalîst li Filistînê, Îranê, Sûriyeyê, Ukraynayê û li seranserê cîhanê tavilê bi dawî bibin.

Çareseriya Demokratîk:

Divê pêvajoya aştiyê li Tirkiyeyê bi gavên demokratîk bê pêşxistin da ku aştiya civakî û wekhevî heta hetayê bicî bibin.

Jiyana bi Rûmet:

Divê zû dawî li wan siyasetên dijminane bê anîn ku hemû kesên din û LGBTÎ+yan dikin armanc. Divê çanda nefretê ku mîlîtarîzmê xurt dike jî bi dawî bibe.

Em ê bi hev re cîhanekê ava bikin; ku tê de çek bêdeng in, hevgirtin berdewam e û mirov di bin rengên keskesorê de jiyana xwe bi azadî dom dikin.

Bila her kes bizane: Em li vir in; em li ser aştiyê israr dikin!

Înîsiyatîfa LGBTÎ+ ya ji bo Aştiyê

Bugün 1 Eylül Dünya Barış Günü. Barış İçin LGBTİ+ İnisiyatifi olarak; savaşın, işgallerin ve nefretin son bulması için mücadeleye devam ediyoruz. Onurlu, eşit ve özgür bir yaşam düşümüzü gerçeğe dönüştürmek için birlikte mücadeleye çağırıyoruz. 

Bizim için barış sadece silahların susması değil, toplumsal yaşamdaki her türlü şiddetin ve ayrımcılığın son bulmasıdır.

Bugün dünyanın dört bir yanında savaş politikaları can almaya devam ediyor. Filistin’de senelerdir süren soykırım, ABD ile İsrail’in İran’a yönelik saldırıları, Suriye’de HTŞ rejiminin Kürt, Alevi, LGBTİ+ ve Dürzilere yönelik katliamları, militarizmin bölge halkları üzerindeki yıkıcı etkisini her geçen gün büyütüyor. Rusya’nın Ukrayna’yı işgaliyle başlayan savaş, küresel bir insanlık krizi yaratmaya devam ediyor. 

Biliyoruz ki bombaların düştüğü hiçbir yerde özgürlük yeşermez. Savaş ortamı en çok çocukları, kadınları, LGBTİ+ları, mültecileri ve ezilenleri vurur; heteroseksist ve ataerkil şiddeti derinleştirir.

Türkiye'de ise LGBTİ+lar her gün iktidarın ve ana akım medyanın nefret söylemleriyle hedef gösterilmekte, sokakta ve evde artan fiziksel saldırılarla yaşam hakları tehdit edilmektedir. Siyasal iktidarın LGBTİ+’lara açtığı savaş, LGBTİ+ları tamamen kamusal alanın dışına itmenin bir aracına dönüştürülmektedir. Yargı sopasıyla hak savunucularının ve LGBTİ+ların susturulmaya çalışıldığı bir yerde gerçek bir iç barıştan söz edilemez.

Bütün bu baskı ortamına rağmen Türkiye'de PKK ile yürütülen ve çatışma kaynaklı ölümleri durduran barış müzakerelerini son derece önemsiyoruz. Bu sürecin çerçeve yasa gibi bir aşamaya gelmesi önemli bir dönemece işaret ediyor. Çerçeve yasayı tüm eksikliklerine rağmen bir eşik olarak görüyoruz. Bu eşikten geçerek Kürt sorununun çözümü için eşit yurttaşlığı yasal güvenceye kavuşturacak adımların atılması elzemdir. Sürecin, kalıcı bir barış ve gerçek bir demokrasi ile taçlanması en büyük talebimizdir. Eşit yurttaşlık temelinde kurulacak toplumsal bir barış, hepimizin ortak geleceği için hayati bir zorunluluktur.

Barış İçin LGBTİ+ İnisiyatifi olarak çağrımız nettir:

  • Küresel Barış: Filistin, İran, Suriye, Ukrayna ve dünyanın dört bir yanındaki işgal, katliam ve emperyalist saldırılara derhal son verilmelidir.

  • Demokratik Çözüm: Türkiye'deki barış süreci, toplumsal barışı ve eşitliği kalıcı kılacak demokratik adımlarla örülmelidir.

  • Onurlu Yaşam: LGBTİ+ları ve tüm ötekileri hedef gösteren düşmanlaştırıcı politikalara ve militarizmin beslediği nefret kültürüne derhal son verilmelidir.

Silahların sustuğu, dayanışmanın ve gökkuşağının hepimizi özgürleştirdiği bir dünyayı hep birlikte inşa edeceğiz.

Alışın, buradayız; barışta ısrarcıyız!

Barış İçin LGBTİ+ İnisiyatifi



Etiketler: insan hakları, medya, yaşam, siyaset, heteroseksizm, trans, ikili cinsiyet sistemi, lgbti, ifade özgürlüğü, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks, barış, örgütlenme özgürlüğü
İstihdam