08/09/2026 | Yazar: Kaos GL

Barış İçin LGBTİ+ İnisiyatifi’nden Selman ve Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi’nden Kadriye Turan, Çerçeve Yasa’yı ve barış sürecini Yeni Yaşam’a değerlendirdi.

“Barış için LGBTİ+ İnisiyatifi olarak barışa katkı sunmakta kararlıyız” Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Fotoğraf: Tulya Çavuşoğlu/Ankara Onur Yürüyüşü’nden

Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi üyesi Kadriye Turan ile Barış İçin LGBTİ+ İnisiyatifi üyesi Selman, barış sürecini ve Çerçeve Yasa’yı Yeni Yaşam’dan Duygu Kıt’a değerlendirdi.

Barış İçin LGBTİ+ İnisiyatifi’nden Selman, Çerçeve Yasa’yı Kürt sorununun çözümü açısından önemli bir adım olarak değerlendirdi. Kürt sorununun Cumhuriyet’in kuruluşundan bu yana inkâr ve imha politikalarıyla karşı karşıya kaldığını belirten Selman, “Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren inkâr ve imha politikaları uygulanan, yüzleşilmeyen Kürt sorunu, defalarca kez bozulan masaların ardından Çerçeve Yasa’yla, hukuki bir adımla tanındı” dedi.

Yasanın geri dönüşlerin önünü açan resmi bir başlangıç olması bakımından önem taşıdığını belirten Selman, kalıcı barış açısından uygulama sürecinin ve demokratikleşme adımlarının belirleyici olacağını söyledi:

“Geri dönüşlerin önünü açan resmi bir başlangıç adımı olarak yasanın önemini görmezden gelmek mümkün değil. Bununla birlikte yasanın uygulanması ve demokratikleşme mücadelesinin barışı kalıcılaştırmak için daha belirleyici olacağını düşünüyoruz. Biz de Barış için LGBTİ+ İnisiyatifi olarak bu mücadeleyi sürdürmekte, barışa katkı sunmakta kararlıyız. BİL+ olarak 2024 Ekim itibariyle başlayan süreçten bugüne kadar iktidarın güvenlikçi söylemlerini sürdürmekte ısrarcı olduğunu görüyoruz. Bu yasa da güvenlikçi dili yine sürdürmekte; yalnızca silahsızlanmayı ve infazların ertelenmesini ele almakta. Bu politikalar, yasada Kürt kimliğinin dahi geçmemesi, Kürt halkının temel taleplerini ve varlığını görünmez kılıyor. Yine eleştirilen noktalardan biri yasanın demokrasi ve/ya demokratik topluma dair bir adım atmıyor oluşu. Meclis’in yeniden açılmasının ardından demokratik talepleri içeren yasaların da ertelenmeden sunulması gerekiyor. Ancak iktidarın demokratik talepleri görmesi için mücadele sürmeli, açılan barış kapısından demokratik toplum talepleri zorlanmalı.”

“İktidar güvenlikçi söylemlerini LGBTİ+’lara karşı da kullanıyor”

Selman, iktidarın güvenlikçi politikalarının barış süreciyle sınırlı olmadığını, LGBTİ+’lara yönelik politikalarda da aynı yaklaşımın sürdüğünü söyledi. Barış ve demokratik toplum mücadelesinin birbirinden koparılamayacağını vurgulayan Selman, şöyle konuştu:

“Yine sürecin başından beri dikkat çektiğimiz gibi, iktidar güvenlikçi söylemlerini yalnızca barış masasında değil, LGBTİ+’lara karşı da kullanıyor. Diğer tarafta barış yasasını barış-demokrasi ikiliğine sıkıştırarak rafa kaldıran anlayışa da itiraz ediyoruz. Demokratik topluma, özgürlükçü yaşama dair mücadelemiz baki ancak bu barış-demokrasi diyalektiğinde demokratik bir toplumun inşası için barışın inşa edildiği çatlaklardan da sızılabilir. Güvenlikçi söylem aşıldığında demokratik toplumun, onurlu barışın nihai bir hedef olacağını düşünüyoruz. Demokratik barışı bütün halkların, kimliklerin, inançların birlikte yaşamı inşa ettiği bir zemin olarak tahayyül ediyoruz. Bu sebeple de barışa dair söz söyleme, barışa dair sorumluluk alma iradesi gösteriyoruz. Bunu 10-11-12. yargı paketlerinin taslaklarında gördük. Yine yalnızca çerçeve yasayı somut olarak ele aldığımız son iki haftaya baktığımızda LGBTİ+ düşmanlığını, Bahçeli’nin nefret söylemlerinde, RTÜK’ün cezalarında, Mabel Matiz’e açılan soruşturmadan görebiliyoruz. Bu politikalar soyut değil, doğrudan hayatlarımıza dokunuyor; LGBTİ+’lara yönelik artan yoksulluk, ayrımcılık, şiddet ile bağını kurmak gerekiyor”

Turan: “Amacımız sadece taleplerimizi dile getirmek değil, barışın kurulmasında aktif özne olmak”

Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi üyesi Kadriye Turan ise kadınların ve feminist hareketin barış mücadelesinin uzun yıllara dayanan bir birikime sahip olduğunu söyledi.

Turan, “94 yılında yapılan Arkadaşıma Dokunma Kampanyası’ndan 2009 yılında kurulan Barış İçin Kadın Girişimi, Kadın Özgürlük Meclisi, bugün de Barışa İhtiyacım Var İnisiyatifi olarak birikmiş mücadele deneyimi ile barış için sorumluluk almaya devam ediyoruz” dedi.

Kadınların barış sürecinde taleplerini dile getiren konumda kalmak istemediğini, barışın kurulmasına doğrudan katılmayı hedeflediğini belirten Turan, barışın toplumsallaşmasının önemine dikkat çekti:

“Amacımız sadece taleplerimizi dile getirmek değil, barışın kurulmasında aktif özne olmak. Bunun için en temel ihtiyacımız barışın toplumsallaşması, barış ihtiyacının toplumsal bir talebe dönüşmesi. Kürt meselesinin demokratik yollarla çözülmemesi, geçmişi daha eski de olan ancak tanıklık ettiğimiz 40 yılı aşkın süredir devam eden çatışmalı süreç toplumda derin etkiler yarattı. Bu ülkede her gün kadınlar katlediliyor. Failler cezasızlık zırhı ile korunuyor. Bunların hepsi savaşın olağanüstü araçlarının gündelik pratiklere dönüştüğünü gösteriyor bize. Şiddet Kürt illerinde korucular ve üniformalı erkekler eliyle genç kadınlara yönelirken kadınların şüpheli biçimde kaybedilmesiyle ülke genelinde ise genç erkeklerin çeteleşmesi ve çeşitli şiddet araçlarına erişebilmesiyle yaygınlaşıyor.”

Haberin tamamına ulaşmak için tıklayın 


Etiketler: insan hakları, kadın, nefret suçları, siyaset, heteroseksizm, trans, ikili cinsiyet sistemi, lgbti, eşcinsellik, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks, barış
İstihdam