08/09/2026 | Yazar: Kaos GL

Avukat Nergiz Görnaz, NATO Zirvesi öncesinde Ankara’da düzenlenen operasyonlar kapsamında tutuklanan LGBTİ+ aktivisti Duru’nun tutukluluk durumu ve iddianamesi üzerine ÜniKuir’e konuştu.

Av. Nergiz Görnaz: “Duru’yla dayanışmak hepimizin ifade, örgütlenme ve toplantı özgürlüğüne sahip çıkmak anlamına geliyor” Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Avukat Nergiz Görnaz, NATO Zirvesi öncesinde Ankara’da düzenlenen operasyonlar kapsamında 26 Haziran’da tutuklanan LGBTİ+ aktivisti Duru’nun tutukluluk durumu ve iddianamesi üzerine ÜniKuir’e konuştu.

Görnaz, savcılığın Duru hakkında “silahlı terör örgütüne üye olma” ve “terör örgütü propagandası yapma” suçlamalarıyla iddianame düzenlediğini hatırlatarak dosyada Duru’nun politik faaliyetlerinin, katıldığı eylemlerin, taşıdığı pankartların, attığı sloganların, arkadaşlık ilişkilerinin ve sosyal medya içeriklerinin suç unsuru haline getirildiğini söyledi:

“Duru 23 Haziran’da gözaltına alındı, 26 Haziran’da ise tutuklandı. Savcılık daha sonra hakkında silahlı terör örgütüne üye olma ve terör örgütü propagandası yapma suçlamalarıyla iddianame düzenledi. Duru çok genç bir trans kadın ve aynı zamanda üniversite öğrencisi. Dosyada onun politik faaliyetleri, katıldığı eylemler, taşıdığı pankartlar, attığı sloganlar, arkadaşlık ilişkileri, gittiği mekânlar ve sosyal medya içerikleri uzun bir liste hâlinde bir araya getirilmiş durumda. Ben ve meslektaşlarım ise müdafii olarak hem bu isnatlara hem de tutukluluğuna karşı savunmasını yürütüyoruz.”

Dosyayı özgül kılan ilk unsurun, savcılığın çok büyük ölçüde açık ve kamusal siyasi faaliyetlerden hareketle örgüt üyeliği sonucuna ulaşması olduğunu aktaran Görnaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bence İddianamede Duru’nun ve diğer arkadaşlarının 1 Mayıs’a, Newroz’a, işçi direnişleriyle dayanışma eylemlerine, 19 Mart sonrası gerçekleştirilen gösterilere, Rojava’ya ilişkin protestolara, çeşitli anmalara katılması; pankart veya flama taşıması ve slogan atması ayrı ayrı tespit olarak sıralanıyor. Örneğin 1 Mayıs’ta YDG kortejinde yer alması, flama taşıması ve slogan atması dosyanın delilleri arasında. NATO karşıtı faaliyetler de bunun içerisinde.  Dosyanın sonunda savcılık bütün bu faaliyetleri bir araya getirerek Duru’nun “süreklilik, yoğunluk ve çeşitlilik” gösterecek şekilde örgüt içerisinde faaliyet yürüttüğünü ve örgüt hiyerarşisi içerisinde bulunduğunu ileri sürüyor. Bizim açımızdan temel mesele tam da burada: Bir insanın politik görüşlerini ifade etmesi, gösterilere katılması, pankart taşıması, bildiri dağıtması veya belli insanlarla birlikte hareket etmesi ile silahlı bir örgütün hiyerarşik yapısına dahil olması aynı şey değildir.”

“24 Eylül’deki ilk duruşmada Duru’nun tahliyesini talep edeceğiz”

Görnaz, özellikle son yıllarda önce toplantının engellenmesi veya polis müdahalesi, ardından gözaltı ve tutuklama şeklinde ilerleyen bir döngünün çok sık görüldüğünü belirterek bir eyleme katılmanın aylar sonra başka ve çok daha ağır bir suçlamanın delili haline getirilebildiğini kaydetti:

“19 Mart sonrasında bunun kitlesel ölçekte uygulanmasına tanık olduk. Üstelik mesele yalnızca eylem sırasında yapılan müdahaleler de değil. Eylem bittikten aylar sonra görüntüler ve sosyal medya paylaşımları taranıyor, kişiler teşhis ediliyor ve bir basın açıklamasına katılmış olmak başka soruşturmaların deliline dönüştürülebiliyor. Duru’nun ve yoldaşlarının iddianameleri de bunun bir örneği. Savcılık 19 Mart protestolarının dokuzuncu ayına ilişkin bir eyleme katılmasını, pankart taşımasını ve slogan atmasını dahi örgüt üyeliği değerlendirmesinin parçalarından biri olarak kullanıyor. Yani bugün toplantı ve gösteri hakkına yönelik müdahale yalnızca sokağa çıkmanızı engellemekle sınırlı kalmayabiliyor; o eyleme katılmış olmanız aylar sonra başka ve çok daha ağır bir suçlamanın delili hâline getirilebiliyor.”

Duru ile dayanışmanın, herkesin ifade, örgütlenme ve toplantı özgürlüğüne sahip çıkmak anlamına geldiğini vurgulayan Görnaz, sözlerini sonlandırdı:

“Onun özgürlüğü için yürüttüğümüz hukuki mücadele devam ediyor ve 24 Eylül’deki ilk duruşmada da tahliyesini talep edeceğiz. Aynı zamanda bu dosyayı yalnızca Duru üzerinden okumamak gerektiğini düşünüyorum. Bir gösteriye katılmanın, bir pankartın arkasında yürümenin, arkadaşlarınızla politik faaliyet yürütmenin, sosyal medyada düşüncenizi ifade etmenin ağır ceza yargılamasının dayanağı hâline gelebildiği bir dönemden geçiyoruz. Bu yüzden Duru’yla dayanışmak, biraz da hepimizin ifade, örgütlenme ve toplantı özgürlüğüne sahip çıkmak anlamına geliyor.”

LGBTİ+ aktivisti Duru’nun “terör örgütü üyeliği” suçlamasıyla yargılandığı davanın ilk duruşması, 24 Eylül’de görülecek.

Söyleşinin tamamına ulaşmak için tıklayın.


Etiketler: insan hakları, kadın, medya, yaşam, sivil anayasa, siyaset, trans, lgbti, ifade özgürlüğü, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks, örgütlenme özgürlüğü
İstihdam