25/06/2026 | Yazar: Kaos GL

Av. Senem Doğanoğlu, Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutulan LGBTİ+ mahpuslara yönelik hak ihlallerini ve uygulamaları, JINNEWS’ten Melek Avcı’ya değerlendirdi.

Av. Senem Doğanoğlu: “Sincan Kadın Hapishanesi, trans mahpuslar açısından yeni bir rejim inşa ediyor” Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Fotoğraf: JINNEWS

Avukat Senem Doğanoğlu, Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutulan LGBTİ+ mahpuslara yönelik hak ihlallerini ve uygulamaları, JINNEWS’ten Melek Avcı’ya değerlendirdi; cezaevinde yeni bir infaz rejiminin inşa edildiğini, LGBTİ+’ların ayrı koğuşlarda tutulduğunu, sürgün sevklerle tecrit uygulamalarının derinleştirildiğini ve LGBTİ+ mahpusların intihara sürüklendiğini söyledi.

Doğanoğlu, Ağustos 2025’te cezaevinde yeni bir müdürün görevlendirilmesinin ardından “İdare ve Gözlem Kurulu” kararıyla translar için G3 adı verilen ayrı bir koğuşun inşa edildiğini ifade etti; adli tutsaklar açısından bir şiddet ve baskı dalgasının oluşturulduğunu vurguladı:

“Bunu söyleyen hem yıllardır görüşçüsü olduğumuz müvekkillerimiz. Aynı zamanda müvekkillerimiz vasıtasıyla ve onların sayesinde adli tutsaklar açısından bir şiddet ve baskı dalgasının oluştuğu bilgisini almıştık. Bunun en önemli kaynağı özellikle Aralık ayında trans tutsak Poyraz'ın yaşamını yitirmesiydi. Bir trans koğuşu kurulduğunu da yine bu yaşamını yitirme durumu sonrası öğrenmiş olduk. Yeni gelen müdürün görevlendirilmesinin ardından, 20 Kasım 2025 tarihinde, yani nefret suçuna kurban giden transları anma gününde, Adalet Bakanlığı'nın da dahil olduğu bir karar alınıyor. İdare ve Gözlem Kurulu kararı denilen o kurulun kararıyla translar için bir koğuş inşa ediliyor. Bu koğuş, siyasi tutsakların bulunduğu koridorda yer alan ve G3 adı verilen bir koğuş. Bu koğuşa önce İskenderun'dan sürgün olarak bir trans erkek getiriliyor. Daha sonra Sincan Hapishanesi'nde karma ve diğer kadınlarla, adli kadınlarla kaldıkları koğuşlarda kalıyor olmalarına rağmen iki arkadaş bu koğuşa getiriliyor. Ardından başka bir kentten sürgün edilen bir trans erkek daha getiriliyor.”

“G3 koğuşuyla ilgili İdare ve Gözlem Kurulu kararına erişemiyoruz”

G3 koğuşunun, toplumsal cinsiyet normları esas alınarak oluşturulduğunu kaydeden Doğanoğlu; İdare ve Gözlem Kurulu’nun özel hayata yönelik sorularla LGBTİ+ mahpusları beyanda bulunmaya zorladığını söyledi:

“Aslında trans varoluşla ilgili bir tasarrufta bulunuyor ve bu iddianın dışında gerçek parametre şu; kimin ki hapishanede saçı kısa, kim ki sürekli eşofman altıyla geziyor, kim ki toplumsal cinsiyet normlarına uygun bir şekilde oje ya da çeşitli makyaj araçlarını istemiyor, bütün toplumsal cinsiyet klişelerinde kadınlara yüklenenleri yapmıyorsa, o zaman 'bu koğuşa geçeceksiniz' deniliyor. Bu koğuşla ilgili bir İdare ve Gözlem Kurulu kararı bilgimiz var ama bu karara asla erişemiyoruz. Savcılık üzerinden de talep edildi ancak erişilemedi. Bu karara erişemediğimiz gibi, bu koğuşa Sincan Hapishanesi'nde zaten bulunan iki arkadaşın geçiş süreci de şu şekilde; İdare ve Gözlem Kurulu nasıl ki siyasi tutsak arkadaşlarımıza yıllardır ‘pişmanlık’ dayatmasını yapıyor, benzerini onları çağırarak 'saçını uzatacak mısın, vazgeçecek misin?' diyerek yapıyor. Ama bunu büyük bir manipülatif marifetle yapıyor ki; ‘hormon istiyor musun, sen kimleri seviyorsun?’ gibi sorularla, müthiş bir duygusal, erotik, romantik, ne ilgisi varsa ona dair beyanda bulunmaya zorluyor. Ve bu beyana, söz gelimi hormona dair, 'hormon terapisi konusundaki süreci dışarıda da sürdürüyordum, içeride de devam ettirmek istiyorum' diyenin imzasını alıyor ve aslında o koğuşa geçmek konusunda da irade beyanında bulunduğunu iddia ediyorlar. Böylece, içeriğini bilmedikleri bir tutanağa imza attırılmış olunuyor.”

“G3 koğuşuna Türkiye’nin her yerinden sürgünler oluyor”

Doğanoğlu, G3 koğuşunun tecrit uygulamaları kapsamında oluşturulduğunu ve tamamen izole olduğunu vurgulayarak mahpusların sosyal faaliyetlere çıkarılmadığını ifade etti; spora çıkma hakkının dahi açlık greviyle elde edildiğini belirtti:

“Hak yoksunluğu açısından yıllardır siyasi tutuklular için nasıl bir rejim öngörüldüyse, doğal olarak onunla birleştiriyorlar. Ama aynı zamanda adlilere uyguladıkları rejimi de uyguluyorlar. Nedir? Mesela, kontrollü mahkûm denen durumun çok yoğun bir şekilde kötüye kullanıldığı kanaatine vardığımız görüşmeler yaptık. İlaç tedavisi ve bütün yaşattığı, kurduğu şiddet rejimi ile uyumsuz olan herkesin patolojikleştirildiği, ruhsal olarak başka bir torbaya konulduğu bir rejim kurmuş durumda. Bu koğuş şu anda 8 kişi ve Türkiye'nin her yerinden peyderpey buraya sürgünler oluyor. Sincan nasıl ki bir pilot uygulama merkezi olduysa, özellikle İdare ve Gözlem Kurulları kurulduktan sonra halen devam eden tahliyelerin yakılması ve şartlı tahliye konusunda pişmanlık dayatması uygulamalarının en merkezi yeri olarak görünüyorsa; trans mahpuslar açısından da, trans erkek mahpuslar açısından da Sincan Kadın Hapishanesi yeni bir rejim inşa ediyor. Yine trans kadınlar için Sincan'da L4 Cezaevi'nde bu uygulama zaten var ve bu da yine Türkiye'ye yaygınlaştırılması planlanan ya da Türkiye'de bir çeşit, yanlış bir terim kullanmak istemem ama bir kampa dönüşecek, bir depo yerine dönüşecek bir inşa sürecinden bahsedebiliriz”

Haberin tamamına ulaşmak için tıklayın.


Etiketler: insan hakları, medya, yaşam, nefret suçları, siyaset, anayasa, trans, lgbti, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks, cezaevi
İstihdam